🛷 Ahmet Haşim Merdiven Şiiri Yorumu
Bubayanla 1930’lu yılların başında Ahmet Haşim el ele mi tutuşur, göz göze mi gelir, Moda’da buluşurlardı bilemeyiz ama; güle, karanfile, bülbüle, leyleklere, göldeki kamışlara şiir yazan Haşim’in, bu bayana da yazdığı şiirler olsa gerek. Umarım bir gün ortaya çıkar. Düzeltmelerin düzeltmesini yapmadım.
İzlenimciressam etüdlerini andıran bu şiirlerle Ahmed Haşim, doğanın özünü sızdırmak ister gibidir. Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib’in parıltısını taşır.
AhmetHaşim merdiven şiiri Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak Sular sarardı yüzün perde perde solmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
View2-)Merdiven - Ahmet CE 103 at Hacettepe Üniversitesi. MERDİVEN Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya
Haşime göre şiirlerde “açıklık” ve “fikir” gereksizdir. Şiir, anlamınıokuyucudan almalıdır. Okuyucu kendi gücü oranında yorum yapmalıdır. ”Piyâle” Haşim’in olgunluk dönemi şiirlerini kapsamaktadır. Bu dönemde hayat ve kadın karşısında kendisini yalnızlık içinde bulan sanatçının ruh yansımaları vardır.
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak Sular sarardı yüzün perde perde solmakta,
AhmetHaşim. Sembolizm in en güçlü şairlerinden biri olan Ahmet Haşim, 1884’ te Bağdat’ ta dünyaya gelmiştir. Haşim in soyu Bağdat ’ın en önemli ailelerine dayanmaktadır. Ahmet Haşim’ in çocukluk yıllarında babası kaymakamlık vazifesindedir ve bu nedenle birçok memleketi dolaşmaktadır. Bu şekilde şehir şehir
Merdivendenilince sanatseverlerin aklına hemen Ahmet Haşim'in “Merdiven” şiiri gelir. Şair bu şiirinde hayatı bir merdivene benzeterek oradan ağır ağır çıkılacağını vurgular. Çünkü kimse yaşlanmak, acı sona ulaşmak istemez. Gökyüzünün kan rengine ve batan güneşe bakarak üzülür, ağlar. Şiirde güneşin batışı da dile getirilir, mevsim sonbahardır, doğa
AhmetHAŞİM - MERDİVEN Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak Sular sarardı yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı?
AhmetHaşim Hayatı. Ahmet Haşim’in hayatı kısaca şöyledir: 1884 yılında Bağdat’ta doğmuştur. 4 Haziran 1933 yılında ise İstanbul’da ölmüştür. Fizan ilinin sancak yöneticisi Arif Hikmet Bey’in oğludur. Annesini küçük yaşta kaybetmiştir.
Hâşimin sevmediği kendi varlığının dışına çıkma isteği “Merdiven” şiirinde de âşikârdır: “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” Bu çıkış, bu yükseliş onu bulunduğu yerden kurtaracaktır. Yine “Yollar” ve “O Belde” şiirlerinde de bu duyguyu hissetmekteyiz. Hâşim, sonuçta kendi yarattığı aleme erişememiştir.
AhmetHaşim’in Merdiven adlı şiirinin tahlili. Ahmet Haşim’in Bir Günün Sonunda Arzu Şiirinin tahlili. Ahmet Haşim’in Bir Günün Sonunda Arzu Şiirinin Tahlili 2. Alman Şair Goethe’nin Hz. Muhammed’in Nağmesi Adlı Şiirinin Tahlili. Ali Ulvi Kurucu’nun Ruhum Sana Aşık Şiirinin tahlili.
SEhg.
Türk edebiyatının önemli ismi Ahmet Haşim’in eseridir Merdiven şiiri... "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" satırıyla başlayan şiirle anlatılmak istenen ise şöyledir...Öncelikli olarak Merdiven şiirinin bütününe bir bakalım ve sonrasında detaylarına girelim...MERDİVEN ŞİİRİAğır ağır çıkacaksın bu merdivenlerdenEteklerinde güneş rengi bir yığın yaprakVe bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…Sular sarardı… Yüzün perde perde solmaktaKızıl havaları seyret ki akşam olmakta…Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güllerDurur alev gibi dallarda kanlı bülbüllerSular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?Bu bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmaktaKızıl havaları seyret ki akşam olmakta…Merdiven şiiriyle ne anlatılmak istenir?Merdiven şiiriyle insan ömrü anlatılır... Bir anlamda çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık dönemlerini tasvir eder... Ki bunlar için de ağaç, ağlama ve sararmayı kullanır. Yaşlılığı ise yüzdeki perde solması ile vurgular. Son bölümlerde hüznü, karamsarlığı ve bıkkınlığı ifade eder.
