☃️ Yumurtalık Kanseri Kemoterapiye Cevap Verirmi

Jf0sw8. Kanser birçok insan için korkutucu bir gerçekliktir. Neyse ki, bilim bu hastalığın tedavisine her zamankinden daha da yaklaştı. Bu makalede kemoterapinin yan etkilerinin tedavisinde yardımcı olabilecek yeni bir ilaç hakkında bilgi da iyileşeceğimizi söyleseler de, hala kanserden korkuyoruz. Nitekim, akciğer kanseri gibi, bu hastalığa maruz kalanlar, en kötü şeyin tedavinin kendisi değil, yan etkileri olduğunu nedenle bilim dünyası, kemoterapinin yan etkilerini azaltmak için çözüm arıyor ancak bu çözüm gerekli etkinliğe de sahip olmalı. Özellikle de akciğer kanseri durumunda bu hiç kolay değil. Bununla birlikte, aşağıda bahsedeceğimiz gelişmeler gibi çok önemli ilerlemeler de her şeyden önce, size kemoterapinin sonuçlarını hatırlatmak istiyoruz. En çok bilinen yan etki saç dökülmesidir be bunun yanı sıra şunları da yaşayabilirsiniz Genel keyifsizlik Mide bulantısı Kusma Akut ağrılar Diğer organlarda hasar Bu tür ilaçlar o kadar güçlü ki sağlıklı olan organlara da zarar verebilirler. Bu süreçte vücudunuzda bir hücre savaşının devam ettiğini de hesaba hücreler hayatta kalabilmek için iyilerini öldürürler ve bunu yapmak için tüm güçlerini odaklarlar. Dolayısıyla saldırgan hücreleri öldürmek için sağlıklı dokuları risk altına sokmak zorunda insanları bu sakıncaları azaltacak alternatifler arıyorlar. Amaç açık ve net kanser hastalarının ve hayatta kalanların yaşam kalitesini Akciğer kanseri hastalarında kemoterapinin yan etkilerini azaltmanın anahtarıİyi ve kötü hücreler hakkında söylemiş olduklarımızın yanı sıra, bilim insanları kemoterapi yan etkilerini önlemenin en iyi yolunun kötü hücreleri öldürmeye çalışmak yerine iyi durumda olanları güçlendirmek olduğunu düşünüyor. Buna immünoterapi birlikte, bu alandaki başarılara rağmen, akciğer kanseri hastaları için istenen sonuçlar henüz elde edilememiştir. Bu sorun ortaya çıktığında araştırmacılar, akciğer tümörlerinin kanser tedavisinden sonra nasıl yeniden oluşmaya çalıştıklarını durumlarda bağışıklık sistemi buna tolerans gösterse de, araştırmacılar, akciğer tümörlerinin, ilacın hedefiyle temas etmesini engelleyen bariyerler geliştirdiğini bir sonraki soru da ortaya açıktı. “Akciğer kanseri için uygulanan kemoterapinin yan etkilerini en aza indirgeyen ilacı bu engelleri yok etmek için nasıl alabiliriz?”İspanya, Madrid’deki 12 Octubre Hastanesi onkologlarından oluşan bir ekip bunun nasıl yapılacağını açıklayabildi. Artık kanser tedavisi genel olarak bağışıklık sistemini hedeflemiyor ve daha spesifik bir protein olan PD1’i hedef onkoloji uzmanı Dr. Gil Bazo, bu protein başka bir proteine PD-L1 rastladığında onunla kaynaşırsa, tümörün bunu bir düşman olarak tanımlayamadığını ve onu yalnız bıraktığını açıkladı. Ve umut uyandıran Pembrolizumab ilacı da böyle ortaya bu ilaç her durumda kullanılamıyor. Çünkü etkinliği PD-L1’in varlığına bağlı. Diğer protein ile birleştirildiğinde, füzyonun gerçekleşmesi için, varlığının % 51’den fazla olması ilaç akciğer kanserini kontrol edebilirDiğer makalelerde, tümörü tamamen yok edemese de, yaşam beklentisini uzatabilen terapiler hakkında konuştuk. Bu insanların yaşamları elbette asemptomatik olmayacak, ama hasta olarak yaşamaya devam bu noktada, sifiliz, tüberküloz ve astım gibi durumların önceden ölümcül ve tedavi edilemeyen hastalıklar olarak görüldüğünü de hatırlamalıyız. Bu durum, bugünkü statülerinden çok ve benzer koşullar ortadan kalktı ya da hasta olan kişinin hayatının bir parçası olmaya devam ediyor, ama tamamen yaşamasını nedenle, kemoterapinin yan etkilerini hafifletmeye ek olarak, en ölümcül tümörlerden birinin kontrolüne yönelik ilk adımlar atılıyor. Akciğer kanseri çok agresif bir kanserdir. Dahası, ortaya çıkışı genellikle çok özel yaşam tarzı alışkanlıklarıyla ilişkilendirilir; bunlar insanların zor vazgeçtiği durum, akciğer kanserini tedavi edilmesi en zor kanser türlerinden biri yapar ve bu nedenle ölümcül olanlardan Avrupa Komisyonu tarafından onayı bizi heyecan verici bir yolculuğa çıkaracak. Bu, nihayetinde kazanma şansımızın olduğu bir yarış. Gururunuzu kaybetmeden yaşamak hep bir farkında olan onkologlar bir sonraki adıma odaklanmaya devam ediyorlar. Onlar, tıp ve bilim konusunda son sözün asla söylenemeyeceğini herkesten daha iyi bugün bu noktaya ulaştık, çünkü bilim insanları amaçlarından vazgeçmedi ve sabit olarak belirlenen değerleri kabul etmedi. Tabii ki, bunlar en iyi devrimci ruhu temsil ediyorlar. Başkalarının hayatlarını iyileştirmek için “imkansız”a isyan eden bir ruh türü…İlginizi çekebilir ... 13 Haziran 2018'de, ABD Gıda ve İlaç İdaresi FDA, 3. ve 4. evre over kadın yumurtalık, fallop tüpü veya primer periton karın zarı kanseri tanılı hastaların ilk ameliyat sonrası tedavisi için, karboplatin ve paklitaksel ile kombinasyon halinde ve daha sonra tek ajan olarak bevasizumabı Altuzan onayladı. Onay, 3. veya 4. evre epitelyal over, fallop tüpü ve periton kanserli hastalarda, başlangıç ameliyatını takiben, karbaplatin ve paklitaksel ikili kemoterapi rejimine bevasizumab eklenmesini değerlendiren çok merkezli, randomize, çift kör, plasebo kontrollü, üç kollu GOG-0218 adlı klinik araştırmaya dayanmaktadır. Çalışmaya alınan 1873 hasta rastgele 3 kola ayrıldı Bevasizumab olmaksızın karboplatin artı paklitaksel, Bevasizumab ile birlikte karboplatin artı paklitaksel 6 küre kadar Bevasizumab ile birlikte karboplatin artı paklitaksel 6 kür kadar, sonrası tek ajan olarak bevaszumab 16 kür. Bevasizumab, her üç haftada bir intravenöz toplardamardan 15 mg/kg olarak uygulandı. Bu çalışmada, 1215 hasta en az bir doz bevasizumab aldı. Birincil sonlanım/etkinlik noktası olarak progresyonsuz sağkalım tedavi ile hastalığı kontrol altında tutma süresi ve ikincil sonlanım noktası genel sağkalım olarak belirlenen çalışmanın sonuçlarına göre; Tahmin edilen ortanca progresyonsuz sağkalım, kemoterapi ile bevasizumab ve ardından tek ajan bevasizumab alan hastalar için aydı. Tek ajan bevasizumab olmaksızın kemoterapi ile bevasizumab alan hastalar için tahmini ortanca progresyonsuz sağkalım aydı istatistiki olarak anlamlı değil. Bevasizumab olmaksızın kemoterapi alan hastalar için ise bu süre 12 aydı. Tahmin edilen ortanca genel sağkalım, kemoterapi ile bevasizumab ve ardından tek ajan bevasizumab alan hastalar için ay iken, sadece kemoterapi alanlarda aydı. GOG-0218 çalışmasında bevasizumab alan hastalarda, en az %5 sıklıkta meydana gelen yan etkiler; ishal, bulantı, stomatit, yorgunluk, artralji, kas zayıflığı, ekstremitede ağrı, dizartri konuşma bozukluğu, baş ağrısı, dispne, burun kanaması, burun mukozası iç astarı bozukluğu, ve hipertansiyondu. Bevasizumab kollarında kontrol koluna karşı daha yüksek sıklıkta meydana gelen ciddi 3. ve 4. derece yan etkiler yorgunluk, hipertansiyon, trombosit sayısında ve akyuvar sayısında azalma idi. İlk ameliyatı takiben 3. veya 4. evre over, fallop tüpü veya primer periton kanseri için önerilen bevasizumab dozu, her 3 haftada bir karboplatin ve paklitaksel ile 15 mg / kg ve ardından 3 haftada 15 mg / kg'dır. Toplamda 22 küre kadar. Monoklonal antikor yapısında bir ilaç olan bevasizumab, ülkemizde Altuzan, ABD'de Avastin isimleri ile piyasada bulunur. Daha önce 2014 yılında platin-dirençli, 2016 yılında ise platin-duyarlı tekrarlamış over kanseri için FDA onayı almıştı. Kaynak FDA approves bevacizumab in combination with chemotherapy for ovarian cancer. - 13 June 2018 Konuya hızlı bir giriş için, aşağıda, yumurtalık over kanseri tedavisinde kullanılan FDAADB Gıda ve İlaç İdaresi onaylı ilaçların listesi görülebilir Yumurtalık Over Kanseri Nedir? Sebepleri ve Risk Faktörleri Nelerdir? Yumurtalık Kanserinden Korunma Yolları Yumurtalık Over Kanseri Belirtileri Nelerdir? Yumurtalık Over Kanserinde Erken Tanı ve Tarama Mümkün müdür? Yumurtalık Over Kanserinde Evreleme ve Hastalık Yayılımı Evrelerine Göre yumurtalık Over Kanseri Tedavisi