♥️ Hud Suresi 75 Ayet Tefsiri
HudSuresi) Ayet-75 Kur'ân-ı Kerim » Cüz-12 » Sayfa-230 » HÛD Suresi » 11/HÛD-75 11/HÛD-75: Muhakkak ki İbrâhîm (a.s), cidden çok halim (yumuşak huylu), çok acıyandır (yalvarandır), Allah’a yönelmiş bir kimsedir.
ADNAN OKTAR: Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Hud Suresi, 103. Ayet-“Ahiret azabından korkan için bunda kesin ayetler vardır. O, bütün insanların kendisinde toplanacağı bir gündür.” Ve bakın çok önemli bir şey söylüyor Cenab-ı Allah; “ve o, gözlemlenebilen bir gündür.” Yani herkesin görebileceği bir gündür, kıyamet.
Ayetinin Meali (Anlamı): Yıldızların düştüğü yerlere ve peyderpey inen Kur’an’ın her bir bölümüne ant ederim. Vâkıa Suresi 75. Ayetinin Tefsiri: اَلنُّجُومُ (nucûm), yıldız mânasındaki اَلنَّجْمُ (necm) kelimesinin çoğulu olup “yıldızlar” demektir. مَوَاقِعُ (mevâkı) ise
Şüphesizki İbrahim, çok hoşgörülü, çok yufka yürekli, (Allah’a) yönelmiş (biriydi). Gerçekten İbrahim çok yumuşak huylu, çok yufka yürekli ve (Allah’a) gönülden yönelen birisiydi. çünkü, İbrahim ince ruhlu, yumuşak başlı, çok içli, merhametli ve dönüp dönüp Rabbine yönelmek, O’na yakın olmak isteyen
13Ra'd Suresi 21. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' Ö NASUHİ BİLMEN MEALİ: Onlar ki, Allah Teâlâ´nın bitiştirilmesini emrettiği şeyi bitiştirirler ve Rablerinden haşyette bulunurlar ve fena hesaptan korkarlar.
SayınAdnan Oktar'ın Hud Suresi, 2 ile ilgili Kuran Tefsiri. 75 - Kıyamet Suresi; 76 - İnsan Suresi Hud Suresi. “Mekke’de indirilen sure 123 ayet.
HUD SURESİ TEFSİRİ. 11-HUD: 75- Çünkü İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok yufka yürekli (yanık kalbli) idi. Enbiya 10 ncu ayet izzet şeref ve şan
Oböyle yapmasaydı insan böyle olmazdı; düşünemez, konuşamaz, aklında tutamaz, unutamazdı. 6. âyete göre Resûlullah, kendisine okutulanı (Kur’an’ı) asla unutmayacaktır; ancak bu, Allah istediği için böyledir; unutmasını isteseydi elbette unutacaktı. Müfessirler, “Sana kolaylık ve huzurun yollarını açacağız
AyrıcaMahmut Sami Ramazanoğlu’nun Yûnus ve Hûd Sûrelerinin Tefsiri adıyla yayımlanan (İstanbul , 1987, 1991) tasavvufî bir tefsiri bulunmaktadır. Sûrenin faziletine dair Abdullah b. Rebâh’tan, “Cuma günü Hûd sûresini okuyunuz” meâlinde bir hadis rivayet edilmiştir (Dârimî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân
olur” (bk. Ayyaşî Tefsiri)Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla1. Elif, Lâm, Mîm, Sâd. (bk. Açıklamalar Bölümü: 74)2. Bu, (insanları) uyarman için ve müminlere bir hatırlatma ve öğüt olarak sana indirdiğimiz bir kitaptır. Öyleyse ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3. Rabbinizden size indirilene uyun;
