🎈 Farzı Sünnetinden Önce Kılınan Namaz
AkşamNamazının Farzı. Akşam namazının farzı 3 rekat olup, vakit girer girmez sünnetinden önce kılınır. Resimli olarak akşam namazı farzının kılınışını buradan kolayca öğrenebileceksiniz!.. Kur’an-ı Kerim’de “Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı -ki göklerde ve yerde hamd ona
Farzıüç rekât olup farz-ı ayndır. Sünneti, sünnet-i müekkede olarak iki rekât kılınır. Kur'an-ı Kerim'de "Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki göklerde ve yerde hamd ona mahsustur- tesbih edin, namaz kılın" (er-Rûm, 30/17-18) buyurulmaktadır. Akşam namazının vakti güneşin batmasıyla
Revatib Farzlardan önce veya sonra kılınan müekked ve gayr-ı müekked sünnetlerdir. Regaib: Kuşluk ve teheccüd gibi diğer nafile sünnetlerdir. Müekked sünnetlerin bir kısmı iki, bir kısmı dört rekâttır. İki rekâtlılar: Sabah namazından önce, öğle, akşam ve yatsı namazından sonra kılınan iki rekât sünnetlerdir.
İkindinamazı kaç rekat. Sünneti: 4 rekat. Farzı: 4 rekat. "Güneş doğmadan (sabah namazı) ve batmadan önce (ikindi namazı) namaz kılan bir kimse cehenneme girmeyecektir." (Hadis-i Şerif; Müslim)
Ancak; farz namazların öncesi ve sonrasındaki sünnetler, kuşluk namazı, tesbih namazı ve haklarında haberler gelen “tahiyyetü’lmescid” (mescidi selâmlama) namazı, ikindi namazından önceki dört rekât namaz, akşam namazının farzı ve sünnetinden sonra ikişer ikişer kılınan altı rekât ‘evvabin’ namazı gibi
İki vakitte nafile ve sünnet namazı kılınmaz : 1. İmsak vaktinden güneş doğuncaya kadar sabah namazının sünnetinden başka nafile namaz kılınmaz. 2. İkindi namazının farzından önce nafile namaz kılınabilir. (Nafile namazlar, farz olmayan Allah rızası için kılınan namazlardır.)İkindi namazının farzı kılındıktan
Yine secdeye gidilerek otururken önce Ettahiyyatu sonra sırasıyla Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena duaları okunur. Selam verilerek sabah namazının farzı kılınmış olur.
Sabahnamazının farzı 2 rekat olup, sabah namazının sünnetinden sonra kılınır. Resimli olarak sabah namazı farzının kılınışı buradan kolayca öğrenebileceksiniz. Sabah namazı, günün başlangıcında yapılan ilk ibadet ve ilk imtihandır. Nitekim Peygamberimiz (a.s.m.), “Kim sabah namazını kılarsa, Allah’ın
zatenPeygamber Efendimiz s. a. v in sünnetinden hiç bişe yaptığımız yok bi namaz da ki sünneti var onu da terkedersek bize nasıl şefaatini bekleriz nafile ; sorf Allah rızası için kılınan namaz 2 rekat olur 4 rekat olur 8 rekat olur sana kalmış
Cuma namazının farzı iki rekâttır. Bunun yanında farzdan önce dört rekât, farzdan sonra dört rekât olmak üzere sekiz rekât da sünneti vardır (Kâsânî, Bedâî', I, 269). İmam Ebû Yusuf'a ve İmam Muhammed'e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekât olmak üzere toplam altı
Diğer namaz vakitlerine göre tek farkı son on rekat kılınan yatsının ardından 3 rekâtta vitir vacip namazı kılınmaktadır. Namazin Sunnetini kilmak zorunlu mu? CEVAP: Sünnet namazlar zorunlu değil, isteğe bağlı, nafile namazlardır. Kılan kimse ek sevap alır. Kılmayan günah sahibi olmaz. Zorunlu namazlar, farz namazlardır.
Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan 27 derece daha faziletlidir.) [Buhari] Öğle namazının sünnetlerinin fazileti bu kadar mühimdir. İmam-ı Gazali hazretleri, (Öğlenin son sünneti, ilk sünnetinden daha kuvvetlidir) buyuruyor.
Z6zA. Namazın farz olmasının şartları; Müslüman olmak, bulûğ çağına ulaşmak ve akıllı olmak üzere üç tanedir. Bu şartlara namazın vücûb şartları yani kişinin namaz kılmakla yükümlü olmasının şartları denir. Peki, namazın farzları nelerdir? Namazın şartları ve rükünleri nelerdir? Binek üzerinde farz namaz kılınır mı? Sizler için Diyanet'in İlmihal-1 "İman ve İbadetler" kitabında yer alan bilgilere göre, namazın farzları hakkında merak edilenleri derledik. Sahih ve eksiksiz bir şekilde kılınabilmesi için namazın birtakım farzları ve vâcipleri sıhhat şartları, sünnetleri ve âdâbı bulunmaktadır. Farzlara riayetsizlik, namazın bozulmasına yol açar. NAMAZIN FARZLARI Namazın on iki farzı vardır. Namazın farzları, namazın dışındaki farzlar ve namazın içindeki farzlar olarak iki gruba ayrılır. Namazın dışındaki farzlar, namazdan önce ve namaza hazırlık mahiyetinde olduğu için "namazın şartları" şurûtü's-salât olarak adlandırılır. Namazın içindeki farzlar ise, namazın varlığı ve tasavvuru kendisine bağlı olduğu, yani bu farzlar namazın mahiyetini oluşturduğu için "namazın rükünleri" erkânü's-salât adını alır. Bunlar namazı oluşturan unsurlardır. Namazın farzlarından herhangi birinin eksikliği durumunda namaz sahih olmaz. Buna göre; a Namazın Şartları 1. Hadesten tahâret 2. Necâsetten tahâret 3. Setr-i avret 4. İstikbâl-i kıble 5. Vakit 6. Niyet b Namazın Rükünleri 1. İftitah tekbiri 2. Kıyam 3. Kıraat 4. Rükû 5. Secde 6. Ka'de-i ahîre şeklinde sıralanır Bu sayılan şart ve rükünlerde fakihler görüş birliğindedir. Namazın rükünlerinin düzgün bir şekilde yapılması demek olan ta'dîl-i erkân Ebû Yûsuf'a ve Hanefîler'in dışındaki üç mezhebe göre rükün kabul edilmiştir. Kişinin kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması da hurûc bi sun'ih Ebû Hanîfe'ye göre bir rükündür. Farzlar arasında sıraya riayet etmek tertip, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre namazın rükünlerindendir. a NAMAZIN ŞARTLARI 1. Hadesten Tahâret Hades genel olarak hükmî kirlilik, hadesten tahâret de bu hükmî kirlilikten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir. Hadesten tahâret, namaz abdesti olmayan bir kimsenin abdest alması, gusül yapması gereken bir kimsenin gusül etmesi yani boy abdesti alması demektir. Bu çeşit tahâret, maddî kirleri giderme, beden sağlığını koruma gibi birçok yararı içinde bulundursa da esas itibariyle başka hikmetlere mebnî dinî muhtevalı ve ibadet içerikli taabbüdî bir temizliktir. Bilinen namaz abdestinin olmaması durumu, küçük hades diye; cünüplük, âdet görme hayız ve loğusalık gibi, gusül yapmayı gerektiren durumlar ise büyük hades diye adlandırılır. Cünüp olan kimseler, boy abdesti almadan namaz kılamazlar. Aynı şekilde