Yumurtalık Kanserinde Destek/Palyatif Tedavi Yumurtalık Over Kanserinde Ameliyat Yumurtalık Over Kanserinde Kemoterapi Yumurtalık Over Kanserinde Radyoterapi Işın Tedavisi Yumurtalık Over Kanserinde İmmünoterapi Yumurtalık Over Kanserinde Sıcak Kemoterapi HIPEC ve Hipertermi Yumurtalık Over Kanseri Nedir? Sebepleri ve Risk Faktörleri Nelerdir? Yumurtalık kanseri, ülkemizde rahim kanserinden sonra en sık görülen jinekolojik kanserdir. Yumurtalıklarda oluşan over kanseri veya diğer adıyla yumurtalık kanseri, genellikle diğer organlara yayılım gösterdikten sonra teşhis edildiği için en fazla yaşam kaybına yol açan jinekolojik kanser türü olduğu söylenebilir. Sıklıkla ileri yaşlarda görülen yumurtalık kanserinin ortanca görülme yaşı 63 tür. Bir kadının hayat boyu yumurtalık kanserine yakalanma riski yaklaşık % tür. Ülkemizde her yıl yaklaşık 5200 yeni over kanseri tanısı konulduğu tahmin edilmektedir. Kadın Yumurtalıkları Görevi ve Yapısı Yumurtalıklar kadınlarda progesteron, östrojen kadınlık hormonları ve az miktarda erkeklik hormonu testosteron üreten, kadınlık üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Jinekolojik organlar dediğimiz kadın üreme sistemi şu yapılardan oluşur Vajina Rahim ve rahim ağzı Fallop tüpleri Yumurtalıklar overler Vücudun her iki yanında bir tane olmak üzere 2 yumurtalık vardır ve fallop tüpleriyle yakın temas halindedir. Yumurtalıklar, doğurganlık çağındaki kadınlarda menopoza kadar döllenme için her ay düzenli olarak yumurta üretir. Yumurta olgunlaşma esnasında rahim içi yüzeyinin gebeliğe hazırlanması için östrojen salgılanır, yumurtlamanın ardından salgılanan progesteron hormonu da bu yüzeyi gebeliğe elverişli hale getirir. Gebelik gerçekleşmediğinde ise progesteron salgısı belli bir süre sonra kesilir ve rahim iç yüzeyi adet kanamasıyla birlikte dökülür. Doğurganlık döneminde her ay düzenli olarak oluşan bu döngü yumurta hücreleri kalmadığında ortadan kalkar ve menopoz evresi başlamış olur. Yumurtalık Kanseri Çeşitleri, Nedenleri ve Risk Faktörleri Bazı yumurtalık tümörleri, iyi huyludur kanser değildir. Kötü huylu malign yani kanser olan yumurtalık tümörleri ise, epitel doku yüzeyinden yumurtalıkları kaplayan hücreler, germ üreme hücresi yumurtaları oluşturan hücreler, veya seks kord stromal hücrelerden yumurtalıkların farklı yapılarıyla birleşen ve hormon salgılayan hücreler oluşabilir. Yumurtalık kanseri çoğunlukla, yumurtalıkları kaplayan hücrelerde gelişir. Bu bölgede oluşan kansere, epitelyal yumurtalık kanseri denir. Yumurtalık Kanserinde Sık Rastlanan Epitelyal Tümörler Yumurtalık kanserlerinin çoğunluğunu oluşturan kanserler genellikle epitelyum yüzeyinde başlayan kanserlerdir. Sık rastlanan epitelyal kanserler ve türleri şöyledir Seröz En sık rastlanan yumurtalık kanseri türüdür. Bilinen tüm yumurtalık kanserlerinin yaklaşık % 40’ını oluşturur. 40-60 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür. Endometrioid Bilinen tüm yumurtalık kanserlerinin yaklaşık %20’sini oluşturur. %5’i endometriyozise, % 20’si endometriyal karsinoma rahim kanseri bağlı gelişir. 50-70 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür. Müsinöz Müsinöz kanserler, epitelyal yumurtalık kanserlerinin %6-10’unu oluşturur. 30-50 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür. Berrak hücreli karsinom Berrak hücreli kanserler, epitelyal yumurtalık kanserlerinin % 5’ini oluşturur. 40-80 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür. Başkalaşım göstermeyen kanserler Başkalaşım göstermeyen tümörler, yumurtalık kanserlerinin % 15’ini oluşturur. Adından da anlaşıldığı gibi başkalaşım göstermeyen kanserli hücreler, mikroskop altında incelendiğinde belirlenemeyebilir. Borderline over tümörü Bu tür yumurtalık tümörleri, nadiren kötü huyludur ve sık rastlanan yumurtalık kanserlerinin % 10- 15’ini oluşturur. Bu tümörler, tabiatı gereği kanser olmakla olmamak arasındadır. Yumurtalık yüzeyinde oluşur ancak yumurtalığın derinlerindeki dokulara yayılmaz. Hastalığın sonucu daha iyi tahmin edilir ve yayılan yumurtalık tümörlerine nazaran iyileşme oranları daha yüksektir. Epitelyal yumurtalık kanserleri, karın alt bölgesinin pelvis derinlerinde başladığı için, kanser ilerleyene kadar çoğunlukla belirti göstermezler. Dahası ağrı, halsizlik, karında şişlik, kabızlık, karın ağrısı ve idrar problemleri gibi yumurtalık kanserine ait birçok belirti, kadınlarda farklı sebeplerle de görüldüğü için ayırt edilmesi zordur. Erken tanı konması güç olduğu için yumurtalık kanserlerinin kabaca %70’i ilerlemiş evrededir. Kanser, iç pelvik testleri sırasında, anormal pelvik büyüme bulguları sonucu tespit edilir. Yumurtalık kanseri, karın boşluğuna yayılabilir, bu da karın boşluğuna su toplanmasına yol açar. Buna assit denir. Karında şişlik, ağrı, bağırsaklarda anormal hareketlilik veya sıvı dolan bölgenin akciğerlere basınç yapması sonucu nefes alıp vermekte zorluk gibi bazı belirtilere sebep olabilir. Yumurtalık kanserleri için en uygun tedavi yöntemi; cerrahi müdahale ve kemoterapi kombinasyonu ve bazı vakalarda radyoterapi uygulamalarıdır. Yumurtalık kanseri, pelvis içindeki diğer organlara, lokal veya bölgesel lenf bezlerine, karın bölgesindeki yüzeye veya kan dolaşımı yoluyla bağırsaklara, mesane, rahim, akciğer ve karaciğere metastaz gösterebilir. Etkili tedavi planını şekillendirebilmek için, kanserin yayılma durumunu ve evresini tam tespit etmek önemlidir. Cerrahi müdahaleye karar vermeden önce bir dizi test yapılması gereklidir. Pelvis ve karın ultrasonu ve CA-125 seviyesinin ölçümü dahil bazı kan testleri, tanı için uygulanan testlere dahildir. CA-125 Nedir? Kanda yüksek CA-125 proteini seviyesi, yumurtalık kanseri ile ilgilidir. Ancak, her zaman yumurtalık kanseri olduğu anlamına gelmez. Çünkü kanda yüksek CA-125 protein seviyesi, bir dizi başka sebepler yüzünden de meydana gelebilir. Kanda her mililitrede 35 üniteden az CA-125 seviyesi normal kabul edilir. Özellikle, menopoz sonrası kadınlarda mililitrede 35 üniteden fazla tespit edilen CA-125 seviyesi, yumurtalık kanseri olasılığını arttırır. Yumurtalık kanserinin tespit edilmesi ile birlikte kanda belirlenen CA-125 seviyesi tedavi sırasında ve sonrasında kanser gelişimini izlemede yol göstericidir. Yumurtalık kanserinde cerrahi müdahale, neredeyse tüm hastalarda gerekli görülen bir yöntemdir. Laparotomi karın ameliyatı ile kanserin evresi belirlenir ve mümkün olduğu kadar çok kanserli doku alınır. Yumurtalık Kanserinin Nedenleri ve Risk Faktörleri Nelerdir? Her zaman dile getirdiğimiz gibi, kanserin en iyi tedavisi, en erken teşhis edildiğinde yapılandır. Yumurtalık kanserinin tüm nedenleri netleşmemekle birlikte bazı risk faktörleri tanımlanmış, diğerleri ise henüz araştırma safhasındadır. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi yumurtalık kanserinde de kalıtsal ve kalıtsal olmayan faktörler söz konusudur. Kalıtsal faktörler, aileden hasarlı genlerin aktarılması yoluyla meydana gelir ve değiştirilemez. Over kanserlerinin %10 kadarının kalıtsal olduğunu biliyoruz. Ailede daha önce yumurtalık kanseri olmuş bir birey varsa, risk oranı çoğalır. Ancak, kalıtsal olmayan ve değiştirilebilen faktörler de vardır. Diyet, egzersiz veya çevremizde bizi etkileyen faktörler. Bu faktörlere biz, çevresel faktörler diyoruz. Kalıtsal olmayan bazı faktörler, sağlıklı bir hücrenin kansere dönüşmesini sağlayabilir. Buna, sigaranın akciğer kanserine yol açtığını örnek olarak gösterebiliriz. Öyleyse, çevresel faktörleri kontrol altına almak bizim elimizdedir diyebiliriz. Yumurtalık Kanserinde Kalıtsal Risk Faktörleri Ailede, anne, abla veya kız çocukta yumurtalık kanseri teşhisi konması, risk oranını arttırır. Sadece anne tarafından değil, baba tarafından taşınan genlerde yumurtalık kanseri riskinde etkilidir. Birçok genetik yumurtalık kanserinin, kalıtsal genetik mutasyon sonucu oluştuğu testlerle kanıtlanmıştır. İnsan genlerinde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, tümörü engelleyici rol üstlenmişlerdir. Normal hücrelerde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, hücrenin genetik materyallerini yani DNA’sını dengede tutar ve kontrolsüz hücre gelişimini önler. Bu genlerin mutasyona uğraması ise, kalıtsal olarak gelişen meme ve yumurtalık kanserleri ile bağlantılıdır. İlginizi çekebilir Yumurtalık kanseri kalıtsal mıdır? Genetik risk faktörleri nelerdir? Her ne kadar kalıtsal faktörler ve mutasyon için net bir çözüm bulunamamış olsa da, araştırmalar uygulanan testler sonucu BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyon riski yüksek çıkan hastalara, meme ve yumurtalıkların alınması önerilebilir. Yumurtalık Kanserinde Kalıtsal Olmayan Çevresel Faktörler Yaş Yumurtalık kanseri riski, kadınlarda yaş ilerledikçe artar. Yumurtalık kanseri kadınların yarısı, 63 yaş üzeri hastalardır. Obezite Vücut kitle endeksi en az 30 olan obez kadınlar da yumurtalık kanseri riski artar. Doğurganlık için Kullanılan ilaçlar Doğurganlık için kullanılan klomifen sitrat Klomid adlı ilacın bir yıldan fazla kullanılması özellikle hamilelik meydana gelmemişse kötü huylu tümör riskini arttırabilir. Hiç doğum yapmamak, doğurganlık ilaçları kullanmadan da kanser riskini arttırır. Bu ilacı kullanıyorsanız, olası riskleri hakkında doktorunuzla konuşunuz. Erkeklik hormonunun etkisi Erkeklik hormonu olan Androgen kullanan kadınlarda, yumurtalık kanseri riski artar. Bu konuyla ilgili araştırmalar devam etmektedir. Östrojen ve hormon tedavisi Menopoz dönemi östrojen hormonu kullanan kadınlarda yumurtalık kanseri riski artar. 5-10 yıl sadece östrojen alan kadınlarda kanser riskinin, östrojen ve progesteron hormonlarını beraber alan kadınlara göre fazla olduğu tespit edilmiştir. Meme kanseri riski Meme kanseri olan kadınların, yumurtalık kanserine yakalanma riski daha fazladır. Ailesel faktörler söz konusu olduğunda risk daha da artar. Sigara ve alkol kullanımının etkisi Yumurtalık kanserlerinin müsinöz adlı çeşidinde, sigara yumurtalık kanser riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Alkol kullanımının yumurtalık kanseri ile bir bağlantısı yoktur. Pudra kullanımı Terleme ve pişikten korunmak üzere uzun yıllar 10 yılı aşkın sürelerde kasık bölgesinde pudra talk kullanımının over kanseri riskini artırdığı görülmüştür. İlginizi çekebilir Kansinojen nedir? Kimyasal karsinojenler hangileridir? Yumurtalık Kanserinden Korunma Yolları Yumurtalık kanserindeki riski azaltmak için günlük hayata dair uygulayacağınız bazı yöntemler vardır. Hayatın akışı içinde günlük yaşantınızda bu yöntemleri uygulamanız yeterli olacak, kendinizi daha zinde ve sağlıklı hissetmenizi sağlayacaktır. Diyet / doğru beslenme Diyet ve kanser arasındaki ilişki her yönüyle henüz netlik kazanmış olmasa da, bol tahıl, meyve ve sebze bakımından zengin yiyecekleri tüketerek diyet yapmanın; kırmızı eti ve alkolü sınırlamanın, sağlıklı kiloda kalmanızı sağlayarak, sağlıklı yaşamanıza yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Bu da, kanseri tetikleyen yiyecek faktörünü uzak tutar. Egzersiz Egzersiz ve yumurtalık kanseri arasındaki ilişki kesin değildir. Öyle bile olsa, egzersiz yapmak sağlık açısından kalp krizi riskini azaltma ve birçok kanser türünü önleme gibi sayısız fayda sağladığı için önemlidir. Doktorunuz size uygun egzersizi tavsiye edecektir. Tavsiye edilen, günde 30 dakika haftada 5 ya da daha fazla gün egzersiz yapılmasıdır. İlginizi çekebilir Egzersizle ilişkili 14 kanser çeşidi Hamilelik Hamile kalmak ve çocuk doğurmak, yumurtalık kanseri riskini azaltır. Emzirmek ise, risk oranını daha da azaltan bir faktördür. Doğum kontrolü Doğum kontrol ilaçları kullanan kadınlarda, yumurtalık kanseri riski azalır. Risk oranındaki azalma, sadece 3 ile 6 aylık kullanım sonrasında tespit edilmiştir. Doğum kontrol hapı kullanım süresi ne kadar uzarsa, risk oranı o kadar azalır. Ancak, bu tür ilaçların ciddi riskleri ve yan etkileri olduğu için doktorunuza danışmadan kullanmayınız. İlginizi çekebilir Doğum kontrol hapları - oral kontraseptifler ve KANSER RİSKİ Yumurtalık Over Kanseri Belirtileri Nelerdir? Yumurtalık kanserinin ancak %20’si erken evrede yakalanır ve erken evrede tanı koyulduğunda hayatta kalma oranı çok yüksek bir hastalıktır. Dolayısıyla erken evrede tanı koyulması son derece önemlidir. Bununla birlikte over kanserinin erken evrelerde kendine has belirtileri yoktur. Hatta irritabl barsak sendromu IBS veya adet öncesi sendromu gibi genel belirtilerden ayırt edilmeyebilir. Belirtiler ani başlangıçlı, oldukça şiddetli ve gün içinde gelip geçici olabilir. Ancak; 3 Haftadan daha uzun sürüyorsa Özellikle 50 yaşın üzerindeyseniz Yakın akrabalarınızda meme ve yumurtalık kanseri geçirme öyküsü varsa bu yakınmaları ciddiye almak gerekebilir. Çok Erken Evre Yumurtalık Kanseri Belirtileri Evre 1; kanser sadece yumurtalık içindedir. Alt karın bölgesinde veya karın yanlarında ağrı Karında şişlik ve doluluk hissi olması Daha İleri Evre Yumurtalık Kanseri Belirtileri Evre 2 ve 3; kanser yumurtalık dışındadır. Menopoz sonrasında vajinal kanamalar Alt karın bölgesinde ağrı Sırt ağrısı Sık ve ani idrara çıkma Kabızlık Cinsel ilişki sırasında ağrı Şişmiş karın Midede doluluk hissi ve iştah kaybı Son Evre Yumurtalık Kanseri Belirtileri Evre 4; kanser uzak organlara yayılmıştır. İştah kaybı veya karında dolgunluk hissi Karın şişliği Nefes darlığı Kabızlık Halsizlik, yorgunluk Bacaklarda şişlik Yayıldığı organ ve bölgeye ait diğer belirtiler ortaya çıkarabilir. Yumurtalık Over Kanserinde Erken Tanı ve Tarama Mümkün müdür? Birçok kanser türü için yapılan tarama ve tedavi araştırmaları büyük ilerleme kaydetmiş, bu da kansere erken tanı konmasına imkan sağlamıştır. Bununla birlikte over kanserine özel ailesel geçişli BRCA1-2 geni taşıyanlar haricinde sağlıklı bireyler için günümüz koşullarında özel bir tarama yöntemi konusunda henüz ortak bir karara varılmamıştır. Yani yumurtalık kanserinin öncü lezyonlarını saptayan tek bir tarama testi mevcut değildir. Bu amaç ile birçok farklı kanser belirteci bilimsel araştırmalarda kullanılmıştır; ancak evre 1 dediğimiz erken evrede hastaların sadece %30'unda bu belirteçler yüksek bulunmuştur. Birden fazla tümör belirtecinin bir arada kullanımı ile yapılan taramalarda elde edilen sonuçlar daha başarılı olmakla beraber, ne kadar maliyet etkin oldukları tartışmalıdır. İlginizi çekebilir Güncel kanser tarama programları hangi testlerle hangi kanserlerde erken teşhis mümkündür? Yumurtalık kanserlerinin yaklaşık %70'i 3. evrede teşhis edilebilmektedir. Bu kadar yüksek oranda ileri evrede yumurtalık kanserlerinin tanı konmasının en önemli nedeni, bu kanserin daha çok doğrudan karın içine özellikle karın zarı peritona yayılım yapmasıdır. Diğer birçok kanserin aksine over kanseri lenf veya kan damarlarından ziyade periton üzerinden yayılmayı tercih eder Erken tanı için en önemli husus, halen düzenli olarak yapılan jinekolojik muayene ve menopoz sonrası ultrasonografide saptanan ve üç santimin üzerinde olan her kistik oluşum kuşkulu olarak kabul edilmesidir. Diğer taraftan, menopoz öncesi dönemde yapılan ultrasonografide de kistik oluşum görüldüğünde, özellikle bu kist adet sonrası dönemde de halen mevcutsa ve bir takım ilave ultrasonografik özellikler taşımakta ise, jinekolojik kanser tanısında deneyimli bir hekim tarafından da gözden geçirilmelidir. Yumurtalık Over Kanseri Tanısı Nasıl Konur? Yumurtalık kanserinin tanısı ancak histopatolojik inceleme dediğimiz mikroskop altında dokunun incelenmesi ile konmaktadır. Bu tanı için cerrahi girişim gereklidir. Burada yapılacak olan cerrahi girişim hem tanı hem de tedavi amaçlıdır. Ameliyat esnasında kuşkulu olan yumurtalık ve varsa buna ait olan yayıldığı dokulardan örnek alınıp ameliyat esnasında frozen inceleme dediğimiz histopatolojik muayeneye yollanır. Ameliyat devam ederken tümörün yumurtalık