Ahmet Haşim hüznün, efkârın, rikkatin, sonbaharın şairi ve yazarıdır. Edebiyatta sembolizm akımının Türkiye'deki başlıca temsilcilerindendir. Yazıları kadar hiç kuşkusuz, şiirleri de Haşim'in usta kalemini yansıtır. Bir kuyumcu hassasiyetiyle kelimelerini seçer, yazısını, şiirini hiç bıkmadan usanmadan bir gergef gibi işler Ahmet bir kelime fazla buluruz Ahmet Haşim'in yazılarında, şiirlerinde, ne de bir eksik. Ahmet Haşim'i okurken bir dere kenarında oturmuş, şırıl şırıl akıp giden suyun sesini ve ahengini Haşim'in Merdiven başlığını taşıyan şiiri bu eşsiz şiirlerinden biridir. Okuru sarar sarmalar nice duygulara doğru götürür Haşim'in bu ŞiiriAğır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...İnsan ömrüne, hayatına dair yazılmış en duygu yüklü şiirlerden biridir Merdiven. Üzerine söylenecek her söz fazla, her konuşma bir yük olacaktır...Bu bir gizli dildir ki, ruha dolmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...Tüm canlıların, dolu dolu bir ömür, güzel, faydalı bir hayat sürerek, eteğinde güneş rengi bir yığın yaprakla merdivenlerden çıkması, çıkabilmesi umuduyla...Ahmet Haşim Merdiven şiiri Ahmet Haşim'in Müslüman Saati başlıkı yazısı da ilginizi çekebilir. Okumak için tıklayın Ahmet Haşim'in kitaplarını e-kitap olarak da sayfayı beğendiyseniz, lütfen yorum yapmayı veAhmet Haşim'le ilgili bu sayfayı çevrenizle paylaşmayı unutmayın. Okuryazar'ı keşfedin!Okuryazar'a üye olup, daha fazla özellikten tamamen ücretsiz olarak yararlanabilirsiniz. Dilerseniz, kendinize köşe açabilir, anlık ileti paylaşabilir, yazılar kısmında ilgilendiğiniz konularda içerikler yazabilirsiniz.
Merdiven Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak… Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta Eğilmiş arza kanar, muttasıl kanar güller, Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafidir ki ruha dolmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta… Ahmet Haşim Ahmet Haşim’in “Merdiven” şiiri, “Piyale” adlı şiir kitabında yer almaktadır. Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi Nazım şekli Şiir, “serbest nazım” şeklinde yazılmıştır. Mısraların kümelenişi “3 / 2 / 3 / 2” olmak üzere dört bentten oluşmuştur. Ölçüsü Şiirde “aruz ölçüsü” kullanılmış olup “me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ ilün / fe i lün” kalıbıyla yazılmıştır. Şiirin uyak düzeni “abb cc dde cc” şeklindedir. Şiirdeki Ahenk Unsurları Uyak ve Redifler yaprak - ağlayarak “rak” zengin uyak solmakta – olmakta “ol” tam uyak; “makta” redif güller – bülbüller – mermer “er” tam uyak dolmakta – olmakta “ol” tam uyak; “makta” redif Şiirdeki Diğer Ahenk Unsurları Kelime tekrarları “ağır ağır, perde perde, kanar… kanar” Dize tekrarı “kızıl havaları seyret ki akşam olmakta” iki defa tekrar edilmiştir. Ayrıca “r” sesi sık kullanılarak “aliterasyon” yapılmıştır. Şiirin İçerik Yönünden İncelenmesi Açıklama – Yorum Şiirin, bir görünen bir de simgelerle anlatılmış, hissedilen anlamı vardır. Şiirde ilk olarak bir akşam, güneşin batışı ve ortalığı