11 Sure. Hûd Suresi 75. Ayet Meali, Hûd 75, 11:75. Çünkü İbrahim çok içli ve Allah’a yönelen bir kimseydi.
ZumerSûresi Sesli Tefsiri. Zumer Sûresi. 1. ve 7. Ayet Tarayıcınız audio elementini desteklemiyor. 16. ve 28. Ayet Tarayıcınız audio elementini
Q0UR. Kehf Sûresi 75. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Fazileti Kehf Sûresi Hakkında Kehf sûresi 110 âyettir. Mekke’de inmiştir. İsmini, 9-26. âyetleri arasında anlatılan “Ashâb-ı Kehf” kıssasından almıştır. Mushaf tertibine göre 18, iniş sırasına göre 69. sûredir. Kehf Sûresi Konusu Kehf sûresi, giriş kısmında Kur’ân-ı Kerîm’den, onun indiriliş maksadından, Kur’an’ın tâlimatları karşısında insanların “iman eden ve iman etmeyen” olarak ikiye ayrıldıklarını; bunlardan iman edenlerin çok güzel mükafatlara nâil olacaklarını, iman etmeyenlerin ise cezalandırılacaklarını beyân eder. Resûlullah vazifesinin sadece tebliğ olduğunu, bunun ötesine geçip insanları İslâm’a davette kendini telef edecek derecede yorucu bir yola girmemesini tavsiye eder. Sûrede esas konu olarak dünya hayatının ve âhiret hayatının mâhiyeti, bu münâsebetle dünyanın gelgeç sevdâlarına aldanmayıp Allah’a ve âhirete imanın önemi üzerinde durulur. Bu konu, pek dikkat çekici bir üslupla anlatılan Ashâb-ı Kehf kıssası, biri bahçeleri olan varlıklı ve şımarık, diğeri oldukça fakir iki kişinin hikâyesi ve dünya hayatının fanîliğiyle alakalı çarpıcı bir örnekle dikkatlere sunulur. Bu arada insanların mahşer yerinde toplanması ve amel defterlerinin açılıp içinde küçük büyük her şeyin sayılıp döküldüğünü, hiçbir ayrıntının bile ihmal edilmediğini gören inkarcı suçluların hazin hallerinden bir manzara arzedilir. Tekrar Kur’an’ın ana mesajlarına dikkat çekildikten sonra, anlaşılması bakımından insan aklının sınırlarını zorlayan Hz. Mûsâ ile Hz. Hızır kıssasına geçilir. Bu kıssada ilm-i ledün konuşur; üç misalle sır perdesinin kenarı azıcık açılır, kader muammasından iğne ucu kadar bir nokta aydınlanır, sonra tekrar kapatılır. İlm-i ledünden siyaset ve saltanat ilmine geçilir. Bu hususta da Hz. Zülkarneyn’in emsalsiz dünya saltanatının ana noktalarına temas edilir. Fakat bu dünyada iyi veya kötü nasıl bir saltanat sürülürse sürülsün kâinatı altüst edecek olan kıyamet dehşetinin kaçınılmaz olduğuna vurgu yapılarak, kârlı çıkacak olanların yatırımlarını âhiret hayatına yapanlar; zararlı çıkacak olanların ise âhireti hesaba katmadan çalışanlar olacağı belirtilir. Kehf Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada on sekizinci, iniş sırasına göre altmış dokuzuncu sûredir. Gåşiye sûresinden sonra, Nahl sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Ancak 28. âyeti ile 83 ve 101. âyetlerinin Medine’de indiği rivayeti de vardır Nüzûl sebebi olarak tefsir ve siyer kaynaklarında şöyle bir olay anlatılmaktadır Müslümanların sayısının çoğalması üzerine müşrikler, Resûlullah’ın peygamber olup olmadığını araştırmak için Nadr b. Hâris ile Utbe b. Muayt’ı Medine’deki yahudi âlimlerine gönderip kendilerine şu tâlimatı vermişlerdi “Muhammed’in durumunu