🐲 Baba Ile Ilgili Şiirler Can Yücel
CanYücel şiirleri oku.Halk ağzı, türküleri ve deyişlerinden yararlandığı şiirlerinde hiciv gücü ve sözcük oyunlarıyla eriştiği dil ustalığı göze çarpar. `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün
GÜNÜNYAZISI - CAN YÜCEL. Gönderen kırmızı kirmizi tarih: Temmuz 13, 2011. Çevremdeki Dost Sandığım Arkadaşlarımı Aslında Birer Düşman Olduklarını Biliyorum Hatta Sevmediklerini de ama Her hαngi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni; senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesidir. Garip
Dörtyıl sonra o yazı bir pazar sabahı Nazlı Ilıcak’ın köşesinde “Can Yücel’in bir şiiri” olarak çıktı karşıma. Sesli güldüm. İki sene daha geçti, Mehmet Barlas’ın özerk bölgesinde gördüm. Yıllar içinde daha az ünlü bazı kimselerin, gazete sayfalarının köşelere tekabül eden bölgelerinde aynı
SanatMetinleri ile İlgili Test. 1. O zaman gördü ki küçük çocuk, memleketlisi mini mini yavru ağlıyor. Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları; dışarının rengini geçiren manzaraları içine alarak nasıl acele acele, sarsıla
CANBABA’YA BİN SELAM Usta şair Can Yücel, ölümünün 16’ıncı yılında kabri başında başlayacak ve üç gün sürecek çeşitli etkinliklerle anılacak. Serdar Kızık, Suna Aras, Şükrü Erbaş, Tuğrul Keskin ve Yaşar Miraç gibi yazar ve şairler katılacak. Can Yücel’den şiirler okunacak. Etkinliğe katılacak
CanYücel'den Aşk Şiirleri. Seninle yaşlanmak istiyorum : Can Yücel Aşk Şiirleri Seneler Geçsin, Sen Beni bil ben seni bileyim istiyorum. Benim olduğun kadar dostlarını
CanYücel bu şiirde “kadın”a bravo bile demiyor, aferini de bravoyu da kendisi kapıyor. Ama böylelikle de bize erkeğin bir yüzünü anlatmış oluyor: Benmerkezcilik. Şair, buna benzer bir yüzü, Datçadan Gara Kalemler ’de Gulak’ın ağzından
CihanBaşakçıoğlu. İZMİR - Şair Can Yücel ve eşi ressam Güler Yücel'in ölümünden önce son zamanlarını geçirdiği Muğla’nın Datça ilçesinde bulunan Eski Datça Mahallesi'ndeki evi, her yıl yüzlerce kişi tarafından ziyaret edilirken, evin bulunduğu "Can Yücel Sokağı" ile ilgili yeni bir iddia ortaya çıktı.Sosyal medya üzerinden bir açıklama yayınlayan
CanYücel - Buluşmak Üzere - Mehmet Önder'in Sesinden Can Yücel - Buluşmak Üzere Meyhane - Mezarlık - Bayram - Hasbihâl - Selma - Merhum İbrahim Bey - Azim - Seyfi Baba - İnsan Şiiri - Kör Neyzen - Acem Şahı - İstibdâd - Hürriyet Şiiri - Kocakarı ile Ömer - Ezanlar - Cânan Yurdu - Bir Mersiye - Dirvâs - Mahalle
AdıC harfi ile başlayan şairlerin şiirlerine ve şiirler hakkındaki yorumlara buradan ulaşabilirsiniz. En güzel şiirler için her zaman bekleriz 👋 Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri 91 kayıtlı şiir; Can Yücel Şiirleri 74 kayıtlı şiir; 9 BabamCevat Çapan 789; 10
İşteCan Yücel'in Kamış şiirinden iki mısra "Akşam yine akşam yine akşam / Göllerde bu dem kılkamış olsam.") Cevdet Kudret, 1959'da kalemle kağıdı buluşturduğu Açık, Kapalı adlı yazıda; Ahmet Haşim'in dizesinin de o yıllarda yadırgandığını söylerken Orhan Veli'nin yaptığının temelinin Halk şiirinde de