kızıl bir rengin alması tasvir ediliyor. Ancak tasvir edilen her şeyin ayrı bir anlamı vardır. İlk bakışta görünen merdiven, güneş rengi sarı yapraklar, yüzün perde perde solması, kanayan güller, dallardaki kanlı bülbüller, sararan sular, tunca benzeyen mermer ve bütün bunların oluşturduğu “gizli bir lisan” vardır. Şiirin bize hissettirmeye çalıştığı ise hüznün ağır bastığı bu akşam tablosu içinde hayatın sona yaklaştığını anlatan sonbahar mevsimidir. Zamanın geçişi ve yaşlanmayla birlikte bir korkunun da ortaya çıkışı; yüzün perde perde soluşu, bülbüllerin, suların ve mermerin aldığı renk, ne yaparsak yapalım ölümden kaçamayacağımız gerçeğinin birer yansımasıdır. Bu şiirde geçen “merdiven” hayatı, “güneş rengi sarı yapraklar” anıları, “ağır ağır çıkacaksın” sözleri de ölüme yaklaşmayı çağrıştırır. Şiirin tamamında karamsar bir tablo hâkimdir. Şiirin Dil ve Anlatımı Şiir, lirik bir anlatıma sahiptir, ancak sembolizm akımından da etkilendiği görülmektedir. Şair, “Merdiven” şiirinde kendi şiir anlayışına uygun olarak, duygu ve düşüncelerini doğrudan değil, dolaylı yönden anlatmayı tercih etmiştir. Sıfat tamlamalarını sıkça kullanarak, betimlemeler yaparak söylemek istediklerini çağrışımlar yoluyla hissettirmeye çalışmıştır. Şairin, genel olarak şiirlerindeki anlatım özelliği, anlam noktasında okuyucunun hayallerini harekete geçiren, farklı çağrışımlarla şiirin anlamını kişinin anlayışına göre genişleten bir yapıdadır. Şiirde, anlamdan çok musiki ön plana çıkmış ve mükemmel bir ses güzelliğine ulaşılmıştır. Şaire göre, şiir anlaşılmak için değil, hissedilmek için okunur. Önemli olan kelimenin anlamı değil, dizedeki söyleniş değeridir. Şiirde genel olarak sade bir dil kullanılmıştır. Ancak yer yer “sema gökyüzü, arz yeryüzü, muttasıl aralıksız, lisân-ı hafi gizli dil” gibi yabancı kökenli kelimelerin de kullanıldığı görülür. Şiirdeki Edebi Sanatlar “Alev gibi dallar”, “tunca benziyor mermer” sözlerinde teşbih benzetme sanatı vardır. “Merdiven” kelimesinde açık istiare benzeyen ve benzetilenden sadece benzetilen verilmiştir vardır. “Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer” dizesinde tecahül-i arif sanatı bilip de bilmezlikten gelme vardır. Genel Değerlendirme Merdiven şiirinin, şairin şiir anlayışına uygun olarak musikiyle iç içe olduğu görülür. Şiirde uyaklar sağlam ve eksiksizdir. Şiir ahenk ve çağrışımlarla yüklüdür. Şiire genel olarak bakıldığında, ilk dikkati çeken canlı bir doğa tasviridir. Şair, kelimelerle adeta bir tablo çizmektedir. Şairin bulunduğu ortam, dış mekân, batan güneşle birlikte karanlık bir geceye hazırlanıyor. Bu ortamda karamsarlık, hüzün ve korku; hayatının son demlerine gelmiş bir insanın ruh halini hissettiriyor. Şair, seçtiği kelimeler ve bu kelimelerden doğan ahenkle, kullandığı renklerle ve çizdiği tablolarla kendi içinde oluşturduğu dünyanın kapılarını bizler için aralıyor. Tüm bu verilerin ışığında diyebilirim ki bu şiir, Ahmet Haşim’in kendi iç dünyasını ve şiir anlayışını en iyi ifade ettiği şiirlerinden biridir.