onlara sorun, vasıflarını ve söylediklerini anlatın; onlar kitap ehlidir, peygamberler hakkında bizim bilmediklerimizi bilirler.” Bu iki adam, Medine’ye giderek meseleyi yahudi âlimlerine anlattılar. Onlar da, “Muhammed’e, geçmiş zamanlarda mağaraya sığınmış gençleri; dünyanın doğusunu ve batısını dolaşmış olan adamı; rûhun ne olduğunu sorun; eğer bunları size bildirirse o bir peygamberdir, ona uyun; aksi takdirde bir falcıdır, ona istediğinizi yapabilirsiniz” dediler. Nadr ile arkadaşı Mekke’ye dönüp bunları Hz. Peygamber’e sordular. O da “Sorularınıza yarın cevap veririm” dedi. Fakat “inşallah” demesi gerekirken bunu ihmal ettiği için o günden itibaren on beş gün vahiy gelmedi. Bunun üzerine Mekke halkı, “Muhammed bize, Sorularınıza yarın cevap veririm’ diye söz vermişti. Ancak aradan on beş gün geçtiği halde hâlâ sorularımıza cevap vermedi” diyerek dedikoduya başladılar. Hz. Peygamber’e vahyin gecikmesi sırasında iyice bunaldığı bir sırada Cebrâil yukarıdaki soruların cevabını içeren Kehf sûresi ile İsrâ sûresinin 85. âyetini getirdi İbn Âşûr, XV, 242-244. Tefsir ve siyer kaynaklarından bu rivayeti nakleden İbn Âşûr, Ashâb-ı Kehf hakkında Hz. Peygamber’e soru sormaya Kureyşliler’i teşvik edenlerin, ticaret maksadıyla Mekke’ye gelen bazı hıristiyanlar veya Kureyş’in Suriye ticaret yolu üzerinde bulunan kiliselerdeki hıristiyan din adamları olabileceğini söylemektedir XV, 259-260. Elmalılı Muhammed Hamdi de yukarıdaki rivayeti geniş şekliyle naklettikten sonra, hadis tekniği açısından bu rivayetin zayıf olduğunu, buna dayanılarak sûrenin tefsir edilmesinin doğru olmayacağını ifade etmektedir. Elmalılı’ya göre sûrenin baş tarafındaki âyetler gösteriyor ki esas iniş sebebi, “Allah çocuk edindi” denilmiş olmasıdır. Sûre, bunun ilmî dayanağı bulunmayan büyük bir yalan olduğunu açıklamak, bu sözü söyleyenleri uyarmak ve onları tevhide davet etmek için indirilmiş, Zülkarneyn ile ilgili sorunun cevabı da bunun tamamlayıcısı olmuştur V, 3220. Kehf Sûresi Fazileti Kehf sûresinin faziletiyle alâkalı rivayetlerden birkaçı şöyledirBerâ b. Âzib dediğine göre bir adam Kehf sûresini okuyordu, yanında da iki uzun iple bağlı bir at vardı. Derken bir bulut adamın üzerine doğru inmeye başladı. Bulut yaklaştıkça yaklaşıyordu. At bundan dolayı ürktü ve huysuzlardı. Sabaha çıkınca o zat Nebî gelerek hâdiseyi anlattı. Resûlullah “O, kalbe huzur veren bir melektir, Kur’an okuduğun için inmiştir” buyurdu. Buhârî, Fezâil 11; Müslim, Müsâfirîn 240Resûlullah şöyle buyurur“Kim, Kehf sûresinin başından on âyet ezberlerse deccâlden korunmuş olur.” Müslim, Müsâfirin 257“Kim, Kehf sûresinin son on âyetini okursa deccâlin fitnesinden korunur.” Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 446“Her kim Cuma gecesi Kehf sûresini okuyacak olursa, bir nûr kendisi ile Beyt-i Atîk arasındaki mesâfeyi onun için aydınlatır.” Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân 18“Kim Kehf sûresinin baş tarafları ile sonlarını okursa, bu sûre onun için tepeden tırnağa kadar bir nûr olur. Kim de tamâmını okursa, onun için gök ile yer arasında bir nûr olur.” Ahmed b. Hanbel, Müsned, III,439“Kim, Kehf sûresini indirildiği gibi okursa sûre, kıyamet gününde onun için bir nûr olur.” Beyhakî, Sünen, III, 249 قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْرًا ﴿٧٥﴾ Karşılaştır 75 Hızır “Sana, Benimle beraber bulunmaya asla sabredemezsin!» uyarısında bulunmamış mıydım?” diye çıkıştı. TEFSİR Buhâri ve Müslim’de anlatıldığı üzere “Mûsâ ile Hızır gemiden çıktılar. Kıyıda yürüyorlarken orada oynayan çocuklar gördüler. Hızır onlardan birinin kafasını eliyle tuttu ve koparıp öldürdü. Bunun üzerine Mûsâ ile Hızır arasında bu âyetlerde haber verilen konuşma geçti.” Buhârî, Tefsir 18/2; Müslim, Fezâil 170Bu arada Hızır, Mûsâ’ya şöyle demiştir“Ben Allah tarafından öyle bir ilim sahibiyim ki, senin onunla amel etmen uygun değildir. Çünkü sen onunla amele me’mûr değilsin. Sen de Allah tarafından öyle bir ilim sahibisin ki, benim onunla amel etmem uygun değildir. Çünkü ben onunla amele me’mur değilim.” bk. Buhârî, Enbiyâ 27Hızır’ın yaptığı bu iş, birincisinden daha büyük ve daha kabul edilemez cinsten bir şeydi. Bir önceki, geminin yan tarafından bir delik açmak olup, kapatmak suretiyle telâfi edilebilirdi. Fakat öldürmenin böyle bir telâfisi mümkün değildi. Fakat önceki hâdise hakkında kötü ve tehlikeli mânasında kullanılan اِمْرًا imren kelimesinin, burada kullanılan نُكْرًا nükren kelimesinden daha ağır olduğu söylenmiştir. Çünkü bir kişiyi öldürmek, gemideki yolcuların tamamını boğmaktan daha Mûsâ arkadaşlıklarına son noktayı koyan olay ise şöyle gerçeşti Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
Hûd Sûresi 77-80. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Fazileti Hûd Sûresi Hakkında Hûd sûresi Mekke’de inmiştir. 123 âyettir. İsmini, 50-60. âyetler arasında kıssası anlatılan Hûd almıştır. Mushaf tertîbine göre 11, nüzûl sırasına göre 52. sûredir. Hûd Sûresi Konusu Hûd sûresinde itikat konuları, özellikle Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlik gerçeği ve bunun önceki toplumlardaki tezâhürü ele alınmaktadır. Bunu misallendirmek üzere Hz. Hûd, Hz. Sâlih, Hz. İbrâhim, Hz. Lût, Hz. Şuayb ve Hz. Mûsâ gibi peygamberlerin kıssaları, Yûnus sûresine göre daha geniş bir çerçevede anlatılmaktadır. Bu misallerden hareketle Kur’an’ın mûcize oluşu, öldükten sonra diriliş, hesap ve âhiret hayatıyla alakalı mevzulara dikkat çekilmektedir. Hûd Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada on birinci, iniş sırasına göre elli ikinci sûredir. Yûnus sûresinden sonra, Yûsuf sûresinden önce Mekke döneminin son bir yılı içinde nâzil olmuştur. 