CANYÜCEL BAYRAM ŞİİRİ YORUM ZAKİR KAYA Zakir KAYA Temmuz 10, 2022. Tags. Ana Sayfa Şiir Videolar Zakir KAYA. Facebook; (veya yapıldığı dönem Türkçesi ile Lozan Sulh Muâhedenâmesi ), 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre 'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Britanya İmparatorluğu , Fransız
9PGgaK. Haberler > Baba Sevgisini Anlatan 13 Muazzam Şairden 13 Mükemmel Şiir - 1702 1. Sizin Hiç Babanız Öldü Mü? - Cemal Süreya Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum Siz hiç hamama gittiniz mi? Ben gittim lambanın biri söndü Gözümün biri söndü kör oldum Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak Şöylelemesine maviydi kör oldum Taşlara gelince hamam taşlarına Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi Taşlarda yüzümün yarısını gördüm Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Siz hiç sabunluyken ağladınız mı? 2. Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim - Can Yücel Hayatta ben en çok babamı gibi yardan bitme bir çocukÇarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin,O çapkın babamı ben öyle ki oturduğumuz semti,Geldi mi de gidici hep, hepp acele işi! Çağın en güzel gözlü maarif bakardım nereye gitti,Öyle öyle ezber ettim uçardım hasta oldum mu,40ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbula,Bi helallaşmak ister elbet, diğmi, oğluyla!Tifoyken başardım bu aşk oynunu,Ohh dedim, göğsüne gömdüm son teftişine çıkana değinKoştururken ardından o uçmaktaki devin,Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar içinAçıldı nefesim, fikrim, ben en çok babamı sevdim. 3. Baba - Nazım Hikmet “Baba!her yılbaşındasana söyleyecekbir teksözüm varSeni ne kadar çok seversemo kadarçok olsun ömründen geçen yıllar…’Baba!Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!Ne zulüm, ne ölüm, ne korkubaşımı eğemez!Yalnız senin elini öpmek içineğilir başım.” 4. Baba – Rıfat Ilgaz Küçük işler peşinde harcadın altmış üç yılını mum sattın, kürek çektin kul oldun sonunda bir kapıya çıkarı olduğu halde işinin kaplarını doldurmadın vaktinde sessiz sedasız göçtün aramızdan ne ölümün geçti gazeteye ne dokuz göbek soyun kötü mü olurdu beş on para ayırsaydın bir kenara kara günler için hiç olmazsa başımızı sokacak iki göz bir ev bıraksaydın sokakta kalmış değiliz adını herkese hatırlatacak bir dikili çöpün bile yok yeryüzünde mezar taşından gayrı büsbütün unutulup gideceksin seni üç aydan üç aya hatırlatan elimizdeki cüzdanda olmasa bizi ukardan konuşturacak ne ham bıraktın, ne hamam iki karışlık arsa da kalmadı yangın yerinde borcun bile yoktu ödenmiyecek kadar neyinle övüneyim şöyle böyle bir memurdun kolculuktan yetişme kimlerin yanında lafını edeyim. 5. Babam İçin – Sabahattin Ali “Allahım! .. İşte bugün,Şu zavallı ömrümünEn matemli bir böğrümde kaldım,Ben bugün haber aldımBabamın hayatın tadı,Bu haber bırakmadı,Dudağımda oyuldu yer yer,Aman Yarabbi, meğerNe acıklı imiş ölüm” 6. Siyah ve Karanlık – Fazıl Hüsnü Dağlarca Kur’an okurdu babam bazen,Galiba kadir inanmış sesiyle biz çocuklarDaha küçülürdük odanın en uzak bir olurduk kışı gören kırlangıçlar gibi,Garip sedalarda hiçbir şey anlamadan. 