HÂŞİM’İN SANATI VE “MERDİVEN” ŞİİRİ ÜZERİNE BİR TAHLİL DENEMESİ İlyas YAZAR ilyasyazar MERDİVEN Şiiri Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak… Sular sarardı… Yüzün perde perde solmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta… Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta… AHMET HÂŞİM1 Tanzimat sonrasında Tük şiirinin önde gelen şairlerinden biri olan Ahmet Hâşim’in hayatı, şahsiyeti ve sanat anlayışına kısacık da olsa değinmeden “Merdiven” şiirini tahlil etmenin uygun bir davranış olmayacağı kanaatindeyiz. Şiirin anlaşılması geniş ölçüde şâirin hayatıyla bağlantılı olduğu için konuya Ahmet Haşim’in hayatı ve şiir dünyasıyla başlamak istiyorum. Ahmet Hâşim 1884 yılında Bağdat’ta dünyaya gelir2. Mutasarrıf Arif Bey’in oğlu olan Hâşim’in anne tarafından da ilmiyye sınıfıyla yakınlığı olduğunu görüyoruz3. Babasının mesleği gereği kısa süeli varyantlarla değişik bölgelerde bulunan şairin, eğitimi ve yetiştirilmesi konularında meydana gelen aksamalar zamanla ciddi sıkıntılar oluşturmuştur. On iki yaşlarında İstanbul’a gelen Hâşim, eğitimindeki kopuklukların neticesi olarak Tükçeyi güçlükle konuşabilmektedir. Bu durum, kendine uygun ortam ve çevre edinme konusunda şâir için olumsuz bir yaklaşımdır. Bunun bilincinde olan Hâşim, bu yıllarda edindiği çevre ve arkadaş gruplarıyla Galatasaray Lisesi öğrencilik yıllarını iyi değerlendirir. Özellikle taşradan gelmiş olmanın verdiği sıkıntılı atmosferden uzaklaşarak şiire başlayışı ve sanatçı dostlar edinişi, lisedeki öğrencilik yıllarına tekâbül eder. Hâşim liseyi bitirdikten sonra bir yandan hukuk tahsiline, diğer yandan da reji idaresi memurluğuna başlar. İzmir Sultânisi Fransızca Öğretmenliği teklifini kabul ederek hayatına yeni bir yön veren şâir, Duyûn-ı Umumiye memurluğu, Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi’nde öğretmenlik görevlerinde de bulunur. Sanatının en verimli çağında yakalandığı amansız bir hastalık, 4 Haziran 1933’te O’nu bizlerden ayırmıştı. Hâşim’in ölümü üzerine O’nu yakından tanıyanlardan Abdülhâk Şinasi HİSAR, sevmeye ve sevilmeye doyamamış olan şairin, ölümden korktuğunu ifade ederek şunları söylemektedir “Ahmet Hâşim, şiiri her şeyin fevkinde düşünüdü. Şiir, onca hayatın ve dünyanın icmalini yapan bir tat, bir iksirdi. Şiiri ondan çok seven bir adam görmedim.”4 Hâşim’in yaşam felsefesini şiirlerinden yola çıkarak algılamak mümkündü. O, son derece gururlu, zor beğenen, eleştiriye kapalı, acınmaktan nefret eden bir mizaca sahipti. Bu özellikleri ve içe kapanıklığı onu çevresine ve hayata kuşku ile bakan bir şahsiyet haline Sanatçının sanat hayatında ve şahsi yaşamında bu septik yaklaşımı ve bedbin yaşam felsefesini görüyoruz. Bu bakımdan Hâşim’in şiirleriyle iç dünyası ve ruhsal yapısı arasında ciddi paralellikler olduğunu söyleyebiliriz. Zaman ve hadiselerin haşin, hırçın ve uyumsuz bir insan yaptığı Hâşim, bu durum karşısında kendisine yaşamak için “hayâlî” bir alem kurar. Hayal kavramı aynı zamanda sanatçının söyleminin ve ferdi psikolojisinin de anahtarını Şairlerin sanat eserlerinde ekseriyetle ferdi hislerinin terennümü içinde olduklarını görüyoruz. Bu terennümde, şiiri oluşturan şekil ve ahenk unsurlarından geniş ölçüde yaralanmış olmaları sanat eserinin değerini arttırmaktadır. Sanatçı kullandığı kelimeleri özenle seçer ve bunlarla şiirini bir