12, 17 ve 114. âyetlerinin Medine’de indiği yolundaki görüş müfessirlerin çoğunluğunca kabul edilmemiştir İbn Âşûr, XI, 311; Reşîd Rızâ, XII, 2; Ateş, IV, 291. Hûd Sûresi Fazileti Allah Resûlü Hûd sûresinin fazileti hakkında şöyle buyurur “Cuma günü Hûd sûresini okuyun.” Dârimî, Fezailü’l-Kur’an 17 Yine Efendimiz sûresi ve Vâkıa, Hâkka, Mürselât, Nebe’ ve Tekvîr gibi kardeşleri beni ihtiyarlattı” Tirmizî, Tefsir 57/3297 beyânıyla da sûrenin muhtevasının önemine ve bildirdiği sorumlulukların ağırlığına dikkat çeker. Çünkü bu sûrelerde fevkalade tesirli bir üslûpla önceki peygamberlerin tevhid mücadelesinden kesitler sunulmakta, kalpleri derinden sarsan kıyamet sahneleri tasvir edilmektedir. وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هٰذَا يَوْمٌ عَص۪يبٌ ﴿٧٧﴾ وَجَٓاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِۜ قَالَ يَا قَوْمِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ي هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ ف۪ي ضَيْف۪يۜ اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَش۪يدٌ ﴿٧٨﴾ قَالُوا لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا ف۪ي بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّۚ وَاِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُر۪يدُ ﴿٧٩﴾ قَالَ لَوْ اَنَّ ل۪ي بِكُمْ قُوَّةً اَوْ اٰو۪ٓي اِلٰى رُكْنٍ شَد۪يدٍ ﴿٨٠﴾ Karşılaştır 77 Elçilerimiz Lût’a gelince, onlara sapık kavminin musallat olabileceğinden dolayı endişeye kapıldı, bu yüzden göğsü daraldı ve “Bugün, gerçekten pek çetin bir gün olacak!” dedi. Karşılaştır 78 Daha önceden de o çirkin işleri yapmaya alışık olan kavmi koşarak, itişe kakışa Lût’un yanına geldiler. Lût onlara “Ey kavmim! İşte şunlar benim kızlarım; sizin için en temiz olanı onlarla evlenmenizdir. Allah’tan korkun ve misafirlerime karşı beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu!” dedi. Karşılaştır 79 Dediler ki “Sen de gâyet iyi biliyorsun ki, bizim senin kızlarında gözümüz yok. Sen, aslında bizim ne istediğimizi de pekâlâ biliyorsun.” Karşılaştır 80 Lût da “Keşke size karşı koyabileceğim bir kuvvetim olsaydı yahut sağlam bir kaleye sığınabilseydim!” dedi. TEFSİR Melekler, Hz. İbrâhim’den ayrıldıktan sonra yine genç delikanlılar kılığında Hz. Lût’a geldiler. Lût bunları insan sandığı için endişeye kapıldı, oğlanlara düşkün olan kavminin bu genç misafirlere Musallat olacağından korktu, içi iyice daraldı. Korktuğu gibi de oldu. Lût’un evine genç, güzel delikanlıların geldiğini haber alan kavim, hemen itişe kakışa koşarak Hz. Lût’a geldiler, delikanlıları kendilerine teslim etmesini istediler. Çünkü onlar daha önce böyle kötülükleri yapmaya alışmışlar; iffet ve haya duygularını tamamen yitirmişlerdi. Hz. Lût, misâfirlerini korumak için onlara kendi kızlarıyla veya peygamber olması hasebiyle kızları mevkiinde sayılan kavminin diğer kadınlarıyla meşrû yollarla evlenmelerini teklif etti. Misafirlerine karşı kendini mahcup etmemelerini, utandırmamalarını âdeta yalvarırcasına istedi “İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” serzenişinde bulundu. Fakat kavmi taleplerinde direndiler. Bu durum karşısında Hz. Lût, o kadar daraldı ki “Keşke size karşı koyabileceğim bir kuvvetim olsaydı yahut sağlam bir kaleye sığınabilseydim!” Hûd 11/80 demek mecburiyetinde kaldı. Derken Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
❬ Önceki Sonraki ❭ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ ۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ
hud suresi 75 ayet tefsiri