7. Ağlamalar – Hasan Hüseyin Korkmazgil “Gördüm babaların ağlamasınıDalları düğüm düğümGövdesi kahve falıBir zeytin ağacını köklemek var yaSökmek var ya sarp yamaçtan ardıcıKazma vurmak beş yüz yıllık meşeyeAcısı duymak var ya kopmanınBabaların ağlaması işte oBabaların ağlaması öyle zor” 8. Ruhi Bey Anlatıyor Bir Düğün Günü ve Sonrası – Edip Cansever “Şöyle böyle hatırlıyorumBeni ölüme uğurlayan bir düğün günüBabamı hatırlıyorumBabamın ölümünüKırbacıyla birlikte bir çam ağacına gömülüAnnemse odasında babamınHasta yatağındaKımıldamadan yatıyor” 9. Anneler Kaçar Gibidir – Turgut Uyar “Her akşam nerden baksan yine de bir eksiği doldururBabalar geri çekilir, anneler onlara teslim olurSaçlarımı hep kestim tutacak kadar kalmasın dedimÇünkü bir başkaldırma ancak saçlarından tutulurGölleri bölümlediler ve sonra suya gittiler çoğuBabalar hep perşembe, anneler hep cuma olur…” 10. Babam İçin – Haydar Ergülen “Sen, olgun kavun!Ben, delikanlı peynir!Hemhal olur babam, gencecik babam.” 11. Benim Babam - Fatih Kısaparmak 'Bu adam benim babam Sekiz köşe kasketiyle Omuzunda sekosuyla hey! Cebinde yok parası Bafra'dır cigarası Yüreğindedir yarası Altı çocuk büyütmüş Bir işçi maaşıyla Bu adam benim babam hey!' 12. Babadan Oğula - Necip Fazıl Kısakürek Eve dönmez bir akşam; Ve gün yüzlü çocuğu, Sorar Nerede babam?Bakarlar, oldu, bitti; Gelir, derler çocuğa, Baban attaya gider bu atta; Ve neler neler olmazVe kimbilir ve hatta;Bir mahşer gerisinde; Babası döner bir gün, Oğlunun derisinde... 13. Diyalog – Özdemir Asaf “Babamın öldüğünde aylardan Hazirandı,O elli dördündeydi, ben ışık söndüğünde yol kedi bunları nasıl da bildi.”
Gözler ve sözler ikisi de bir şeyleri gizler. Sözler ne kadar inkar etse de gözler her şeyi bir bir söyler. Can Yücel Kimdir? Şüphesiz Türk edebiyatının en ilginç şahsiyetlerinden biri olan Can Yücel, 1926 ile 1999 yılları arasında yaşamış modern Türk şairidir. Çocukluk ve Gençlik Yılları 21 Ağustos 1926 tarihinde, yüksek tahsilli bir ailede doğan Yücel’in edebiyatla tanışması uzun sürmemiş. Babası Hasan Ali Yücel’den etkilenerek edebiyata olan ilgisi genç yaşlarındayken başlamıştır. Ankara Üniversitesi’nde Klasik Filoloji Bölümünü okumuş, ardından Cambridge Üniversitesi’nde öğrenimini tamamlamıştır. Bir süre BBC Radyosu’nda çalışmış ve sonrasında Türkiye’ye dönmüştür. Edebi Hayatının Başlangıcı Bağımsız çevirmen ve şair olarak edebiyat dünyasına ilk adımını atmıştır. Eserleri Leman ve Papirüs gibi dönemin ünlü dergilerinde yayımlanmıştır. Siyasi konularda kaleme aldığı eserler hayatında zorluklar yaşamasına neden olmuştur. Edebi Kişiliği Şiirlerinde toplumsal duyarlılığını öne çıkarmış ve yalın bir dil kullanmayı tercih etmiştir. Doğadan, insanların yaşamından ve duygularından ilham almış ve yazdığı eserlerle tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Eserleri Duygu ve düşüncelerini kendine has tekniği ile eserlerine yansıtan Yücel, birçok genç yazar ve şairlere ilham kaynağı olmuştur. Özel Hayatı Yaşamına İstanbul’da devam eden Yücel’in Güler Yücel ile evliliğinden iki kızı ve bir oğlu olmuş, yaşamı boyunca ailesine olan tutkusunu ve bağlılığını sık sık eserlerinde göstermiştir. Yoksul şekilde yaşamını sürdürmüş, paraya işim yok’ diyerek hayatına olan bakış açısını