kaynaklı olup olmadığı, tümörün hücre tipi, tümörün normal dokuya benzerlik derecesi diferansiasyonu belirlenir ve burada elde edilen sonuçlara göre cerrahi tedavi şekillendirilir. Yumurtalık kanseri ameliyatı öncesi yapılacak olan görüntüleme yöntemleri bilgisayarlı tomografi, pozitron emisyon tomografi, ultrasonografi gibi veya tümör göstergesi düzeylerinin belirlenmesi, hastalığın yaygınlığı yani evresi hakkında bilgi verebilirler ancak kesin tanı koydurucu yöntemler değillerdir. Ayrıca hiçbir zaman doku tanısının yerine geçemezler. Yumurtalık Kanserine Yatkınlığı Artıran Genler Yumurtalık kanserlerinin yaklaşık % 10-15'i kalıtsaldır, yani nesilden nesle geçen genetik mutasyonlarla ilişkilidir. Örneğin; BRCA1 mutasyonu olan kadınlarda yumurtalık kanseri gelişme riski %36, BRCA2 mutasyonu olanlarda %12’dir. Bunun aksine, genel olarak toplumda kadınlar arasında yaşam boyu yumurtalık kanseri gelişme riski %1-2’dir. Yakın zamanda yapılan çalışmalarla kadınlarda yumurtalık kanserine yatkınlığa neden olan yeni genler de RAD51C ve RAD51D gibi tanımlanmıştır. Bu nedenle kalıtsal yumurtalık kanserinden şüphe duyuluyorsa genetik danışma önerilir. CA 125 nedir, yumurtalık kanserinde tarama amaçlı kullanılabilir mi? CA 125 proteininin kan düzeyinin ölçümü, yumurtalık kanseri taramasının en yaygın olarak incelenen biyokimyasal yöntemidir. Serum CA 125 değerleri, erken evre hastalığı olan kadınların yaklaşık yüzde 50'sinde ve ileri evre over kanserli kadınların yüzde 80'inde yükselmiştir. Bununla birlikte, CA 125'in özgüllüğü sınırlıdır. CA 125 seviyeleri, sağlıklı kadınların yaklaşık yüzde 1'inde yükselir ve menstrüel siklüs sırasında dalgalanır. CA 125 ayrıca aşağıdakileri de içeren çeşitli benign iyi huylu ve malign habis koşullarda artar Endometriozis Uterin leyomiyoması Siroz Pelvik inflamatuar hastalık Endometriyum, meme, akciğer ve pankreas kanseri Herhangi bir nedenden dolayı akciğer ve karın zarlarında sıvı birikmesi Ortalama CA 125 seviyeleri etnik köken ve sigara içme durumuna göre de değişebilir ve yaşla birlikte artar. Özellikle menopoz öncesi dönemde CA 125 yüksekliğinin birçok başka nedeni olduğu için, yanlış pozitiflikten korunmak için yumurtalık kanseri taramasında CA 125 testi menopoza girmiş postmenopozal kadınlara odaklanmıştır. Bununla birlikte yapılan çok sayıda çalışma, yıllık CA 125 ölçümlerinin tek başına, menopoz sonrası kadınların yumurtalık kanseri riskini hesaplamak için yeterli özgüllüğü olmadığını göstermektedir. Özetle Yumurtalık kanseri için bilinen en önemli risk faktörü aile hikayesidir. Yumurtalık kanseri erken tanısı için kanda CA 125 düzeyini ölçmek yanlış bir yaklaşımdır, çünkü CA 125 yüksekliği yumurtalık kanserine özgü bir durum değildir. Yumurtalık Over Kanserinde Evreleme ve Hastalık Yayılımı Kanserin başladığı organın içinde sınırlı olması veya vücudun diğer bölümlerine yayılıp yayılmadığının tespiti için kullanılan süreçlere evreleme denir. Doğru evreleme onkolojinin en önemli parçalarından biridir ve hastanın tedavi başarısı ile doğrudan ilişkilidir. Kanser vücutta ilerlerken komşu dokuya direk, lenf sistemi ve kan yolu olmak üzere 3 yolla yayılabilir Doku yolu ile kanser, başladığı yerden büyüyerek yakın bölgelere yayılır. Lenf sistemi yolu ile kanser, başladığı andan itibaren lenf sistemine girerek, lenf damarları boyunca vücudun diğer bölgelerine yol alır. Kan yolu ile kanser, başladığı yerden kan damarları vasıtasıyla vücudun diğer bölgelerine doğru yol alır. Kanser vücudun başka bir bölgesine yayılırsa buna metastaz denir. Metastatik tümör, primer birincil tümörle aynı tür kanserdir. Örneğin, yumurtalık epitel kanseri akciğere yayılırsa, akciğerdeki bu kanser hücreleri akciğer kanseri değil, yumurtalık kanser hücreleridir. Yumurtalık over kanseri evrelemesi, Roma rakamları ile I'den IV'e kadar sıralamanın dışında basitçe erken ve ileri evre olmak üzere de iki başlıkta değerlendirilir. Evre I yumurtalık epiteli ve fallop tüp kanserleri, erken evre kanserler olarak tedavi edilir. Evre II, III ve IV yumurtalık epiteli, fallop tüpleri ve primer peritoneal kanserleri, ileri evre kanserler olarak kabul edilir. Evre I Evre IA, kanser tek bir yumurtalık veya fallop tüpünde bulunur. Evre IB, kanser hem yumurtalıklarda hem de fallop tüplerinde bulunur. Evre IC, kanser bir veya her iki yumurtalık veya fallop tüplerinde bulunur ve aşağıdakilerden biri doğrudur Kanser yumurtalık kapsülüne dış örtüsü ulaşmıştır, ameliyat sırasında bu zarın yırtıldığı görülür Kanser hücreleri pelvik peritonda karın zarı veya kasık bölgesi sıvısında bulunur. Evre II Evre IIA'da, kanser bir veya her iki yumurtalık veya fallop tüplerinde bulunur ve rahim ve / veya fallop tüplerine ve / veya yumurtalıklara yayılmıştır. Evre IIB'de, kanser bir veya her iki yumurtalık veya fallop tüplerinde bulunur ve kolona kalın bağırsak yayılmıştır. Primer birincil peritoneal kanserde, kanser pelvik peritonda bulunur ve vücudun başka bir yerine yayılmamıştır. Evre III Evre IIIA'da, kanser yumurtalıkların veya fallop tüplerinin birinde veya her ikisinde bulunur a Kanser, peritonun dışındaki veya arkasındaki lenf nodlarına yayılmıştır veya b sadece mikroskopta görülebilen kanser hücreleri , pelvis dışındaki periton yüzeyine omentuma yayılmıştır. Kanser yakındaki lenf nodlarına yayılmış olabilir. Evre IIIB'de, kanser pelvis dışındaki peritona yayılmıştır ve periton kanseri 2 cm veya daha küçüktür. Kanser, peritonun arkasındaki lenf düğümlerine yayılmış olabilir. Evre IIIC'de, kanser, pelvis dışındaki peritona yayılmıştır ve periton kanseri 2 cm’den daha büyüktür . Kanser , peritonun arkasındaki lenf düğümlerine veya karaciğerin veya dalağın yüzeyine yayılabilir. Evre IV Evre IVA'da kanser hücreleri, akciğerlerin etrafında birikmiş fazladan sıvıda plevral efüzyın sıvısı bulunur. Evre IVB'de kanser, kasıkta lenf düğümleri dahil olmak üzere karın dışındaki organlara ve uzak dokulara yayılmıştır. Aşağıdaki şekilde özetle yumurtalık kanseri evrelerini bulabilirsiniz Evrelerine Göre yumurtalık Over Kanseri Tedavisi 1. Evre Yumurtalık Kanseri Tedavisi Birinci evrede kanser yumurtalıklarla sınırlıdır ve pelvik kasık veya alt karın bölgesindeki organlara, lenf bezlerine veya karın bölgesi dışına yayılmamıştır. Evre I yumurtalık kanserinde, hastaların çoğu uygun cerrahi müdahale ile iyileşir. Ameliyat yoluyla kanser tamamıyla ortadan kalkmasına rağmen, hastaların %5-20’sinde kanser tekrarlayabilir. Bunun sebebi, bu hastalarda gözle görülemeyecek kadar az miktarda kanser hücrelerinin yumurtalık dışına taşması ve dolayısıyla ameliyatla alınamamasıdır. Yumurtalık dışında tespit edilemeyen bölgelerdeki az miktarda kansere mikrometastaz denir. Mikrometastazın tespit edilmesi ile birlikte cerrahi müdahale tekrarlanır. Bazı hastalar, kanserin tekrarlama riskinin azaltılması için ameliyat sonrası ek olarak koruyucu adjuvan kemoterapi de görebilirler. Düşük Risk 1. Evre Yumurtalık Kanseri Mikroskop altında incelendiğinde, yumurtalık yüzeyinde veya karın sıvısında kanser hücrelerine rastlanmadığında, kanserin tekrarlama riski düşük kabul edilir. Bölgesel olarak uygulanan cerrahi müdahale, birinci evre yumurtalık kanserinin hemen hemen tamamını yok eder. Çok az sayıda hastada mikrometastaz gelişir. Birinci evre yumurtalık kanserli bazı hastaların, kemoterapi görmesi gerekli görülmeyebilir. Kemoterapi gören hastalara, paklitaksel ve platin kemoterapi kombinasyonu ile tedavi uygulanır. Yüksek Risk 1. Evre Yumurtalık Kanseri Yumurtalık yüzeyinde veya karın sıvısında kanser hücreleri tespit edilirse veya berrak hücre histolojisi varsa yüksek riskli kanser olarak değerlendirilir. Kanser ameliyatı ile hastaların çoğu iyileştiriliyor olsa da, yaklaşık %40’ında hastalığın tekrarlaması söz konusudur. Yüksek risk altındaki hastalar için cerrahi sonrası uygulanan adjuvan tedavi yenileme riskini azaltıcı kemoterapi, kanserin tekrarlama riskini azaltmaktadır. Hastaların ortalama %80’ini cerrahi müdahaleden sonra 5 yıl içinde herhangi bir kanser belirtisi göstermeden yaşamlarına devam etmektedir. Adjuvan kemoterapi tedavisine karar vermeden önce, kadın hastalar aşağıda belirtilen 3 sorunun yanıtını anladıklarından emin olmalıdırlar Adjuvan kemoterapi tedavisi görmeden hastalığımın seyri kanserin tekrarlama riski ne olur? Kemoterapi tedavisi hastalığımın seyrinde nasıl bir olumlu etki yapacak? Kemoterapi tedavisinin riskleri nelerdir? 