âdet yahut loğusalık halinde olan kadınlar da bu halleri devam ediyorken namaz kılamazlar. Bu halleri sona erdikten sonra, namaz kılabilmek için boy abdesti almaları gerekir. Boy abdesti almak için su temin edemeyen veya su bulduğu halde bu suyu kullanma imkânı bulamayan kimseler teyemmüm ederler. Aynı durum, namaz abdesti almak için su bulamayan kimse için de geçerlidir. Tilâvet secdesi ve şükür secdesi gibi namaz benzeri işler eksik namazlar için de hadesten temizlenmiş olmak yani abdestli bulunmak şart görülmüştür. Namaz kılarken herhangi bir sebeple abdest bozulursa namaz da bozulmuş olur. Namaz kılarken bilerek abdest bozucu bir fiil işleyen kişinin namazı bozulur. Ancak bu iş, namazın sonunda yapılmış ise, kişi kendi fiili ile namazdan çıkmış sayılacağı için Hanefîler'e göre namaz bozulmaz. Özel durumlarında kadınlar namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaftır. Kur'ân-ı Kerîm'de hayız durumunun bir eza ve rahatsızlık hali olduğu bildirilmekte ve erkeklerin bu durumdaki eşleriyle cinsel ilişkide bulunmaları yasaklanmaktadır. Hz. Peygamber, bu durumda olan kadınların namaz kılmayacaklarını ve oruç tutmayacaklarını açıklamıştır. Kadınlar bu dönemlerinde kılamadıkları namazları kazâ etmeyecekler, fakat tutamadıkları oruçları kazâ edeceklerdir. Bu hükümler üzerinde icmâ edilmiş ve bu konuda aykırı bir görüş öne sürülmemiştir. Öte yandan özel durumlarında kadınların namaz ve oruç gibi ibadetlerden muaf tutulması, bir "haktan mahrumiyet" değil, "görevden muafiyet"tir. İbadetler, bir dinin temel unsurları içerisinde yer alması bir yana, o dinin alâmet-i fârikası, ayırıcı özelliğidir. İbadetler, diğer sosyal ve hukukî kurumlardan farklı olarak, zamana ve zemine göre değişme göstermeyen sabit konulardır. Üzerinde görüş birliği sağlanmış ibadet konularında değiştirme yapılacak olursa, din, kendine mahsus özelliklerini yavaş yavaş yitirir ve tanınmaz hale gelir. Bu bakımdan özellikle ibadet konularında gerçekleşmiş olan icmâlara dikkat etmek, bunlara aykırı davranmamak şarttır. Zaten bu tür icmâlara aykırı davranmak, öteden beri âlimler tarafından bid'at ve sapıklık olarak değerlendirilmiş, hatta konunun önem derecesine göre bazı icmâları inkâr edip karşı gelmenin küfür olacağı belirtilmiştir. 2. Necâsetten Tahâret Necâsetten tahâret, vücut, elbise ve namaz kılınacak yerin, -insan kanı ve idrarı, at, koyun gibi hayvanların idrar ve dışkıları gibi- dinen pis sayılan şeylerden temizlenmesi demektir. Namazın sıhhatine engel olacak ölçüde necâset taşıyan bir elbise ile bilmeyerek namaz kılan kimsenin, bu durumu öğrendikten sonra namazını iade etmesi gerekir. 3. Setr-i Avret Avret, insan vücudunda başkası tarafından görülmesi ayıp ya da günah sayılan yerlerdir. Setr-i avret, avret sayılan yerleri örtmek demektir. Avret yerlerinin namazda olduğu gibi, namaz dışında da örtülmesi ve başkalarına gösterilmemesi gerekir. Avret kelimesi Kur'ân-ı Kerîm'de terim anlamına yakın bir şekilde iki yerde geçmiş olmakla birlikte en-Nûr 24/31, 58, avret yerlerinin sınır ve ölçüleri gösterilmemiştir. Kur'an'da geçen "sev'e" el-A'râf 7/20, 22, 26, 27; Tâhâ 20/121; el-Mâide 5/31 kelimesiyle de en dar anlamda avret yani erkek ve kadının cinsel organı kastedilmiştir. Bunun Kur'an'da "sev'e" diye anılması, onların örtülmesinin aklın ve fıtratın da gereği olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan buna galîz avret denilmektedir. Cinsel organların dışında nerelerin avret olduğu hususu büyük ölçüde hadislerle düzenlenmiştir. Hz. Peygamber'in bu düzenlemeyi yaparken, o dönemin giyim kuşam tarzını da dikkate aldığı açıktır. O dönemde bugünkü anlamda iç çamaşırının olmadığı, en azından iç çamaşırı giyme âdetinin bulunmadığı dikkate alınırsa, Hz. Peygamber'in erkekler için yaptığı bu düzenlemenin, gerek namazdaki hareketler gerekse namaz dışında oturup kalkmalar esnasında, esas avret yerlerinin cinsel organ ve makat görünmemesi açısından ne kadar yerinde olduğu görülür. Erkek için avret, yani örtülmesi gereken yerler, göbek ile diz kapağının arasıdır. Bu konuda biraz daha ihtiyatlı davranan Hanefîler diz kapaklarını da avret olarak kabul ederken, diğer üç mezhep, diz kapaklarını avret saymazlar. Kadın için avret, yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücuttur. Onlar, yüzlerini namazda örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler. Saçlarıyla beraber başları, bacakları ve kolları örtülü bulunur. İmam Mâlik, setr-i avretin örtünme namaza has olmayan genel bir farz olduğunu, namazda ve namaz dışında uyulması gereken dinî bir emir bulunduğunu dikkate alarak kadınların başlarını örtmelerini ayrıca namazın farzları arasında saymamıştır. Onun bu görüşün bir uzantısı olarak Mâlikî mezhebinde setr-i avret namazın sünnetlerinden sayılır. Diğer üç mezhep imamı ve Mâlikî mezhebindeki öteki görüşe göre, namazda setr-i avret, tıpkı kıbleye yönelmenin farz oluşu gibi farzdır. Hz. Peygamber'in "Allah, bulûğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez" İbn Mâce, "Tahâre", 132; Tirmizî, "Salât", 160; Müsned, IV, 151, 218, 259 ve "Kadın bulûğ çağına erince elleri ve yüzü dışında başka yerlerinin başkasına görünmesi helâl olmaz" Ebû Dâvûd, "Libâs", 31 şeklindeki hadisleri göz önüne alınınca, başörtüsüz kılınan namazın geçerli olmayacağı anlaşılır. Kadının başının dörtte biri veya uyluğunun dörtte biri açık olarak namaz kılması durumunda, Ebû Hanîfe ve Muhammed'e göre namazı geçersiz olur. Ebû Yûsuf'a göre ise, başının yarıdan fazlası açık olmadıkça namaz geçerlidir. Çünkü bir şeyin yarıdan fazlası çok hükmündedir. Kadın, asgari bir başörtüsü, bir de ayaklara kadar uzanacak bir gömlek giymiş olmalıdır. Başörtüsüz namaz kılacak olursa bu namazını, vakit içinde veya vakit çıktıktan sonra iade eder. Mâlik'e göre ise vakit çıktıktan sonra iade etmesine gerek yoktur. Çünkü İmam Mâlik'e göre kadının başını örtmesi namaza has olmayan genel bir farzdır. Bu sebeple Mâlikîler namazda kadınların başını örtmesini namazın farzları arasında saymaz, âdeta onu namazın sünnet veya müstehaplarından biri olarak görürler. Bu itibarla başörtüsüz