göstermiştir. Ölümü Son 10 yılını Datça’da ailesiyle birlikte geçiren Yücel, 12 Ağustos 1999 tarihinde vefat ettiğinde vasiyetinden dolayı yine orada defnedilmiştir. Çevirileri Hamlet, Fırtına ve Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi dünyaca ünlü oyunların çevirilerini yapmıştır. Gazi YAŞARGİL Yurtdışı eğitim bursu için Hasan Ali Yücel oğlunu değil, Gazi Yaşargil’i seçmiştir. Yaşargil öğrenimini tamamladıktan sonra ünlü bir cerrah olmuştur. Her Boydan İlk çeviri şiir kitabı olan Her Boydan, dünyanın ünlü şairlerinin şiirlerinden seçmeler içermektedir. Can Yücel hakkında daha detaylı bilgiye Can Yücel Argonun Netlik ve Samimiyetle Harmanlandığı Şiirler yazımızdan ulaşabilirsiniz. Bu içeriği beğendiniz mi? Bunun gibi daha fazla içerik üretebilmemiz için bize Patreon´da destek olun. 🙂
Can Yücel şiirlerinden derleme yapmak oldukça zor bir iş. Hangi şiirini alsak diğer şiirlerine haksızlık oluyor Can Baba’nın. Sizin için Can Yücel’in 20 güzel şiirinden alıntılar seçtik. Sevdiğiniz diğer Can Yücel şiirlerini yorumlar bölümünde paylaşabilirsiniz. Biz bu şiirleri derlerken Can Yücel’in basılı kitaplarından yararlandık, çünkü internet üzerinde şiirleri hakkında yanlış bilgilerin çokça dolaştığı şairlerden Can Yücel. 1. Buluşmak Üzre “Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşi evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni” 2. Sevgi Duvarı “Baktım gökte bir kırmızı bir uçak Bol çelik bol yıldız bol insan Bir gece Sevgi Duvarını aştık Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki Başucumda bi sen varsın bi de evren Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi Yalnızlığım benim çoğul türkülerim Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi” 3. Küçük Kızım Su’ya “Bir derin uykudaydım ölümün içinden Açtım ki gözlerimi Bir suyun gölgesi gibi Kendisi adeta bir suyun Ayakucumda sen oturuyorsun Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum!” 4. Farzet Hiç Ayrılmadık “Farzet hiç ayrılmadık Gözümde tütüyor Gözümü tütsülüyorsun hala Hep birlikteyiz sanki Seninle ben ve DÜNYA” 5. Hayır “Yuvarlanan yıldızlar içinde saçlarımız, Boylarımız büyür usul usul; Duyulmasın diye gürültüler uykularda Yağmurlar yağar geceleri.” 6. Hayal Oyunu “Ellerindi ellerimden tutan Ellerimdi ellerinden tutan… Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin Kimbilir kaç martılar halinde Bir masada karşı karşıya Seyrederken dudaklarını senin Dile gelmiş ilk Türkçeydik Henüz başlamış kül rengi bahar Ne savaş, ne barıştık biz… Bu dünyaya yeni gelmiş bir diyar Manolyaya gece konmuş kumrular” 7. Bir Sen Eksiktin Ayışığı “Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri, Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman’dan sonra Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik, Başımızda perensip sahibi bir başçavuş. Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz… Bi sen eksiktin ayışığı Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya!” 8. Kuşlar Vardır “Kuşlar vardır, cana benzer havalarda; Soğuksa kar, baharsa yaprak; Bir başına büyür toprakta ömrümüz, Güneşle yeşil elleriyle çıplak; Nefeslerle sürüp giden yaşamamız Bir su kenarına gelir durur; Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır; Yürünmez öyle hep, bazen susulur.” 