2. Evre Yumurtalık Kanseri Tedavisi İkinci evre yumurtalık kanseri, yumurtalıkla ve diğer alt karın bölgesi organlarla sınırlıdır. Henüz karın üst bölgesine, lenf bezlerine veya karın bölgesi dışına yayılmamıştır. 2. evre yumurtalık kanserinin standart tedavisi, cerrahi müdahale ardından kemoterapi tedavisidir. IIA evresindeki hastalarda kanserin tekrarlama olasılığı %30-40’dır. Ancak, daha ileri evre olan IIB hastalarda bu oran daha da yüksektir. Bunun sebebi, ikinci evre yumurtalık kanseri hastalarda cerrahi müdahale sırasında küçük kanser hücrelerinin alınamaması ve kemoterapi tedavisinin kalan kanser hücrelerini tam olarak yok edememesidir. İkinci Evre Yumurtalık Kanserinde Kanseri Tama Yakın Çıkarma Ameliyatı Aynı zamanda tümörü çıkarma ameliyatı olarak da bilinen sitoredüktif cerrahi müdahalede amaç, karın içinden yumurtalar, rahim, karın zarı ve lenf bezleri dahil olmak üzere mümkün olduğu kadar çok kanseri ameliyatla çıkarmaktır. Sitoredüktif ameliyat, kemoterapi tarafından yok edilecek kanser hücrelerinin sayısını azaltır ve böylece, kemoterapiye direnç gösteren kanser gelişimini de otomatikman azaltır. Hastanın yaşam kalitesini arttıran ve kanserin tekrarlamasının önlenmesinde önemli etken olan sitoredüktif cerrahi müdahale, standart bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebilir. Sitoredüktif cerrahi müdahale sonrası hastalara, ek tedavi uygulaması yapılır. Yumurtalık dışına yayılmış ve ameliyatla çıkarılmamış olan kanser hücreleri sebebiyle birçok ikinci evre yumurtalık kanseri hastası ek tedavi uygulaması görür. Etkili bir tedavi, cerrahi müdahale sonrası kalan kanserli hücreleri yok ederek iyileşme oranını arttırmak için gereklidir. Bu da kemoterapi tedavisidir. Sitoredüktif yumurtalık kanseri ameliyatı ve kemoterapi uygulaması ikinci evre hastalarda, standart tedavidir! İkinci Evre Yumurtalık Kanseri İçin Sistemik Kemoterapi Yumurtalık kanseri olan birçok kadın hastada cerrahi müdahale sonrası az da olsa kanser hücrelerinin geride kalabileceğini bilmek önemlidir. Bu küçük miktarlardaki kanser hücreleri, var olan testlerle tespit edilemeyebilir. Cerrahi müdahale ile alınamayan bu mikrometastazların varlığı, kanserin tekrarlamasına neden olur. Mikrometastazların vücuttan temizlenmesi, hastanın gerekli kürde kemoterapi almasıyla mümkün olabilir. İyileşmeyi hızlandırır, hastanın yaşam kalitesi artar. Bölgesel tedavi olarak uygulanan cerrahi müdahale sonrası kullanılan tedavi yöntemine adjuvan tedavi denir. İlginizi çekebilir Yumurtalık kanseri tedavisinde adjuvan Karboplatin ve Paklitaksel kemoterapi rejimi 3. Evre Yumurtalık Kanseri Tedavisi Üçüncü evre yumurtalık kanseri, yumurtalık dışında üst karın bölgesindeki karın zarına veya lenf bezlerine yayılmıştır. Üçüncü evrede kanser, karın bölgesi dışına veya karaciğere yayılma göstermez. Üçüncü evre yumurtalık kanseri için standart tedavi cerrahi müdahale ve sonrasında uygulanan kemoterapidir. Ne yazık ki, standart tedavi gören hastaların yaklaşık %40’ından daha azı 10 yıldan uzun yaşam süresine sahip olur. Bunun sebebi, üçüncü evre yumurtalık kanserinin, cerrahi müdahale ile tamamının alınamaması ve arkasından uygulanan kemoterapinin kalan kanser hücrelerini iyileştirme konusunda tek başına yeterli olamamasıdır. 3. Evre Yumurtalık Kanserinde Sitoredüktif Cerrahi Müdahale Aynı zamanda tümörü çıkarma ameliyatı olarak da bilinen sitoredüktif cerrahi müdahalede amaç, mümkün olduğu kadar çok kanser çıkarmaktır. Sitoredüktif ameliyat, kemoterapi tarafından yok edilecek kanser hücrelerinin sayısını azaltır böylece, kemoterapiye direnç gösteren kanser gelişimini de otomatikman azaltır. Hastanın yaşam kalitesini arttıran ve kanserin tekrarlamasının önlenmesinde önemli etken olan sitoredüktif cerrahi müdahale, standart bir tedavi yöntemi olarak kabul edilebilir. Sitoredüktif cerrahi müdahale sonrası hastalara, ek tedavi uygulaması yapılır. Yumurtalık dışına yayılmış ve ameliyatla çıkarılmamış olan kanser hücreleri sebebiyle %60-80 oranında tekrarlayan birçok üçüncü evre yumurtalık kanseri hastası ek tedavi uygulaması görür. Etkili bir tedavi, cerrahi müdahale sonrası kalan kanserli hücreleri yok ederek iyileşme oranını arttırmak için gereklidir. Bu da kemoterapi tedavisidir. Sitoredüktif cerrahi müdahale ve kemoterapi uygulaması üçüncü evre hastalarda, standart tedavi yöntemidir! 3. Evre Yumurtalık Kanseri İçin Kemoterapi Yumurtalık kanseri olan birçok kadın hastada cerrahi müdahale sonrası az da olsa kanser hücrelerinin olduğunu bilmek önemlidir. Bu küçük miktarlardaki kanser hücreleri var olan testlerle tespit edilemeyebilir. Cerrahi müdahale ile alınamayan bu mikrometastazların varlığı, kanserin tekrarlamasına neden olur. Mikrometastazların vücuttan temizlenmesi, hastanın gerekli kür sayısında kemoterapi almasıyla mümkün olabilir. Bugün için cerrahi sonrası adjuvant tedavi, paklitaksel-karboplatinden oluşan kemoterapi rejimi her 3 haftada bir, 6 kere uygulanır. 3. Evre Yumurtalık Kanserinde intraperitoneal IP Kemoterapi Bu tedavide kemoterapi, direk kanser hücrelerinin en fazla olduğu karın boşluğuna uygulanır. Cerrahi müdahale sırasında karına yerleştirilen geniş bir kateter yoluyla kemoterapi uygulanır. Cerrahi müdahale veya diğer tedavi yöntemleri ile kanserin boyutu 1cm’den küçültülmüşse, sonrasında uygulanan intraperitoneal kemoterapi etkili bir tedavi yöntemidir. 3. Evre Yumurtalık Kanserinde Neoadjuvan Ameliyat Öncesi Küçültücü Kemoterapi Neoadjuvan kemoterapi, cerrahi müdahale öncesi uygulanır. Kemoterapi tedavisi sonrası uygulanan cerrahi müdahaleye interval sitoredüksiyon denir. Neoadjuvan kemoterapinin, kanser hücrelerinin boyutlarını düşürebileceğini ve kemoterapiden daha etkili sonuçlar alınarak cerrahi müdahaleyi kolaylaştıracağı inancında olan doktorlar bu tedavi yöntemini kullanmaktadırlar. Ancak, “neoadjuvant kemoterapi + cerrahi müdahale + adjuvan kemoterapi” tedavi yönteminin daha faydalı olduğu konusunda yeterli sonuçlar henüz elde edilmemiştir. Bu nedenle ameliyat için uygun hastalar ameliyat edilmeli ve sonrasında koruyucu tedaviler verilmeli. Ancak hastanın genel durumunun cerrahi için uygun olmadığı durumlarda veya tümör yükünün fazla olduğu durumlarda bu yöntem tercih edilebilir. Bu konuda klinik araştırmalar devam etmektedir. 4. Evre Tedaviye Dirençli Yumurtalık Kanseri Tedavisi Dördüncü evre Metastatik = İleri Evre yumurtalık kanseri, hastalık karın dışına veya karaciğere yayılmıştır. Dördüncü evre yumurtalık kanseri standart tedavisi uygun ise cerrahi uygulamak ve takiben kemoterapidir. 