kılınan namaz, Mâlikîler'de ağırlıklı görüşe göre sahih olmakla birlikte vakti içinde iade edilmesi tavsiye edilmiştir. Kadının örtünmeyle ilgili genel farzı ihlâl etmiş olmasının dinî sorumluluğu ayrı bir husus olarak değerlendirilmiştir. Öte yandan kadınların kolları, kulakları ve salıverilmiş saçlarının avret olmadığını söyleyen Hanefî bilginler de bulunmaktadır. Mâlikî mezhebinde erkek ve kadının avret yerleri "ağır avret" avret-i mugallaza ve hafif avret olmak üzere iki kısımda değerlendirilmektedir. Erkek için galîz avret, cinsel organ ile makattır. Bu kısmın kesinlikle örtülmesi gerekir. Göbekle diz kapak arasının ağır avret sayılan bölgesinin dışında kalan kısımları ise hafif avrettir. Örtülmesi gerekli olmakla birlikte birincisi kadar ağır değildir. Kadının göğsü, göğüs hizasında bulunan sırt kısmı, kolları, boynu, başı ve dizden aşağısı hafif avret olup, bunun dışında kalan yerleri galiz avrettir. Bu ayırımın pratik sonucu namazdaki örtünme hükümlerine etki eder. Buna göre, hafif avret sayılan yerleri açık olarak namaz kılan bir kimse genel dinî farzı ihlâl etmiş olmanın günahını yüklenmekle birlikte, bu kimsenin namazı bâtıl olmaz. Mâlikîler'in namazda baş örtmeyi sünnet, açmayı da mekruh saymasının anlamı budur. Giyilen şeyin, tenin rengini göstermeyecek kalınlıkta veya dokuda olması gerekir. Vücut hatlarını belli eden elbise ile namaz kılmak mekruh olmakla birlikte kılınan namaz geçerlidir. İpek giysi giymek mekruh veya haram kabul edilse de, ipek elbise ile kılınan namaz geçerlidir. Namaz esnasında avret mahallinin, kişinin iradesi dışında açılması durumunda, açılan yer eğer örtülmesi gereken yerin dörtte biri oranına ulaşmış ve bir rükün eda edilecek bir süre sübhânellâhi'l-azîm diyecek kadar bir süre açık kalmış ise kişinin namazı bozulur. Kendi iradesi ile açacak olursa namazı hemen bozulur. 4. İstikbâl-i Kıble İstikbâl-i kıble, namaz kılarken kıbleye yönelmek demektir. Müslümanların kıblesi, Mekke'de bulunan Kâbe'dir. Kâbe denilince sadece bilinen bina değil, bunun yanında, hatta daha öncelikle bu binanın bulunduğu yer kastedilir. Kâbe'yi gözle gören kişi, bizzat Kâbe'ye yönelir. Kâbe'den uzakta olan kişi ise Kâbe'nin bizzat kendisine değil, onun bulunduğu tarafa yönelir, yüzünü ve yönünü o tarafa çevirir. Namazın amacı, kalbin mâsivâdan Allah'tan başka her şeyden ayrılıp yalnızca Allah'a yönelmesidir. Elbetteki Allah herhangi bir yönle kayıtlı ve sınırlı değildir. Fakat, kalbin huzur ve sükûnetini sağlamak bakımından, namazda herkesin yöneleceği bir yönün tayin edilmesi, belirlenmesi gerekir. Zâhirde, yüzümüzü Allah'ın evi olan Kâbe'ye çevirdiğimiz gibi, bâtınen de, Allah'ın nazargâhı olan kalbimizi, gönlümüzü başka şeylerden çekip alarak, arındırarak yalnız Allah'a yöneltmeli, Allah'tan başka şeyleri kalpten atmalıyız. Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimsenin, yanında kıble yönünü bilen birisi varsa ona sorması gerekir. Böyle biri varken ona sormayıp kendisi ictihad ederek, yani kıble yönünü bulmaya çalışarak bir yöne yönelmiş ve yöneldiği tarafın kıble yönü olmadığı ortaya çıkmış ise, namazı iade etmesi gerekir. Kâbe'nin bulunduğu noktadan 45 derece sağa ve sola sapmalar kıbleden Kâbe yönünden sapma sayılmaz. Sapma derecesi daha fazla olursa "kıbleye yönelme" şartı aksamış olur. Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimse, soracak birini bulamadığı takdirde yıldız, güneş, rüzgâr gibi birtakım doğal alâmetlere dayanarak kıble yönünü bulmaya çabalar ve kanaat getirdiği tarafa yönelerek namazını kılar. Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı ortaya çıksa bile, kendisi bu yöne ictihad ederek, yani birtakım alâmetlere dayanarak bu sonuca ulaştığı için, namazı yeniden kılması gerekmez. Fakat namaz esnasında kıble yönünü anlaması halinde, namazını bozmadan o tarafa yönelir ve namazını tamamlar. Kıble yönünü bilmeyen kimse, birine sormadan veya kıblenin ne tarafta olduğunu araştırma zahmetine katlanmadan ictihad etmeden rastgele bir tarafa yönelse, namaz esnasında yöneldiği tarafın kesin olarak kıble tarafı olduğunu anlasa namazı yeniden kılar. Çünkü namazın ilk kısmı şüpheli olduğu için, sağlam kanaate dayalı ikinci kısım, şüpheli birinci kısım üzerine bina edilemez. Ancak bu durumu namazı bitirdikten sonra anlayacak olursa, iade etmesi gerekmez. Ebû Yûsuf'a göre her iki durumda da iade etmesi gerekmez. İki kişi kıble cihetini araştırsa ve her biri ayrı bir yönün kıble olduğuna kanaat getirse, bu durumda bunlar birbirlerine uyarak cemaatle namaz kılamazlar. Her biri kendi tesbit ettiği kıbleye dönerek ayrı ayrı namazlarını kılarlar. Bir kimse namazda iken bir özür olmaksızın göğsünü kıble tarafından çevirecek olursa namazı bozulur. Yüzünü çevirecek olursa, derhal kıbleye dönmesi gerekir. Bir kimse abdestsiz olduğunu zannederek namazdan ayrıldıktan sonra abdestli olduğunu hatırlasa, isterse henüz mescidden çıkmamış olsun, namazı bozulmuş olur. Fakat bir kimse mescidde namaz kılarken abdestinin bozulduğu zannıyla kıbleden ayrılıp da daha mescidden çıkmadan abdestinin bozulmadığını anlasa, İmâm-ı Âzam'a göre namazı bozulmuş olmaz. Ama bunu mescidden çıktıktan sonra anlayacak olsa namazı ittifakla bozulur. Çünkü mekânın değişmesi bir özüre mebni değilse, namazı iptal eder. Hastalık veya düşman yahut yırtıcı hayvan korkusu gibi nedenlerle kıbleye dönme imkânı bulamayan kimse, kendisi için en rahat olan tarafa döner. Binek Üzerinde Kıbleye Yönelme Normal durumlarda binek üzerinde nâfile namaz kılmak câiz ise de, farz namaz kılınmaz. Ancak zaruret durumlarında binek üzerinde namaz kılmak câiz görülmüştür. Hayvan üzerinde, otomobil veya otobüste namaz kılındığı takdirde namazın rükünlerinden olan kıyam ve çoğu kere istikbâl-i kıble yerine getirilemez. Fakat yerin çamur olması, namaz kılacak uygun bir yer bulunmaması gibi durumlarda, hayvanı veya otomobili durdurup, hayvanın veya taşıtın üzerinde kıbleye yüz tutarak namaz kılınabilir. Hanefî mezhebinde iki namazın birlikte kılınması cem', hac mevsiminde, Arafat ve Müzdelife dışında kabul edilmediği için, yağmur, çamur ve yolculuk