kanaviçe gibi işler. Sanat eserinin sırlarını ancak kendisine hususi sualler soranlara açacağını ifade eden M. Kaplan, tahlil çalışmalarının ehemmiyetini dile İşte, biz de Hâşim’in “Merdiven” şiirinin kendine has dünyasına bu zaviyeden bakmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Şair öncelikle diğer şiirlerinde olduğu gibi Merdiven şiirinde de akşamı ve güneşin batışını konu olarak seçmektedir. Şiirin genelinde tasvir edilen tabloda kızıl renk ve onun diğer tonlarının ağır bastığını görüyoruz. Hâşim, sanatçı yönü itibarı ile hep sarı, kırmızı ve kara renklerini kullanan bir kişiliğe sahipti. Kırmızıyı kızıl, kan, gül ve alev gibi kelimelerle ifade etmektedir. Şair eserlerinde akşamın alev ve kan kızıllığı ile kendi evrenini Dış dünyaya ait olan sular, ağaçlar, kuşlar kısaca bütün tabiat akşam vakti bambaşka bir görünümdedir. Şiirde bu anın şairin hayalinde uyandırdığı izlenimlerle yeniden biçimlendiği görülmektedir. Hayattan umduğunu bulamayan insan arkasında bir yığın üzücü hatıra bırakarak ömrünün sonuna doğru yaklaşır. Akşamın ve güneşin batışının verdiği hüzün onu çaresizlik içinde yaşlı gözlerle semaya bakıtır. Aynı düşünce yoğunluğunun Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” şiirinde; “Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli” dizelerinde de tema ve söyleyiş yönüyle pek farklı olmadığını söylemek mümkündür. Batan güneşin kızıllığında sular sararmış, yüzler solmuştur. Güneşin ışıkları gibi yaşama gücü ve güzel umutlar, yavaş yavaş yok olmaktadır. Merdiven şiirin ilk bölümünde insan hayatı olan ömrü bir merdivenle biçimlendirilmektedir. Ağır ağır çıkılan merdivenler, insan olarak hayatımızın geride kalan yıllarının ifadesidir. İnsanın çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık devreleri göz önüne alındığında şiirin son devreyi yansıttığını görüyoruz. Çünkü geride bırakılan her dakika, insanı ölüm gerçeği ile yüz yüze getirmektedir. Şair bu keyfiyeti bizlere sanatçı kimliğini konuşturarak tabiattan aldığı ağaç, ağlamak ve sararmış yaprak gibi kavramlarla çağrışım yaptırmaktadır. İnsanın, hayatının son dönemlerindeki fiziki görünümündeki değişimler şairin ifadesinde, yüzlerin perde perde solması şeklinde belirtilmektedir. Bu umutsuzluğun, sıkıntının ve bıkkınlığın duyurulmaya çalışıldığı şiirde zaman güneşin gurûba meylettiği akşam vaktidir. Umutsuzluk, bıkkınlık ve hüzün “bir lisân-ı hafî” gibi insan ruhunu doldurmakta ve onu karamsarlığa sürüklemektedir. Şaire göre bunu anlamak ve anlatmaksa oldukça güç bir durumdur. Ahmet Hâşim, şiirlerinin çoğunda olduğu gibi burada da akşamın ve batan güneşin etkisindedir. O’nun, realitenin silindiği bu anlara sığınması, gerçek hayatta bulamadığı yakınlığı, hayal dünyasında oluşturduğu itibari âlemden beklediği içindir. Nazan Güntük’ün bu sığınmanın gerçekte avuntudan öte bir şey olmadığını ifade Hâşim’in sevmediği kendi varlığının dışına çıkma isteği Merdiven şiirinde de âşikârdır “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” Bu çıkış, bu yükseliş onu bulunduğu yerden kurtaracaktır. Yine “Yollar” ve “O Belde” şiirlerinde de bu duyguyu hissetmekteyiz. Hâşim, sonuçta kendi yarattığı aleme erişememiştir. Bu istek “Yollar” şiirinde de, gecenin inen zalim karanlıklarıyla yarıda kalır. Biz bu ulaşamayışın üzüntüsünü işte “Merdiven şiirinin üçüncü mısraında