4. Evre Yumurtalık Kanseri İçin Kemoterapi İleri evre yumurtalık kanserinin kemoterapi tedavisinde kullanılan Karboplatin-Paklitaksel ajanlarının, yaşam sürelerini uzattığı gözlemlenmiştir. Son yıllarda bu ikili kemoterapiye Bevasizumab Altuzan adlı damar oluşumunu önleyici ilacın eklenmesi ile tedaviden alınan yanıt oranları artmıştır. İlginizi çekebilir Anjiyogenez - yeni damar oluşumunun, kanser ve tedavileri için önemi nedir? Tekrarlayan Yumurtalık Kanseri Tedaviye cevap vermeyen veya tekrarlayan kanser, öncelikle uygunsa cerrahi müdahale ile tedavi edilir. Ardından birinci basamak kemoterapi tedaviye başlanır. Tekrarlayan kanser, tedavi sonrası tam başarı sağlanmış ancak bir süre sonra nükseden kanser şeklidir. Tedaviye cevap vermeyen kanser ise, tedavi uygulamalarında kanserin büyümeye devam etmesidir. Bu durumda, hasta ikinci basamak tedavi ile ek tedavi yöntemlerinden faydalanabilir. Hastanın tedavi seçenekleri, kanserin durumuna yani tekrarlaması veya tedaviye cevap vermemesine göre değişir. İlginizi Çekebilir Tekrarlayan over-yumurtalık kanserinde cerrahi yapılmalı mı? İnatçı yumurtalık kanserleri, bazı metotlarla kontrol altına alınabilir. Bazı hastalar, kanser hücrelerinin beyne, karaciğere veya kemiğe yayılmasından dolayı karında şişlik, ağrı veya yayılmaya bağlı bazı belirtiler gösterebilirler. Bazı hastalarda ise, sadece CA-125 seviyesi yükselebilir veya ısrarla yüksek kalır. Kan testleri ve yumurtalık kanserinin görüntüleme yöntemiyle taramadan geçirilmesi, kanserin durumunu gözler önüne serecektir. CA-125 seviyesi yükseldiğinde çoğu hastanın karın içi bölgesine PET-BT taraması yapılır. Ayrıca, ek olarak tanı konması için gerekli diğer testlerde yapılır. Ek tedavinin etkinliği, daha önce uygulanan kemoterapinin türüne bağlıdır. Doktorunuz daha önce uygulanan tedavilerin başarısına, iyileştikten sonra geçen süreye bakarak sizin için en uygun tedaviyi seçecektir. Ülkemizde akıllı ilaçlarla birlikte kemoterapi uygulaması bu evrede özel izinle ödenmektedir. Bevasizumab bu evrede kullanılması kemoterapinin etkisini artıracak ve başarı şansına katkı sağlayacaktır. 4. Evre veya Tekrarlayan Over kanseri tedavisinde DNA tamir engelleyici PARP inhibitörler Daha önce platin bazlı kemoterapiye tam veya kısmi yanıt vermiş, tekrarlayan kadın yumurtalık, fallop tüpü veya peritoneal karın zarı kanserli yetişkin hastaların tedavisinde PARP inhibitörleri ilk olarak 2014 yılında FDA onayı alarak kullanıma girmiştir. Hap şeklinde alınan bu küçük molekül sınıfı ilaçlar, DNA hasarını tamir eden PARP enziminin çalışmasını engelleyerek iş görmektedir. 2014 yılında sadece BRCA mutasyonuna sahip over kanserli hastalarda kullanım onayı almışken, 2017 yılında BRCA mutasyonu olmayan 4. evre veya tekrarlamış over yumurtalık kanserli hastalar için de FDA onayı almıştır; fakat BRCA mutasyonuna sahip hastalarda daha fazla etkinlik göstermektedir. İlginizi Çekebilir 4. evre veya tekrarlayan Over kanseri tedavisinde olaparib FDA onayı aldı Yumurtalık Kanserinde Destek/Palyatif Tedavi Destek tedavi, kanser ve tedavisinde oluşan yan etkilerden korumak ve kontrol altına almak için tasarlanan bir tedavi yöntemidir; Palyatif bakım olarak da adlandırılmaktadır. Yan etkiler, hastaya sadece rahatsızlık vermekle kalmaz, tedavi planlamasını ve verilen ilaç dozlarını etkileyerek hastanın etkin bir tedavi görmesini de engeller. Yan etkileri minimize etmek, hem tedavinin daha sağlıklı uygulanmasını sağlar hem de yaşam kalitesini arttırır. Yumurtalık Over Kanserinde Ameliyat Yumurtalık kanserinde başarılı bir tedavi, ameliyatın ardından kemoterapi ve nadiren gerekli görüldüğünde uygulanan radyoterapiden oluşmaktadır. Kadın yumurtalık over kanserine yakalanan kişilerin neredeyse tümü, cerrahi müdahale ve kemoterapi görürler. Yumurtalık kanserinde ameliyatın rolü, lokal bölgesel tedavi yaparak karın boşluğunda bulunan kanseri yok etmek ve kanserin evresi hakkında daha net bilgi edinilerek gerekli ise ek tedavilere karar verilmesini sağlamaktır. Kanser hücreleri, cerrahi müdahale ile alınsa da mikrometastaz olarak adlandırılan çok ufak kalıntılar, yumurtalıktan karnın diğer bölgelerine ve vücudun uzak noktalarına yayılabilir. Bu mikrometastazlar, var olan testlerle belirlenemeyebilir. Cerrahi müdahale, bölgesel tedavidir ve mikrometastazları tamamen ortadan kaldıramaz. Bu nedenle, kemoterapi kullanılarak ilave sistemik tedavi uygulaması yapılır, buna adjuvan tedavi denir. Cerrahi müdahale sırasında, kanserin evresi tespit edilerek kemoterapi ile ek tedavinin gerekli olup olmadığına karar verilir. Laparotomi ve Sitoredüktif Over Kanseri Ameliyatı 1’den 3. evreye kadar yumurtalık kanseri teşhisi konan hastanın tedavisinde ilk aşama, cerrahi laparotomi karnın cerrahi yöntemle açılması veya karnın incelenmesidir. Karnın ortasından aşağıya doğru kesi atılarak açılır ve mümkün olduğu kadar fazla kanser hücresi alınarak karın ve pelvis temizlenir. Laparotominin amacı, kanser evresini daha net tespit etmek ve hastalığın seyrine göre ek tedavinin gerekli olup olmadığını belirlemektir. Aynı zamanda tümörü çıkarma ameliyatı olarak da bilinen Sitoredüktif Cerrahi müdahalede amaç, karın içinden yumurtalar rahim, karın zarı ve lenf bezleri dahil olmak üzere mümkün olduğu kadar çok kanseri cerrahi yöntemle çıkarmaktır. Laparotomi sırasında tümörün çıkarılması dışında, total histerektomi dahil rahmin alınması, bilateral salpingoooferektomi yumurtalık ve fallop tüplerinin alınması, omentektomi karın altındaki bağırsakları kaplayan yağ dokularının alınması ve karın bölgesinde görülen tüm kanser hücrelerinin alınması gerçekleşir. Eğer kanser yumurtalık veya pelvisle alt karın bölgesi sınırlıysa, üst karın bölgesinden küçük bir doku örneği de inceleme için alınır. Aynı zamanda, karın sıvısı örneği alınır ve kanserin yayılmasını tespit etmek için lenf bezleri alınarak mikroskop altında incelenir. Bu tür bir ameliyat, kadın pelvik kanserlerinde uzman jinekolojik onkolog tarafından gerçekleştirilir. İlgilinizi Çekebilir Tekrarlayan yumurtalık over kanserinde cerrahi yapılmalı mı? Metastatik yumurtalık kanserinde cerrahi müdahale, tümör yükünü azaltarak hastayı rahatlatabilir. Kanserin alınması karın bölgesindeki ağrıları giderir, bağırsak tıkanıklığını engeller. Yumurtalık kanseri ameliyatlarında, yumurtalık ve rahim alındığı için hastanın tekrar çocuk sahibi olması mümkün değildir. Kanser tek yumurtalıkta tespit edilirse unilateral salpingoooferektomi ile kanserli yumurtalığın alınması mümkündür. Böylece, hasta ilerde çocuk sahibi olabilir ve kanser tedavisine devam edebilir. Eğer hasta, çocuk sahibi ise veya artık çocuk sahibi olmak istemiyorsa, kanserin tekrarlamasını önlemek için her iki yumurtalığın ve rahmin alınması, tedavi başarısını arttırır. Laparotomi sonrası, hasta karın bölgesinde ağrı hissedebilir. Kanama, enfeksiyon, yavaş bağırsak hareketleri, idrar yapmada zorluk ameliyat sonrası karşılaşılabilen komplikasyonlardır. Ameliyat öncesi doktorunuz yan etkiler hakkında sizi bilgilendirecektir. Yumurtalık Over Kanserinde Kemoterapi Lenf bezlerine yayılan ve ameliyatla alınamayan az miktarda kanser için yaşam süresini uzatmak ve iyileşme şansını arttırmak adına mikrometastazı temizleyecek etkili bir tedavi gereklidir. Cerrahi müdahale ile bölgesel tedavi sonrası görülen kanser tedavisine adjuvan tedavi denir. Adjuvan tedaviye, kemoterapi, radyoterapi ve/veya biyolojik tedavi dahildir. Yumurtalık kanserleri için uygulanan adjuvan kemoterapi, kanserin tekrarlama riskine karşı uygulanır. Cerrahi müdahale sonrası uygulanan kemoterapi, bir veya daha fazla antikanser ilaçlarından oluşur. Evre I hastalarına ek olarak uygulanan kemoterapi, yalnızca cerrahi müdahale uygulamasından daha yararlıdır. Tekrarlayan düşük risk kanser hastaları, fazla agresif olmayan tedavi görürken, tekrarlayan yüksek risk kanser hastaları daha agresif tedavi görürler. Yumurtalık Over Kanserinde Radyoterapi Işın Tedavisi Radyoterapi, bilindiği gibi yüksek enerji ışın göndererek kanser hücrelerinin, gelişip bölünerek çoğalmasını engellemek için öldürmeyi veya zarar vermeyi hedefler. Radyoterapi, cerrahi müdahale gibi bölgesel bir tedavi şeklidir. Radyasyon bölgesinde bulunan tüm kanserli hücreler yok edilir. Ancak, kanser vücudun diğer bölümlerine yayılma göstermişse, radyoterapi uygulanan bir tedavi yöntemi olmaz. Daha önce diğer kanser türlerinin tedavisinde de bahsettiğim gibi dıştan yapılan radyoterapide, tümöre deri üstünden direk radyasyon gönderilir. İçerden yapılan radyoterapide ise, küçük bir miktar radyoaktif materyalin kanser içine veya yakınına implantasyonu yapılır. Radyoterapi, hastanın kemoterapi ilaçlarını tolere edemediği veya tekrarlayan kanserin çok bölgesel olduğu tespit edildiğinde uygulanır. Bazen de palyatif