gibi sebeplerle iki namazı birlikte kılmak söz konusu edilmemiştir. Ancak diğer mezhepler, sayılan mazeretlere binaen iki namazın birlikte kılınabileceğini kabul ettikleri için, uygun yer bulma ihtimali olan durumlarda, namazı binek üzerinde kılmayıp uygun vakit ve mekânda iki namaz birlikte kılınabilir. Gemide namaz kılan kimse mümkünse kıbleye doğru döner; gemi yön değiştirdikçe kendisinin de kıble tarafına dönmesi gerekir. Namaz günün belli zaman dilimlerinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Bu itibarla farz namazlar için vakit şarttır. Yine her bir farz namaza bağlı sünnet namazlar, vitir, teravih ve bayram namazları için de vakit şarttır. Bir farz namaz, vaktinin girmesinden önce eda edilemeyeceği gibi, vaktinin çıkmasından sonra da eda edilemez. Bir farz namazın vakti içinde kılınması edâ, vaktinin çıkmasından sonra kılınması da kazâ olarak adlandırılır. Bir namazın özürsüz olarak vaktinde kılınmaması ve ileriki bir vakitte kazâ edilmek üzere ertelenmesi doğru değildir ve günahtır. İlgili hadisten hareketle, unutma ve uyuma gibi mazeretler nedeniyle vaktinde kılınamamış olan namazın daha sonra kılınması gerekir. İhmal ederek, gevşeklik göstererek namazın vakti içerisinde kılınmaması günah olduğu için kimi bilginler, bu şekilde mazeretsiz olarak vakti içerisinde kılınmamış olan namazların kazâ edilemeyeceğini, günahından kurtulmak için tövbe etmek gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Bu bilginler, aynı şekilde uyuma ve unutma mazereti sebebiyle vaktinde kılınamamış bir namazın hatırlanıldığında eda niyetiyle kılınacağını belirtmişlerdir. Esasen niyet ederken hangi farz namazın kılındığının belirlenmesi tayin şart olmakla birlikte, eda veya kazâ şeklinde bir belirleme yapmak gerekli değildir. Çünkü kazâya kalmış bir namaz, eda niyetiyle kazâ edilebileceği gibi, henüz vakti çıkmamış bir namaz da kazâ niyetiyle eda edilebilir. Kazâ, sadece beş vakit farz namaz ve bir de vitir namazı için söz konusudur. Cuma ve bayram namazları ve sünnet namazlar kazâ edilemez. 6. Niyet Niyet "azmetmek, kesin olarak irade etmek, kastetmek" demektir. Daha açık bir ifadeyle kalbin bir şeye karar vermesi, hangi işin ne için yapıldığının açıklıkla farkında olunması demektir. Namaz hususunda niyet Allah için safiyetle namaz kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Namazın geçerli olması için niyetin gerekli olduğunda İslâm bilginleri ittifak etmişlerdir. Ancak çoğunluk bunu sıhhat şartı sayarken, Şâfiîler ve bazı Mâlikîler rükün sayarlar. Niyetin kalp ile yapılması esas olup dil ile söylenmesi şart değildir. Bununla birlikte ayrıca dil ile de söylenmesi daha iyi olur ve bu tarzda niyet, çoğunluğa göre müstehaptır. Kalpten geçirilen ile dil ile söylenen birbirine uymuyor ise, kalpten geçirilene itibar edilir. Mâlikîler'e göre ise dil ile söylenmesi câiz ise de söylenmemesi daha iyidir. Hanefî mezhebine göre farz namazlar, vitir namazı, adak namazı ve bayram namazları için belirleme şarttır. Meselâ "bugünkü sabah namazına" diye niyet edilir. Fakat vakit içerisinde, o vaktin hangi vakit olduğunu bilmek kaydıyla "bu vaktin farzını k ılmaya" diye niyet edilmesi de yeterlidir. Fakat cuma namazında, vaktin namazına niyet etmek yeterli olmaz, çünkü vakit cuma vakti değil, öğle namazının vaktidir. Nâfile namazlar için "falanca namazın ilk sünnetini veya son sünnetini kılmaya niyet ettim" diye niyet edilir. Bununla birlikte, ister müekked isterse gayr-i müekked olsun nâfile namazlarda, "falanca namazın sünnetini" diye bir belirleme yapmak şart değildir; sadece namaz kılmaya niyet edilmesi yeterlidir, fakat belirleme yapılması daha iyi olur. Özellikle teravih namazı kılarken, "teravih namazına" veya "vaktin sünnetine" diye niyet edilmesi daha ihtiyatlı bir tutum olur. Cemaate yetişip de imamın farzı mı yoksa teravihi mi kıldırdığını bilmeyen bir kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kıldırmakta ise, uyan kişinin farzı sahih olur; imam teravihi kıldırmakta imişse, uyan kişinin kıldığı namaz nâfile olur, fakat yatsının farzından önce olduğu için teravih namazı yerine geçmez. Niyet ederken hangi farz namazın kılındığının belirlenmesi tayin şart olmakla birlikte, eda veya kazâ şeklinde bir belirleme yapmak gerekli değildir. Çünkü kazâya kalmış bir namaz, eda niyetiyle kazâ edilebileceği gibi, henüz vakti çıkmamış bir namaz da kazâ niyetiyle eda edilebilir. Cemaatle namaz kılınması halinde imama uymaya da niyet edilmesi gerekir. Fakat imamın, imamlığa niyet etmesi şart değildir. Arkada kadın cemaat bulunması halinde, kadınların iktidâsının sahih olabilmesi için imamın onlara imam olmaya niyet etmesi gerektiği söylenmiştir. Niyetin Zamanı. Niyetin iftitah tekbiriyle birlikte yapılması efdaldir. Fakat niyet ile tekbir arasında namaz ile bağdaşmayacak bir iş bulunmaması şartıyla, tekbirden önce de niyet edilebilir. Tekbir alındıktan sonra yapılan niyet çoğunluk tarafından kabul edilen görüşe göre geçerli olmaz. Diğer bir görüşe göre Sübhâneke'den veya eûzüden önce edilen niyet ile namaz geçerli olur. Öteki mezhepler niyet ile tekbirin yakın olmasına önem vermişlerdir. Özellikle Şâfiî mezhebinde niyetin hemen tekbirden önce veya tekbirle birlikte yapılması gerekir. Namaza başlarken yapılan niyetin namaz sonuna kadar hatırlanması şart değildir. Bu bakımdan bir kimse bir vaktin farz namazına niyet ederek namaza başlasa, daha sonra nâfile kılıyormuş gibi bir zan ile namazını tamamlasa, farz namazı kılmış sayılır.
Akşam namazının farzı 3 rekat olup, vakit girer girmez sünnetinden önce kılınır. Resimli olarak akşam namazı farzının kılınışını buradan kolayca öğrenebileceksiniz!.. Kur’an-ı Kerim’de “Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah’ı -ki göklerde ve yerde hamd ona mahsustur- tesbih edin, namaz kılın” er-Rûm, 30/17-18 buyurulmaktadır. Akşam namazının vakti güneşin batmasıyla başlar, şafağın kaybolduğu ana kadar devam eder. Akşam namazının vaktinin darlığı sebebiyle ezandan sonra hemen kılınmasında acele edilmelidir. Bu nedenle de kısa sureler okunmalıdır. Akşam Namazının Farzı Nasıl Kılınır?