görmekteyiz “Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak” Hâşim’in ölünceye kadar madde ile ruh arasında kararsız gezintiler yapan büyük bir çocuk olarak kaldığı görüşünün10 eserlerinden hareketle yola çıkıldığında isabetli bir karar olduğu kanaatindeyiz. Şiirin ikinci kısmında mermer bir havuz, akşam güneşinin de tesiri ile tunç rengini almıştır. Bu havuzun içindeki sular ve bütün tabiat yanar haldedir. Tabiat da umutsuz, bıkkın insan gibi batan güneşle beraber gecenin, karanlığın hüznünü yaşamaya hazırlanmaktadır. Şair burada müzikle resmi birleştirmektedir. Şiirdeki ahenk kulağımıza hoş gelirken, kelimelerle de gözümüzün önünde bir tablo çizilmiştir. Hâşim, şiirde mûsikî ve resme önem veren bir sanatçıdır. Şiirde mânâdan ziyade kelimelerin söyleyiş özelliğine yönelir. Çünkü O, sözün mananın zarfı olduğu ve şiirin sözden ziyade mûsikîye yakın olduğu “Merdiven şiirinde duyguların açıkça belirtilmediğini, bir takım sembollerle Hâşim’in gizli bir duyguyu ifadeye çalıştığını gözlemliyoruz. Bu yaklaşım, O’nun sembolik sanatın tülü yorumlara yol açan niteliğine bağlı kaldığı görüşünü de doğrular “Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…” Akşamın böylesi ancak bazı ruhlara dolan gizli bir söyleniş ve gizli bir anlaşmadır. Zira Hâşim’e göre mânâ, âhengin telkinâtından başka bir şey olarak da Dönemine göre sade bir dil ve akıcı bir üslûpla yazılan şiirde, anlam yoğunluk kazanmıştır. Şair akıcılığı bozmadan edebi sanatlardan da istifade etmiştir. “Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?” dizelerinde akşam güneşinin ışıklarının suya yansımasıyla suyun yanıyor gibi görünmesi, beyaz mermerin aynı sebeple koyu kızıl bir renk alması, güneşin durumu itibariyle doğal bir olaydır. Ancak şair bilinen tüden bu olayları bilmezlikten gelerek “tecâhül-i ârif” sanatı yapmıştır. Yine; “Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller” dizesinde anlamı güçlendirmek için gülün akşam güneşiyle aldığı renk kan rengine benzetilmiştir. Ayrıca, gülün daldaki duruşu ve renginin de kanayan yaraya benzetilmesi şiirdeki âhengin sağlanmasında gösterilen hünerin şiir diline yansımasıdır. Cemil Meriç, şiirle mûsikînin bir elmanın iki yarısı olduğu görüşünden hareketle mûsikînin saf, şiirin karışık, mânânın âhenkle izdivacı olduğunu ifade Realist bir gözle bakıldığında “Merdiven” şiirinde de şiirle mûsikînin içiçe olduğu görülü. Şiir aruzun Me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fa’lün kalıbıyla yazılmıştır. Merdiven şiirinde baştan sona “r” sesinin hakimiyeti ve tekrarı mûsikînin oluşmasında etkili olmuştur Ağır ağır, bir, merdivenlerden, eteklerinde, rengi, yaprak, ağlayarak, perde perde, ruha, seyret, arza, kanar, güller, mermer, …vs. Merdiven şiirinde kafiyeler sağlam ve eksiksizdir. Rediflerse canlı ve eylemlerin devamlılığını hissettirmektedir Olmakta, dolmakta, solmakta,…vs. örnekler bizi doğrular yapıdadır. “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden” dizesi basit bir emir cümlesi gibi görünse de hakikatte âhenk ve çağrışım yüklüdü. Buradan hareketle şairin şiir dilini yakaladığı kanaatindeyiz. Şiiri okudukça, bize “yeter artık” dedirtmeyen duyguyu şiirin kendi lisanında buluyoruz. Merdiven şiirinde genel çerçevesi içerisinde bakıldığında ilk dikkati çeken hususlardan birisi canlı bir tabiat tasviridir. Hâşim’in