destek tedavi olarak kullanılır. Tümörü küçülterek belirtilerin azalması veya yok edilmesi sağlanır. Palyatif radyoterapide amaç, karın bölgesine pelvis içinde büyüyen kanserli alana veya metastaz yapmış olduğu alanda ağrıyı ve baskıyı azaltmak olabilir. Ancak, tüm bunlara rağmen kemoterapi tedavisinin, daha fazla yarar sağladığı gözlendiği için radyoterapinin yerini almıştır. Radyoterapi tedavisinin geliştirilerek hastaya daha faydalı hale getirilmesi için klinik araştırmalar devam etmektedir. Yumurtalık Kanserinde Radyoterapi Tedavisinde Olası Yan Etkiler ve Komplikasyonlar Yumurtalık kanseri hastaların çoğu, kayda değer bir zorlukla karşılaşmadan radyoterapi tedavisini tamamlar. Radyoterapinin yan etkileri ve potansiyel komplikasyonları, tedavi gören bölgeyle sınırlıdır. Bir hasta, verilen doz kaynaklı rahatsızlık hissederken diğer bir hasta, herhangi bir yan etki ile karşı karşıya kalmayabilir. Bir veya birden fazla cerrahi müdahale geçirmiş hastada, bağırsaklarda tıkanıklıkkabızlık bir yan etki olarak karşımıza çıkabilmektedir. Herhangi bir yan etki yaşadığınızda, doktorunuzu bilgilendiriniz. Bu gibi durumlarda, doktorunuz tedavi ile ilgili değişiklikleri yapacaktır. Ayrıca, ishal, mide krampı veya sık idrar ve bağırsak hareketleri de radyoterapinin yan etkileri olarak karşımıza çıkabilir. Bu belirtiler, genellikle geçicidir ve radyoterapinin sona ermesi ile birlikte yan etkiler ortadan kaybolur. Zaman zaman mide kramplarına bulantı eşlik edebilir. Bazen de, uyku düzeninde bozulmalar olur. Hasta, yorgunluk ve halsizlikten şikayet eder. Bunun yanında, kan sayımında düşüş gözlemlenebilir. Beyaz kan hücreleri ve trombosit oranı azalabilir. Bu, tedavi için seçilen hedef bölgedeki kemik iliği miktarına bağlıdır. Bu tür değişikliklerde, radyoterapi tedavisinin bitişi ile birlikte sonlanır. Yumurtalık Over Kanserinde İmmünoterapi Over kanseri için denenen immünoterapi yöntemleri 6 başlıkta incelenebilir Monoklonal antikorlar İmmün kontrol noktası düzenleyicileri Terapötik aşılar Adoptiv T hücre transferi Onkolitik virüsler Adjuvant immünoterapiler Bu başlıklarda yer alan dikkat çekici çalışmaları sizlerle paylaştık. Monoklonal antikorlar Monoklonal antikorlar mAbs, laboratuvarda üretilen, tümörlere özgü antijenleri hedef alan moleküllerdir. Hali hazırda birçok mAbs bağışıklık sistemi yanıtı oluşturmak için kanser tedavilerinde kullanılmaktadır. Vasküler endotelyal büyüme faktörünü VEGF hedef alan bir monoklonal antikor olan Bevacizumab Avastin daha önce yumurtalık kanseri tedavisi için onay almıştı ve günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır. Bu alanda umut vaad eden bir diğer monoklonal antikor farletuzumabdır. Faz-2 çalışması devam etmekte olan bu ilaç yumurtalık kanseri hücreleri tarafından yüksek miktarlarda üretilen folat reseptör alfayı hedef alır. Çalışma CA-125 seviyesi düşük, platine duyarlı over kanserli hastalarda yürütülmektedir Klinik çalışma başlığı ve linki A Study to Assess the Efficacy and Safety of Farletuzumab MORAb 003 in Combination With Carboplatin Plus Paclitaxel or Carboplatin Plus Pegylated Liposomal Doxorubicin PLD in Subjects With Low CA125 Platinum-Sensitive Ovarian Cancer; İmmün kontrol noktası inhibitörleri / Bağışıklık sistemi düzenleyicileri Bu ilaçlar bağışıklık yanıtının düzenlenmesi ve kontrolünde görev alırlar. Kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi hücrelerini susturucu etkileri vardır. İşte bu ilaçlar, kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi hücreleri üzerindeki baskısını kaldırırlar. Pembrolizumab Keytruda adlı immünoterapi ilacının tekrarlayan yumurtalık kanserinde faz-2 klinik çalışmaları devam etmektedir. Klinik çalışma başlığı ve linki A Study of Pembrolizumab With Standard Treatment in Patients With Recurrent Platinum-resistant Ovarian Cancer PemCiGem; Yumurtalık Over Kanserinde Sıcak Kemoterapi HIPEC ve Hipertermi Periton karın zarı içi sıcak kemoterapi – HIPEC 3. ve 4. evre yumurtalık kanserlerinin standart tedavisi optimal sitoredüktif cerrahiyi takiben damardan paltin-taksan bazlı kemoterapi uygulamasıdır. Fakat bu evredeki hastaların önemli bir kısmında hastalık 5 yıl içinde tekrarlar. Cerrahi sırasında karın içine sıcak 42 °C kemoterapi uygulamasına hyperthermic intraperitoneal chemotherapy HIPEC denilmektedir. Şimdiye kadar birçok çalışmada bu yöntemin etkinliği değerlendirilmiştir; HIPEC sisplatin + mitomisin C ile tedavi edilen 27 tekrarlayan over kanserli hastanın değerlendirildiği İtalya’da yapılan faz-2 klinik bir çalışmada, 2 yıllık sağkalım %55, ve bölgesel hastalık ilerlemesine progresyon kadar geçen ortanca süre ay olarak bulunmuştur İleri evre over kanserli 415 hastayı kapsayan faz-3 klinik bir çalışmada, hem damardan hem periton için kemoterapi uygulanan hastaların ortanca sağkalım süreleri 65 ay olarak bulunurken; sadece damardan kemoterapi uygulananlarda bu süre 49 ay bulunmuştur Yunanistan’da yapılan başka bir faz-3 klinik çalışmada, 120 over kanserli hasta değerlendirilmiş. Tüm hastalar başlangıç cerrahi tedavi ve sistemik kemoterapi sonrası hastalığı tekrarlayan 3C ve 4. Evre hastalardan seçilmiş. Hastaların yarısına sitoredüktif cerrahi ve HIPEC takiben sistemik tedavi uygulanırken, yarısına sitoredüktif cerrahiyi takiben sistemik tedavi uygulanmış. HIPEC uygulanan grupta ortanca sağkalım 26 ay olarak bulunurken, uygulanmayan grupta 13 ay olarak bulunmuş Tüm vücut hipertermi Isı tedavisi veya termoterapi olarak da bilinen hipertermi, özellikle yaygın tümörü olan, yani metastatik, 4. evre hastalarda kemoterapi ile birlikte uygulandığında kemoterapinin etkinliğini arttırmaktadır. Uygulanan kemoterapi ilaçlarına göre uygulama süresi ve zamanı farklılıklar arz etmektedir. Hipertermi ile immün sistem fonksiyonlarında belirgin artış olmaktadır. Tüm vücut hipertermide, özel olarak geliştirilen infrared-A ışığı yayan lambalar vasıtası ile suni olarak ateş hedef 39 – 40 °C arası çıkarılmaktadır. Araştırmalar yüksek ısının normal dokulara çok az zarar vererek kanser hücrelerine hasar verdiğini veya öldürdüğünü göstermiştir. Hipertermi, kanser hücrelerini öldürerek ve hücrelerdeki proteinlere ve yapıya zarar vererek, kanserin bağışıklık sistemi tarafından fark edilmesini sağlayarak tümörü küçültebilir. Hipertermi - ısı ile tedavi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız. Mevcut araştırmalar, bu kanserin fallop tüplerinde başladığını ve bir kadının yumurtalarını üreten ikiz organlar olan yumurtalıklara doğru hareket ettiğini gösteriyor. Yumurtalık kanseri tedavilerinde son yıllarda daha başarılı sonuçlar alınmaya başlandı, özellikle hastalığın erken teşhis edilmesiyle birlikte yumurtalık kanserinden tamamen kurtulmak mümkün hale Kanseri BelirtileriYumurtalık kanserinin başlıca belirtileri şunlardırKarında şişkinlik ve baskıKarında veya pelvisde ağrıYemekler sırasında çok tok hissetmek ve bir şey yiyememekDaha sık idrara çıkmaBu semptomlar her zaman yumurtalık kanserinin varlığını kanıtlamaz. Fakat aynı belirtiler sürekli devam ediyorsa mutlaka bir doktora Faktörü Aile ÖyküsüYakın akrabalarınızda yumurtalık, göğüs veya kolon kanseri geçiren birileri varsa yumurtalık kanseri olma ihtimaliniz daha yüksektir. Araştırmacılar, kalıtsal genetik değişikliklerin yumurtalık kanserlerinin %10’unu oluşturduğuna inanıyor. Bu, meme kanseri ile bağlantılı BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları ile ilgilidir. Ailesinde bu tür hastalık olan kadınların yakın tıbbi kontrol altında olmaları, olası kanser riskini önlemek için son derece Faktörü YaşYumurtalık kanseri için en güçlü risk faktörü yaştır. Bir kadının menopoz geçirdikten sonra yumurtalık kanserine yakalanması oldukça yüksek bir ihtimaldir. Bu dönemde postmenopozal hormon tedavisinin kullanılması riski artırabilir. Menopoz ile yumurtalık kanseri arasındaki ilişkinin, en az 5-10 yıl boyunca progesteron hormonu almayan fakat östrojen