Akşam namazı vakti girdiğinde tüm vatandaşlar akşam namazının nasıl kılındığını merak ediyor. İşte sizler için İkindi namazı hakkında tüm merak edilenleri araştırdık. Haberimizde, akşam namazı nasıl kılınır? akşam namazı vakti ne zaman? Kaç rekattır? Farzları nelerdir? sorularının cevaplarını bulacaksınız...AKŞAM NAMAZI NASIL KILINIR?Akşam namazının kılınışını adım adım haberimizde bulabilirsiniz. Özellikle yeni namaza başlayacak olan kişiler 'akşam namazı nasıl kılınır' sorusunun yanıtını NAMAZI KAÇ REKATTIR?Akşam namazı 5 rekattı ve öncelikle 3 rekat farzı kılınır. Daha sonra ise 2 rekat sünneti kılınır. Akşam namazı nasıl kılınır, hangi rekatta hangi dualar okunur sorularının cevabını aşağıdan öğrenebilecekisiniz. İşte akşam namazı kılınışıAKŞAM NAMAZI FARZI NASIL KILINIR?Akşam namazı farzı 1. rekat kılınışıKamet edilir "Niyet ettim Allah rızası için bu günkü Akşam namazının üç rekat farzını kılmaya"Tekbir getirilir İki elin avucu açık olarak baş parmakların kulak yumuşağına değeceği şekilde eller kaldırılır ve "Allah'u Ekber" denir. Sübhaneke Besmele çekilir "Euzubillahimineşşeytanirracim – Bismillahir rahmanir rahim"Fatiha okunur Zamm-ı sure Kuran ı Kerimden en az üç ayet okunur."Allah'u Ekber" denir ve Rükü'a eğilinir "Subhane Rabbiyel Azim" üç kere doğrulur "Semi Allahulimen Hamide – Rabbena lekel Hamd" denir."Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir. "Allah'u Ekber" denir ve Doğrularak oturulur, sonra tekrar. "Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere"Subhane Rabbiyel Ala" denir."Allah'u Ekber" denir ve İkinci rekat için ayağa namazı farzı 2. rekat kılınışıBesmele çekilir "Bismillahir rahmanir rahim"Fatiha okunur Zamm-ı sure Kuran ı Kerimden en az üç ayet okunur."Allah'u Ekber" denir ve Rükü'a eğilinir "Subhane Rabbiyel Azim" üç kere doğrulur "Semi Allahulimen Hamide – Rabbena lekel Hamd" denir."Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir. "Allah'u Ekber" denir ve Doğrularak oturulur, sonra tekrar. "Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir."Allah'u Ekber" denir ve okunur."Allah'u Ekber" denir ve Üçüncü rekat için ayağa namazı farzı 3. rekat kılınışıBesmele çekilir "Bismillahir rahmanir rahim"Fatiha okunur"Allah'u Ekber" denir ve Rükü'a eğilinir "Subhane Rabbiyel Azim" üç kere doğrulur "Semi Allahulimen Hamide – Rabbena lekel Hamd" denir."Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir. "Allah'u Ekber" denir ve Doğrularak oturulur, sonra tekrar. "Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir."Allah'u Ekber" denir ve Oturulur.– Ettehıyyatü okunur.– Salli ve Barik duaları okunur.– Rabbena atina ve Rabbenağfirli duaları verilir. Önce sağa sonra ise sola selam vermek sureti ile selam verilir. Selam şöyle verilir. "Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah" denir."Allahümme entesselamü ve minkes selam tebarekte yazel celali vel ikram" dedikten sonra, sünneti kılmak için hemen ayağa NAMAZI SÜNNETİ NASIL KILINIR?Akşam namazı sünneti 1. rekat kılınışıNiyet edilir "Niyet ettim Allah rızası için bu günkü Akşam namazının iki rekat sünnetini kılmaya"Tekbir getirilir İki elin avucu açık olarak baş parmakların kulak yumuşağına değeceği şekilde eller kaldırılır ve "Allah'u Ekber" Besmele çekilir "Euzubillahimineşşeytanirracim – Bismillahir rahmanir rahim" – Fatiha okunur Zamm-ı sure Kuran ı Kerimden en az üç ayet okunur."Allah'u Ekber" denir ve Rükü'a eğilinir "Subhane Rabbiyel Azim" üç kere doğrulur "Semi Allahulimen Hamide – Rabbena lekel Hamd" denir."Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir. "Allah'u Ekber" denir ve Doğrularak oturulur, sonra tekrar. "Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir."Allah'u Ekber" denir ve İkinci rekat için ayağa namazı sünneti 2. rekat kılınışıBesmele çekilir "Bismillahir rahmanir rahim"Fatiha okunur Zamm-ı sure Kuran ı Kerimden en az üç ayet okunur."Allah'u Ekber" denir ve Rükü'a eğilinir "Subhane Rabbiyel Azim" üç kere doğrulur "Semi Allahulimen Hamide – Rabbena lekel Hamd" denir."Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" Ekber" denir ve Doğrularak oturulur, sonra tekrar. "Allah'u Ekber" denir ve Secdeye gidilir Secdede üç kere "Subhane Rabbiyel Ala" denir. "Allah'u Ekber" denir ve Oturulur.– Ettehıyyatü okunur.– Salli ve Barik duaları okunur.– Rabbena atina ve Rabbenağfirli duaları verilir. Önce sağa sonra ise sola selam vermek sureti ile selam verilir. Selam şöyle verilir. "Es Selamu Aleykum Ve Rahmetullah" NAMAZI NE ZAMAN KILINIR?Hicret’ten bir buçuk yıl önce farz kılınmış olan namazlardan biri de akşam namazıdır. Miraç hadisesinde diğer beş vakit namazla birlikte farz kılınan akşam namazı 3 rekâtı farz, 2 rekâtı sünnet olmak üzere 5 rekât olarak kılınmaktadır. Namaz vakitleri belirlenirken Peygamberimiz zamanından bu yana 3 vaktin dışında kalan zamanlar tercih edilmiştir. Güneş doğarken, güneş tam tepedeyken ve güneş batarken namaz kılınmaz. Akşam namazı da ikindi vaktinin çıkması ile birlikte kılınan bir namazdır. Güneş batarken değil de battıktan sonra kılınması kaybolduğu vakit olarak açıklanan akşam namazı vakti İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre gökyüzündeki kırmızılığın gitmesi ve ufukta beyaz bir çizginin oluşması anlamına gelir. Ebu Hanife’nin öğrencileri olan İmam Yusuf ve İmam Muhammed’in görüşlerine göre gökyüzündeki kırmızılık gittiğinde ve ufukta beyaz çizgi oluşuncaya kadar akşam namazı kılınmalıdır. Genellikle bu görüşe göre amel Teâlâ’nın emrettiği ibadetlerin başında gelen beş vakit namazdan biri olan akşam namazı kullar için içinde barındırdığı faziletlerle daha da anlamlı bir hale gelmektedir. İnsan ruhu ve bedeni için ayrı ayrı faziletleri olan ve kulların bilmediği gizli sırlarla dolu akşam namazı Peygamberimiz zamanından bu yana 3 rekât farz 2 rekât sünnet olarak kılınmıştır. Her namazın ayrı ayrı faziletleri vardır. Ancak akşam namazı kulların dertlerine şifa olma konusunda günün Rabbine dönüş anlamına gelir ve bereketli bir namaz olarak kulları sarar namazı ikindi vakti ve akşam vakti arasındaki günahların bağışlanmasını