kelimelerle çizdiği bu hârikulâde manzara O’nun bir ressam kadar ince ruhlu oluşunu gösterir. A. Hamdi Tanpınar, Hâşim’in bu yönüyle ilgili kanaatini, “…belki acemi ve biraz kekeleyen bir lisanla da olsa hilkat onu bir nev’i ressam yaratmıştı,” şeklinde ifade Şairin bulunduğu ortam, dış mekan, batan güneşle birlikte karanlık bir geceye hazırlanıyor. Bu hazırlanmada karamsarlık, tedirginlik, üzüntü ve korkunun, hayatının son demlerine gelmiş, hazanlarını yaşayan insanların hâlet-i ruhiyelerindeki manevi baskısını ve vicdani sorumluluğunu hissetmekteyiz. “Merdiven şiirinde, ancak muhteva ve şairinin duygu dünyası ile izah edilebilir. Hâşim, seçtiği kelimeler ve bu kelimelerin yan yana gelişinden doğan âhenkle, kullandığı renklerle ve çizdiği tablolarla kendi dünyasında oluşturduğu îtibâri âlemin kapılarını bizler için aralamaktadır. Bize de samimiyetle o kapıdan içeri adım atarak Hâşim’in iç dünyasına kısa süeli de olsa konuk olmak düşüyor. Merdiven şiiri tahlili * Buca [1][1] Ahmet HÂŞİM, Bütün Şiirleri, Haz.Asım BEZİRCİ, İst.,1985 [1][2] Değişik kaynaklarda Ahmet Haşim’in doğum tarihi ile ilgili olarak 1883, 1885, 1887 gibi farklı tarihler zikredilmektedir. [1][3] Atilla ÖZKIRIMLI, Ahmet Hâşim, İst., 1975, [1][4] A. Şinasi HİSAR, Ahmet Hâşim’in Şiiri ve Hayatı, İst., 1963, s. 148 [1][5] Atilla ÖZKIRIMLI, s. 19 [1][6] Sadık TURAL, “Ahmet Hâşim’in Hayatının Ana Çizgileri”, Şahsiyetler ve Eserler, Ank., 1993, s. 112. [1][7] Mehmet KAPLAN, Şiir Tahlilleri, İst., 1975, s. 5 [1][8] Yrd. Doç. Dr. Hüseyin TUNCER, Meşrutiyet Devri Tük Edebiyatı, İzmir, 1994, s. 192. [1][9] Nazan GÜNTÜRKÜN, Ahmet Hâşim’in Ruh Ülkesi, İst., 1994, s. 29. [1][10] Rıfat Necdet EVRİMER, Fecr-i Âti Şairleri ve Ahmet Hâşim, İst., 1959, s. 46. [1][11] Yrd. Doç. Dr. Hüseyin TUNCER, Edebiyat Araştırma ve İncelemeleri,İzmir, 1994, s. 62. [1][12] Nazan GÜNTÜRKÜN, s. 41. [1][13] “Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar”, Dergâh, nr. 8, 5 Ağustos 1337/ 1921, s. 114. [1][14] Cemil MERİÇ, Mağaradakiler, İst. 1978, s. 64. [1][15] A. Hamdi TANPINAR, Edebiyat Üzerine Makaleler, İst., 1969, s. 335. Merdiven Şiiri KAYNAKÇA ERCİLASUN, Bilge, “Ahmet Haşim ve Şiiri”^Töre Dergisi, Sayı 109, 1980 TANRIPINAR, Ahmed Hamdi, Edebiyat Üzerine Makaleler, İstanbul. 1977 AKYÜZ, Kenan, Modern Tük Edebiyatının Ana Çizgileri, İstanbul, 1995 HAŞİM, Ahmet, Şiirler Haz. Kenan Akyüz, İstanbul. 1973 ENGİNÜN, İnci; KERMAN, Zeynep, Mehmet Kaplandan Seçmeler I, Ankara 1988 BANARLI, Nihat Sami, Resimli Tük Edebiyatı Tarihi, II. Cilt BÜYÜK LAROUSSE Sözlük ve Ansiklopedisi, 8. cilt, sayfa 4011 İstanbul, 1992 KAPLAN, Mehmet, Şiir Tahlilleri –1- Tanzimat’tan Cumhuriyet’e, İstanbul 2002 KERMAN, Zeynep, Yeni Tük Edebiyatı İncelemeleri, Ankara 1998 Ekleyenin notu Merdiven şiirinin tahlili yazısında koyu renkleri belirgin olması için biz çizdik. Merdiven şiirinin tahlili önemli bir yazıdır. Çünkü Merdiven şiiri Ahmet Haşim’in sanat anlayışının bir özetidir. Hattâ Merdiven şiiri sembolizm akımının Türk edebiyatındaki etkilerini gözler önüne serer. Türk edebiyatının en önemli sembolist şairi Ahmet Haşim bu ününü Merdiven şiirine borçludur. Bu sayfaya merdiven şiiri, merdiven şiirinin tahlili, merdiven şiirinin çözümlemesi, ahmet haşim ve merdiven şiiri aramaları ile gelmiş olmanız muhtemeldir.
ahmet haşim merdiven şiiri yorumu