hormonu alan kadınlarda daha çok olduğunu gösteriyor. Doktorlar, östrojen ve progesteron kombinasyonunu kullanıp kullanmamanın riski de arttırdığından emin değiller. Bu konuda yapılan araştırmalarda kesin bir bilgiye henüz ulaşılabilmiş Faktörü ŞişmanlıkObez kadınların diğer kadınlardan daha fazla yumurtalık kanserine yakalanma riski vardır. Yumurtalık kanseri ölüm oranlarına bakıldığında, obez kadınların obez olmayan kadınlara oranla daha çok risk altında oldukları görülür. En çok kilo sorunu yaşayan kadınlar riskin en yüksek olduğu grup Kanseri Tarama TestleriYumurtalık kanseri belirtileri bir kadında yoksa bu hastalığın tespiti için kolay ve güvenilir bir yol yoktur. Bununla birlikte, rutin bir jinekolojik muayene sırasında yumurtalık kanseri taramasının iki yolu vardır. Birincisi, CA-125 adı verilen yüksek protein seviyeleri için yapılan bir kan testidir. Diğeri yumurtalıkların ultrasonunun çekilmesidir. Ne yazık ki, ortalama risk taşıyan kadınlarda bu teknikler kullanıldığında hastalığın tespiti oldukça zordur. Bu nedenle, tarama sadece yumurtalık kanseri belirtilerini çok fazla taşıyan kadınlara Kanserinin TeşhisiUltrason veya BT taramaları gibi görüntüleme testleri, bir over kütlesinin tespit edilmesine yardımcı olabilir. Ancak bu taramalar vücuttaki anormalliklerin kanser olup olmadığını kanıtlayamaz. Kanserden şüpheleniliyorsa, bir sonraki adım genellikle şüpheli dokuları almak için yapılan ameliyattır. Daha sonra inceleme için bir numune laboratuvara gönderilir. Buna biyopsi Kanseri EvreleriYumurtalık kanserinin teşhisi için yapılan biyopsi, kanserin ne dereceye kadar yayılmış olduğunu belirlemeye yardımcı olur. Yumurtalık kanseri aşağıdaki aşamalardan oluşurAşama I Bir veya her iki yumurtalıkta II Uterusa veya diğer yakın organlara III Lenf düğümlerine veya abdominal astara IV Akciğer veya karaciğer gibi uzak organlara Kanseri TürleriYumurtalık kanserlerinin büyük bir çoğunluğu epitelyal yumurtalık karsinomlarıdır. Bunlar, yumurtalık yüzeyindeki hücrelerden oluşan malign tümörlerdir. Bazı epitelyal tümörler açıkça kanserli değildir. Bunlar düşük malign potansiyel LMP tümörleri olarak bilinir. LMP tümörleri daha yavaş büyür ve diğer yumurtalık kanseri formlarından daha az tehlikelidir. Kanser bir hücrenin kontrol dışı büyümesi ile oluşur. Genellikle vücutta meydana geldiği yer ile isimlendirilir. Daha sonrasında ise vücudun çeşitli yerlerine yayılabilir. Yumurtalık kanseri kadınlarda görülen kanser türlerinden bir tanesidir. Yumurtalık Kanseri Nedir? Yumurtalık kanseri yumurtalıktaki hücrelerin anormal büyümesi olarak ifade edilebilir. Hücreler hızla çoğalarak yumurtalığı istila eder ve sağlıklı vücut dokusunu parçalar. Kadın üreme sisteminde iki adet yumurtalık bulunur. Bu yumurtalıklar rahmin her iki yanında yer alır. Yumurtalıklar yaklaşık olarak bir badem büyüklüğündedir. Östrojen ve progesteron hormonları ile beraber aynı zamanda yumurta üretirler. Üretilen yumurta benzer bir şekilde rahmin iki tarafında yer alan fallop tüplerinden geçerek rahme gelir. Karında bu organları çevreleyen dokuya da karın zarı adı verilir. Yumurtalık kanseri yumurtalıklarda görülebildiği gibi fallop tüplerinde ya da karın zarında da görülebilmektedir. Kanseri ilk evrelerinde teşhis edildiğinde oldukça etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Yumurtalıklardaki kanser çeşitli belirtilere neden olur. Bu belirtileri dikkatli bir şekilde takip etmek gerekir. Yumurtalık Kanseri Belirtileri Nelerdir? Yumurtalık kanseri ilk başta bazı hastalarda herhangi bir belirtiye neden olmayabilmektedir. Bununla beraber, kanserin belirtileri diğer kadın hastalıkları ile de karıştırılabilmektedir. Bu nedenle belirtilerden biri ya da birkaçı birden görüldüğünde vakit kaybetmeden uzman hekime danışmak gerekmektedir. Genel olarak karın bölgesinde şişlik hissedilmesi. Yemek yerken hemen doyma, kilo kaybı, pelvik bölgede rahatsızlık hissedilmesi. Yorgunluk Sırt ağrısı Kabızlık gibi boşaltım sisteminde rahatsızlık oluşturacak sorunlar ya da sık sık idrara çıkma gibi belirtilere neden olur. Bu noktada vücudunuza dikkat etmeniz ve sizin için ne normal ne değil bunu göz önünde bulundurmanız son derece önemlidir. Bu belirtilerin herhangi birini iki hafta ya da daha uzun süreli gördüğünüzde ve bu durum sizin için normal değilse vakit kaybetmeden uzman hekime danışmanız gerekir. Yumurtalık Kanseri Teşhisi Nasıl Konur? Yumurtalık kanseri teşhisi koymak için farklı yöntemler bulunmaktadır. Bunlardan birisi fiziksel muayenedir. Fiziksel muayene esnasında doktorlar bir yandan karına bastırarak vajina içerisinden pelvik organları muayene ederler. Detaylı bir görünüm elde etmek için ultrason ya da bilgisayarlı tomografi gibi gelişmiş görüntüleme yöntemleri tercih edilir. Karın ve pelvis bölgesi incelenerek yumurtalıkların boyutuna, şekline ve yapısına bakılır. Hastalığın teşhisi için yapılabilecek bir diğer işlem de kan tahlilidir. Kişinin genel sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olmak için kan tahlili gerekebilmektedir. Bazı durumlarda kan testi yumurtalık kanserine işaret edebilecek tümör işaretçileri için kullanılır. Örneğin kanser antijen 125 testi CA 125 ile genellikle yumurtalıktaki kanser hücrelerinin yüzeyindeki protein gözlemlenebilmektedir. Bu test her ne kadar kesin bir tanı sağlamasa da bazı ipuçları sunabilir. Bunların dışında cerrahi müdahale gerektiren biyopsi ve risk faktörünü belirlemek için genetik testler de uygulanabilmektedir. Yumurtalık Kanseri Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Yumurtalık kanseri tedavisinde genellikle cerrahi operasyon ve kemoterapi yöntemleri birlikte uygulanır. Kanserin erken evrelerinde ya da kanser yumurtalıklardan birini etkilediğinde ameliyat ile sadece etkilenen yumurtalık ve fallop tüpü alınır. Bu durumda hastalar tedavi sonrasında çocuk sahibi olabilirler. Ancak yumurtalıkların her ikisinde de kanser görüldüğünde ve kanser henüz vücudun diğer bölgelerine yayılmadığında yumurtalıkların ve fallop tüplerinin ikisi de alınır. Ancak hastanın rahimi bırakılır. Kanserin daha ileri evrelerinde ise yumurtalıkların, fallop tüplerinin, rahmin alınması, yakınlardaki lenf düğümlerinin ve omentumun alınması gerekebilmektedir. Son olarak en ileri evrede mümkün olabildiği kadar çok kanserli hücrenin çıkarılması gerekir. Ameliyattan önce ve sonra kemoterapi tedavisi uygulanmaktadır. Yumurtalık Kanserinin Evreleri Yumurtalıklarda ortaya çıkan kanser dört evrede değerlendirilir. Birinci evrede kanser henüz yayılmamışken dördüncü evrede yumurtalıktan uzaktaki dokuları etkilemiştir. Birinci evrede genellikle kanser tek bir yumurtalıkta bulunur. İkinci evrede ise kanser henüz çevredeki lenf düğümlerine ya da organlara bulaşmamıştır ancak yumurtalıklara yakın organlarda görülmektedir. Yumurtalık kanserinin üçüncü evresinde ise rahim ya da idrar kesesi gibi yumurtalıklara yakın organların yanı sıra göbeğin altında lenf düğümlerinde de kanserleşme görülür. Kanserin akciğer gibi uzak organlara sıçradığı durumlarda da hastalık dördüncü evre olarak değerlendirilir. Yumurtalık Kanseri Tekrarlar mı? Yumurtalık kanseri başarılı bir şekilde tedavi edilse bile zaman içinde tekrarlayabilmektedir. Ancak bu durum pek çok farklı faktöre bağlıdır. Kanserin tekrarlama riski fark edildiği evreye göre değişiklik gösterir. Birince evre kanserlerde tekrarlama riski %10 civarındadır. İkinci evrede bu oran yaklaşık %30’a çıkar. Üçüncü evrede yumurtalık kanserinin tekrarlama riski %70 ile %90 arasında değişmektedir. Dördüncü evrede ise bu oran %90 ile %95 civarındadır. Kanser tedavisinden sonra mutlaka takip muayenelerini aksatmamak gerekmektedir. Kanserin nüks durumu bu takip muayenelerinde erkenden fark edilebilmektedir. Yumurtalık kanseri ve kadın kanserleri hakkında daha fazla bilgi almak için Youtube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz.

yumurtalık kanseri kemoterapiye cevap verirmi