sağlar. Günün yorucu ve stresli havasından kulu muhafaza ederek maddi ve manevi sıkıntıları giderir. Vücuda sıhhat vererek hastalıklara şifa olur. Namaz kılmış olmanın sevabını almayı sağlar. Kul ile Allah arasındaki manevi yaşantıyı düzenler. Akşam namazı sonrasında edilen dualar kabul NAMAZI NE ZAMANA KADAR KILINIR?Akşam namazının vakti; güneşin batması ile başlayıp, Ebu Hanife’ye göre güneşin batışından sonra ufukta kalan aydınlık kayboluncaya kadar devam eder. Hz. Peygamber “Akşam namazı vaktinin başlangıcı güneşin batışı, sonu da ufkun kayboluşudur” Tirmizi, Salat, 2; 282 buyurmuştur. Bir rivayette de Hz. Peygamber yatsı namazını şafağın kaybolmasından sonra kılmıştır Darekutni, I, 496. Rivayetlerdeki şafak’ veya ufuk’ kelimeleri İmam Ebu Hanife’ye göre, kırmızılıktan sonraki Ebu Hanife bu konuda delil olarak, “Akşam namazı vaktinin sonu ufkun karardığı vakittir” Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XI, 570; bkz. Ebu Davud, Salat, 2; Taberani, Mu’cemü’l-Kebir, XXVII, 160 hadisine dayanmıştır. İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’le birlikte diğer mezheplere göre ise akşam namazının son vakti, güneşin batışından sonraki kızıllık gidinceye kadar devam eder. Zira hadisteki şafak güneşin batışından sonraki kızıllıktır. Nitekim Hz. Peygamber şafak kızıllıktır. O kaybolunca namaz vacip olur.” Darekutni, es-Sünen, I, 506; bkz. Muvatta, Vukutu’s-Salat, 23; Zeylai, Nasbu’r-raye, I, 233 NAMAZI İLE İLGİLİ AYETLER, HADİSLER NELERDİR?Âyet-i kerîmelerde buyrulur “Gündüzün iki ucunda, gecenin de ilk saatlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere bir hatırlatmadır.” Hûd Sûresi 114Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem üç defa “Akşamın farzından önce iki rek`at namaz kılınız” buyurdu. Buhârî, Teheccüd 35Dinin direği olarak görülen namaz aynı zamanda İslam’ın şartlarından biridir. Bütün Müslümanlar için farz-ı ayn hükmünde olan namaz günlük beş vakit olmak üzere sabittir. Beş vaktin dışında kalan bazı namazlar dışında diğer namazların büyük bir kısmı vacip ve nafile hükmünde olmaktadır. Farz namazlar dediğimiz beş vakit namaz gün içerisinde belirli bölümlere ayrılmıştır. Bu bölümler sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmaktadır. Adlarından da anlaşıldığı gibi her namaz içerisinde kılınan vakit ile adlandırılmıştır. Akşam namazı da bu namazlardan NAMAZI NE ZAMAN KILINIR?Hicret’ten bir buçuk yıl önce farz kılınmış olan namazlardan biri de akşam namazıdır. Miraç hadisesinde diğer beş vakit namazla birlikte farz kılınan akşam namazı 3 rekâtı farz, 2 rekâtı sünnet olmak üzere 5 rekât olarak kılınmaktadır. Namaz vakitleri belirlenirken Peygamberimiz zamanından bu yana 3 vaktin dışında kalan zamanlar tercih edilmiştir. Güneş doğarken, güneş tam tepedeyken ve güneş batarken namaz kılınmaz. Akşam namazı da ikindi vaktinin çıkması ile birlikte kılınan bir namazdır. Güneş batarken değil de battıktan sonra kılınması kaybolduğu vakit olarak açıklanan akşam namazı vakti İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre gökyüzündeki kırmızılığın gitmesi ve ufukta beyaz bir çizginin oluşması anlamına gelir. Ebu Hanife’nin öğrencileri olan İmam Yusuf ve İmam Muhammed’in görüşlerine göre gökyüzündeki kırmızılık gittiğinde ve ufukta beyaz çizgi oluşuncaya kadar akşam namazı kılınmalıdır. Genellikle bu görüşe göre amel NAMAZI NEDEN KILINIR?Allahu Teâlâ’nın emrettiği ibadetlerin başında gelen beş vakit namazdan biri olan akşam namazı kullar için içinde barındırdığı faziletlerle daha da anlamlı bir hale gelmektedir. İnsan ruhu ve bedeni için ayrı ayrı faziletleri olan ve kulların bilmediği gizli sırlarla dolu akşam namazı Peygamberimiz zamanından bu yana 3 rekât farz 2 rekât sünnet olarak kılınmıştır. Her namazın ayrı ayrı faziletleri vardır. Ancak akşam namazı kulların dertlerine şifa olma konusunda günün Rabbine dönüş anlamına gelir ve bereketli bir namaz olarak kulları sarar namazı ikindi vakti ve akşam vakti arasındaki günahların bağışlanmasını sağlar. Günün yorucu ve stresli havasından kulu muhafaza ederek maddi ve manevi sıkıntıları giderir. Vücuda sıhhat vererek hastalıklara şifa olur. Namaz kılmış olmanın sevabını almayı sağlar. Kul ile Allah arasındaki manevi yaşantıyı düzenler. Akşam namazı sonrasında edilen dualar kabul NAMAZI NEDEN KILINIR?Akşam namazı tam olarak günün bitişine doğru kılınan bir namazdır. Akşam vakti insanlar için günlük işleri, uğraşları bırakarak eve dönme ve gecenin bastıracak olan karanlığından eve sığınma anlamına gelir. Akşam namazı da kullar için bir sığınma ve dua zamanı olur. Gün içerisinde yaşanan bütün sıkıntıları bir kenara bırakarak sadece Rabbine yönelen kul için akşam namazı manevi bir şölendir. Akşam vaktinin girmesi ile birlikte insanlar günün stres ve yoğunluğunu atmak için dinlendirici ve doyurucu şeyler ararlar. Ramazan ayında da orucun bitişinin akşam vaktinde olması bu sebepledir. Kullar için akşam ezanı demek hem maddi açıdan doyma anlamına gelir hem de manevi yönden kulların sıkıntılarından kurtulması anlamına gelir.“Gündüzün iki tarafında öğle ve ikindi vakitlerinde ve gecenin gündüze yakın saatlerinde akşam, yatsı ve sabah vakitlerinde ise namazı hakkıyla eda et! Muhakkak ki iyilikler, büyük günahlardan kaçınmak şartıyla kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir nasihattir.”1 Kur’an-ı Kerim’de de buyurulduğu gibi kötülüklerden alıkoyma anlamında kullar nasıl ki karanlıktan evlerine sığınıyorlarsa manevi anlamda da sığınmak için akşam namazı kılmaları gerekir. Manevi bir şifa kaynağı olan akşam namazı gün içinde yapılan kötülüklerin, küçük günahların -samimi bir şekilde eda edildiğinde- Allah tarafından bağışlanmasını sağlar.“Namaz insanın kapısının önünden akan tatlı ve tertemiz bir ırmağa benzer. Günde beş defa o nehre girip yıkanan bir kişinin üzerinde kir namına bir şey kalır mı dersiniz?”2 Akşam namazı kılmak günün pisliğinden stresinden kulları uzaklaştıracak bir nehir gibi olacaktır. Vücutta biriken bütün sıkıntıları alan akşam namazı diğer namazlar gibi süresi uzun olan bir ibadet değildir. Günün en bitkin hali ile Allahu Teâlâ’nın karşısına çıkan kulların bu namazı kılması Rab ile kul arasında büyük bir bağın oluşmasını NAMAZI FAZİLETLERİ NELERDİR?Akşam namazını kılan kişi günün yorgunluğunu Rabbine ibadet ederek attığı için Allah katında kula hem namaz kılmasından hem de yorgun olduğu halde namazı terk etmemesinden dolayı bir sevap namazı kılan kulların manevi sıkıntıları azalır ve Allah katından melekler bu kişiye dua namazı sofranın bereketli olmasını ve evin içerisinde de bereketin artmasını vakti zikre durmak ve kâinattaki diğer canlılarla birlikte sabah namazında olduğu gibi zikir yapmak Allahu Teâlâ’nım merhametine nail olmayı vakti havanın kararmasına rağmen kulun kalbinin aydınlanmasını sağlayan akşam namazı kulların içini ferahlatır ve yüzlerini namazı kılmak Allahu Teâlâ’nım gün içinde sunmuş olduğu sayısız nimete karşı bir şükürdür. Şükreden kulların ise günleri her zaman Allah’ın keremi ile bereketli ve güzel namazı öncesinde kılınan akşam namazı nefse ağır gelen namazlardandır. Ancak kul nefsini yener ve akşam namazını kılarsa Allah tarafından ibadetlerine olan isteği kılmak dinin direği olduğu için akşam namazına devam etmek de dini hayatı kuvvetlendirir. Akşam namazı kılmak dinin temellerinden biri haline geldiği için kulların aksatmaması Teâlâ’ya karşı hamd etmek için akşam namazı girmek isteyen kullar için dünyadaki cennet hayatını yaşamalarını sağlayan namazlardan biri de akşam namazlardan olmasından dolayı akşam namazı kılmak kulların farzlardan birini yerine getiriyor olmasından dolayı ayrıca sevap namazından sonra edilecek olan dualar bu namazın kılınmış olması ve Allahu Teâlâ’ya olan kulluğun yerine getirilmesinden dolayı kabul namazında sadece farzı değil sünneti de kılmak Peygamberimizin bir sünnetini yerine getirmiş olmaktan dolayı ayrıca sevap alınmasını namazı kılan mü’min ruhunun dışında bedeninin de rahatlamasını olanlar şifa bulur, borcu olanlar dua ettiklerinde borçlarını ödeme kolaylığına manevi yönden temizleyen ve rahatlatan akşam namazı insanların beden olarak daha sıhhatli ve dinç olmalarını namazı kılan kulların ikindi namazı ve akşam namazı aralığındaki günahları namazı kötülüklerden alıkoyduğu gibi kulu iyiye ibadetlerine bağlılığını artıran akşam namazı günün bereketini de toplamayı geçici güzelliklerinden kurtularak doğruya yönelmek isteyen kullar için akşam namazı büyük bir namazı güzel ahlak sahibi olmayı namazı kılmak bir binanın tuğlalarını dizmek gibidir. Akşam namazı kılmayan mü’minin de binası sağlam VAKTİNİN ÖNEMİ NEDİR?Akşamın yaklaşması ile nihayet bulmaya yüz tutan bir günlük faaliyet ve çabanın, ruhanî bir ibadetle sona erdirilmesi, o gün elde edilen kazanç ve kârlara bir şükran ifadesi olacağından, akşam namazı farz gün sona ermektedir; artık ölüm kapımızdadır. Akşam vakti güneşin batma ânıdır; gün biter, güneş batar ve biz ayrı bir zaman dilimine gireriz. Bu hal, yirmi dört saatlik bir günün ölümüyle birlikte bizim ölümümüzden de haber verir; gün gelip ölecek, bir kefen içine sarılıp el, ayak ve çenemiz bağlanarak kabre konacağız. Başımıza bir çift taş dikilip kabrimiz belirlenecek, eş-dost bırakıp gidecek ve orada yalnız kalacağız... Güneşin batmasıyla birlikte, sâniyenin hareketi saatin hareketini haber verdiği gibi, doğan her şeyin batışını, bütün sistemlerin batışını hatırlar, “Güneş katlanıp dürüldüğünde, yıldızlar kararıp döküldüğünde, dağlar sallanıp yürütüldüğünde..” Tekvir, 81/1-3 hakikatine şahit oluruz. Bu dehşet ve hayret içinde dâğidâr olan kalbimize teselli vermek ve ruhumuzu inşiraha kavuşturmak için akşam namazına koşarız. Akşam vakti, bir gurûb başında ya ağlamak veya öbür âlemdeki durumumuzu mamur kılma heyecanını yaşamanın ifadesidir. Her şeyin birbirine “elveda” deyip ayrılık türkülerini çağırdığı ve bin bir vâveyla ile inkisarını dile getirmek istediği böyle bir hengâmede duyulan ezan sesleri bize gurûbun içinde yeni bir fecrin haberini verir; ölümümüzle birlikte yeni bir diriliş ve varoluşu bütün kuvvetiyle ruhumuzda yaşarız. Hz. İbrahim’in “.. batanları sevmem” En’am, 6/78 dediği gibi, batıp gidenlerden, benimle hemdem olup sabah-akşam benimle beraber bulunmayanlardan razı olamam deyip bâki ve lemyezel olan, batanlar karşısında batmayan Allah’a yönelme manası VAKİTLERDE NAMAZ KILINMAZ?1- Sabah Kerahatı Güneş doğarken, güneşin doğmaya başlamasından itibaren yaklaşık 45 dakika geçinceye kadar olan Öğle Kerahatı Öğle ezanına 45 dakika kaldığında, güneş tam tepe noktasında Akşam Kerahatı Güneş batarken, akşam ezanından 45 dakika öncesinden başlar, güneş batana kadar devam eder. Bu durumda sadece o günün ikindi namazının farzı güneş doğarken, tepedeyken ve batarken namaz kılınmaz."Rasulullah bize üç vakitte namaz kılmayı ve ölülerimizi defnetmeyi yasaklıyordu. Güneşin doğmasından itibaren bir veya iki mızrak boyu yükselmesine kadar, güneşin gök yüzünde tam dik oluşundan batıya yönelmesine kadar ve güneşin sararmasından itibaren batmasına kadar." MüslimKerahat vakitlerinde neden namaz kılınmaz- Güneşe tapanlar bu üç vakitte güneşe ibadet ederler. Onlara benzememek için. - Şeytanların yayılmaları anından kaçınmak içindir. Çünkü Peygamber Efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem""Şeytanların boynuzları güneş ile beraber doğar, güneş yükselince ayrılır, zevale gelince tekrar gelirler alçalmaya başlayınca ayrılırlar, batacağı sırada tekrar gelir ve battıktan sonra tekrar ayrılır" Nesei, Buhari, Müslimİşte bu ve benzeri gibi bizim anlayamadığımız ve ancak Allah'ın ve Resulunun bileceği bazı sebepler dolayısı ile, bu vakitler de namazdan nafile namaz kılmanın mekruh olan kerahat vakitleri1- İmsak vaktinden güneş doğuncaya kadar sabah namazının sünnetinden başka nafile namaz İkindi ezanından sonra akşam vaktine kadar ikindi namazının sünnetinden başka nafile ve sünnet namaz Efendimiz bu vakitlerde kendi vaktin namazının dışında namaz kılmayı yasaklamıştır."Buna göre sabah namazını kerahet vaktinde kılan bir kimse yeniden kılmalıdır. Eğer o günün öğle vakti olmadan kaza ederse, sünnetiyle beraber kaza eder. Başka zamana kalırsa sadece farzını kaza eder."
Namazın sünnetleri ve farzları hakkında bilgileri sizlere ayrıntılı olarak açıklamaya çalıştık. Buyrun; A NAMAZIN FARZLARI Namazın on iki farzı vardır. Namazın farzları, namazın dışındaki farzlar ve namazın içindeki farzlar olarak iki gruba ayrılır. Namazın dışındaki farzlar, namazdan önce ve namaza hazırlık mahiyetinde olduğu için “namazın şartları” şurûtü’s-salât olarak adlandırılır. Namazın içindeki farzlar ise, namazın varlığı ve tasavvuru kendisine bağlı olduğu, yani bu farzlar namazın mahiyetini oluşturduğu için “namazın rükünleri” erkânü’s-salât adını alır. Bunlar namazı oluşturan unsurlardır. Namazın farzlarından herhangi birinin eksikliği durumunda namaz sahih olmaz. Buna göre;a Namazın Şartları 1. Hadesten tahâret 2. Necâsetten tahâret 3. Setr-i avret 4. İstikbâl-i kıble 5. Vakit 6. Niyetb Namazın Rükünleri 1. İftitah tekbiri 2. Kıyam 3. Kıraat 4. Rükû 5. Secde 6. Ka`de-i ahîre şeklinde sıralanırBu sayılan şart ve rükünlerde fakihler görüş birliğindedir. Namazın rükünlerinin düzgün bir şekilde yapılması demek olan ta`dîl-i erkân Ebû Yûsuf’a ve Hanefîler’in dışındaki üç mezhebe göre rükün kabul edilmiştir. Kişinin kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması da hurûc bi sun`ih Ebû Hanîfe’ye göre bir rükündür. Farzlar arasında sıraya riayet etmek tertip, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre namazın Sünnetleri 1 Bes vakit namaz ile Cuma Namazi için ezan ve kamet getirmek 2 Iftitah tekbirini alirken elleri yukariya kaldirmak 3 Sübhaneke ve Eûzu-Besmele’yi sessizce okumak 4 Sag eli sol el üzerine koymak 5 Fatiha’dan sonra gizlice amin’ demek 6 Rükû ve secdeye egilip kalkarken alinan tekbirler 7 Rüku ve secde tesbihleri Rukû’da üç defa “SÜBHANE RABBIYE’L AZÎM” ve her iki secdede üçer defa SÜBHANE RABBIYE’L ÂL” demek 8 Rukü’dan dogrulunca “SEMIALLAHU LIMEN HAMIDEH” ve hemen arkasindan “RABBENA LEKE’L HAMD” demek 9 Kiyamda bir özür bulunmadigi takdirde iki ayagin arasini dört parmak kadar açik bulundurmak 10 Rukü’da parmaklar açiK olarak dizleri tutmak, dizleri, dirsekleri dik ve sirti bas ile dümdüz halde bulundurmak 11 Secdeye varirken önce dizleri, sonra elleri, sonra yüzü vere koymak Secdeden kalkarken önce yüzü, sonra elleri, sonra dizleri kaldirmak 12 Tahiyyati sessizce okumak 13 Selama sagdan baslamak 14 Sütre edinmek Önü açik yerde namaz kilarken önüne sütre koymak
Şafii mezhebine göre farz ve sünnet namazları kaç ayrılır? İşte detaylar...Şafii mezhebine göre farz ve sünnet namazları... I. Farz Namazlar ve Çeşitleri Farz namazlar ikiye ayrılıraFarz-ı ayn olan namazlar Beş vakit namazların farzları, kazaya kalmış ise kazaları ile cuma namazı farz-ı ayn olan namazlardır. Cuma namazı yalnız erkeklere olarak kılınmayan namazları ilk fırsatta kaza etmek farzdır. Farzı terk etmek haramdır. Müslüman-akil-baliğ olan kişi farz olan borcunu ödemezse göre kaza borcu olan kimsenin sünnet kılması doğru kabul edilmez. Zira onun daha önemli olan farz hükmünde olan kaza namazları ile meşgul olması gerekir. Bu yüzden en kısa zamanda kaza borçlarını ödeyip Paygamberimiz Hz. Muhammed’in sünnetlerini edâ etmeye gayret göstermek kifaye olan namaz Cenaze namazından ibarettir. Bu namaz rükû ve sücûdsuz kılınır. II. Nafile Namazlar ve Çeşitleri Nafileler a. Müekked Sünnet b. Gayri müekked sünnet c. Mutlak nafileler olmak üzere üçe ayrılır. Sünnet-nafile namazlar, Peygamberimizin bizzat kılıp tavsiye ettiği namazlardır ve bu namazları hakkıyla kılan kişiye sevap namazı gibi rek’at sayısı dört’ten ziyade bulunan nafile namazların tümü 2 rek’atte bir selâm verilerek kılınır. Hanefi mezhebinde öğle, ikindi ve yatsının ilk sünnetleri ile Cuma namazının ilk ve son sünneti dört olarak rek’at kılınır a. Müekked Sünnet namazlarBu namazlar Peygamberimiz genellikle kıldığı ve nadiren terkettiği sünnet namazlardır. Bu namazların bir kısmı cemaatle kılınabilir. BunlarBayram namazları Ramazan ve Kurban Bayram namazları erkekler için müekked namazı Ramazan gecelerinde kadın-erkek her müslüman kişi hakkında müekked Güneş tutulması, Husuf Ay tutulması namazları ve ihtiyaç durumunda İstiska Yağmur duası namazı. Bu üç namazı kılmak menduptur, toplumun bütünüyle bunları terk etmemesi kılınmayan namazların en önemlileri, farz namazlara tâbi olarak kılınan ve “revatib” denilen nafile namazlardır. Farz namazlara tabi olan revatib sünnetlerin on bir rek’ati müekked kabul edilir. BunlarSabah namazının farzından önce iki ve Cuma namazının farzından önce iki, sonra iki namazının farzından sonra iki namazının farzından sonra üç rekat. Bu üç rekattan biri kılınmayan müekked sünnetlerin en faziletlisi vitir namazıdır. Bu namaza “Salat'ı Vitr” denilmesinin nedeni, gece sonunda tek rek’atlı olarak tamamlanmasından ötürüdür. Vitir Ramazan haricinde cemaatle kılınmaz. Ramazan ayının son on beş günü geldiğinde son rek’âtte rükûdan doğrulunca kunut duâları namazından sonra en faziletli revâtip sünnet namaz, sabah namazının hacet durumunda, tövbe etmek için, ihrama girerken, tavaf sonrasında, yolculuktan dönünce ve zifaf öncesinde iki rek’at namaz kılmak sünnet kabul edilir. Tahıyyetü’l-mescid, kuşluk ve teheccüt namazı ile abdest aldıktan sonra ve hamamdan çıkınca kılınan namazlar da mendup kabul edilen namazlardandır. b. Gayri müekked Sünnet namazlar Gayri Müekkede olan revatib namazlar, Peygamberimiz bazan kılıp bazan kılmadığı namazlardır. Bu namazları, vakit uygunsa kılmak sünnete uygun ve Cuma namazının farzından önce ve sonra müekked kılınan ikişer rek’ate ilave olarak 2’şer rek’at daha namaz kılmak Böylece öğle veya Cuma namazı toplam 12 rek’âta çıkmış oluyor. Şöyle ki Öğle veya Cuma namazında önce sünnet-i müekkede olarak 2 rek’ât kılınır. Selâm verilir. Ardından sünnet-i gayr-i müekkede olarak 2 rek’ât daha kılınabilir. Daha sonra 4 rek’ât farz namaz kılınır. Farzdan sonra başta olduğu gibi, önce 2 rek’ât sünnet-i müekkede kılınır, ardından 2 rek’ât sünnet-i gayr-ı müekkede namazının farzından önce 2+2 toplam 4 rek’ât namaz namazının farzından önce hafif 2 rek’at kılmak. Camide farza başlanmadıysaAkşam namazının farz ve müekked sünnetinden sonra 2, 4 veya 6 rek’at Evvabin namazı namazının farzından önce 2 rek’at namaz Mutlak nafilelerYukarıda belirtilen sünnetlerin dışında kalan tatavvu da denilen, müstehab veya mendub nevinden namazlardır. Beş vakit namaza bağlı olmayıp diğer zamanlarda sevap kazanmak maksadıyla kılınan namazlardır. Bunlar bir vakitle ve sayı ile sınırlı değildir. Bir insan, gece teheccüd vaktinde veya gündüz mekruh olmayan bir vakitte Allah rızası için dilediği kadar namaz kılabilir. İslam ve İhsan
farzı sünnetinden önce kılınan namaz