9. Yeşil “Gözlerini kapatır beklerdi; Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır, Beklerdi işitinceye dek Ağacın dalında, rüzgarda; Yeşili duydu mu uyurdu Rüyasında…” 10. Güzel’e “Dün gece senin küçücük elinle yalnız yattık Yalnız senin küçücük elinle yalnızlık Kandilli ilkokulu kadar kalabalık Zilleri çaldığında düşlerinin Sınıfların kapıları ardına kadar açık Gökyüzünün, denizin, toprağın, hayalle, emeğin Haklı sınıfları” 11. Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim “Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim. Bilmezdi ki oturduğumuz semti, Geldi mi de gidici hep, hepp acele işi! Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi. Atlastan bakardım nereye gitti, Öyle öyle ezber ettim gurbeti.” 12. Dumanın Doğrusu “Dumanın Doğrusu Kolay gelsin vapurun dumanı! İnersin sen de birgün yeryüzüne, Benim gibi yağmur diye! İy’de edersin!” 13. Ellerimde Bir Göztaşı “Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde” 14. Baharın Azizliği “Kibrit çakıyorsun karanlıkta badem çiçeklerini görmek için Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift sarnıç gemisi gözlerin Bir iş açacaksın sen başımıza yangın mı olur artık, bahar mı?” 15. Cehennemin Dibi “Uğradığım meyhanelerde hep senin içimin var Ben mezesiz demleniyorum biliyorsun İçerken hep yanımda Yanımda buğulu bir bardak Bir bardak su gibi Yanımda hep sen varsın.” 16. Hayırsız Ada “Bir haftadır yok yere dolaşıp duruyordum Bir haftadır içimde bir kırlangıç fırtınası Siyahın biri konup biri kalkıyor Şişli’den taa Rami’ye kadar Her sokağın ayrı bir kanat çırpışı var Yeni Cami önlerindeydim sonra Vapur düdüklerinden anladım Bir haftadır seni ararmışım meğer” 17. Öğretmenin Düşü “Mavi bir ışık yandı gözlerimde Gökyüzü öyle yakın Çocuklar doğacak çocuklarım Ve öyle yağmur ki toprak, koklarsın Ellerim bütün hayvanlar alemi, Hangi ağacı çalsam açıyor Uzaylar uslu, Yönlerim yörük sağduyularım sol duyu” 18. Gün Yalımı “Duvar dibindeydiler bi bakış baktı Şimdi ışık yıllarında yaşıyor o çiçekler Heyt bu kadına can veren tanrım Sarı bir yatış var bütün çarşaflardan ayrı Gelirim demişti bugün için Gözlerim güneş saatinde” 19. Kar Havası “Şehir demir almış bir gemi karda Kalktı kalkacak Belki de seni bekliyoruz böyle Gene en son dakkada geleceksin” 20. Sevgili Gençlik “Öyle parçalandım ki ömrümde Sevgiyle öfke arasında, Sevgimi öfke vurdu Öfkemi sevgi kaçırdı İçim parçalandı arada Bi de bi gün baktım gökyüzüne bir bayram gecesi Bi kestane fişeği açmış yedi rengimden Yağıyorum çocukların üstüne” Facebook Yorumları
Yazıda Ne Var?1 En Güzel Duygusal Anlamlı Baba Duygusal Babalar Günü Ünlü Baba Şiirleri Kısa Ünlü Baba İle İlgili Şiirler En Güzel Anlamlı Baba Şiirleri Duygusal Kısa, Uzun, Baba İle İlgili Şiirler, Baba İçin Şiirler, Baba Hakkında Şiir, En Güzel Babalar Günü Şiirleri, Ünlü Baba Şiirleri, Ünlü Şairlerden Baba Şiirleri Babalar için yazılan şiirler hakkında araştırma yapan kullanıcılar için en güzel anlamlı baba şiirleri duygusal derlendi. Ünlü şairlerin dizelerinde baba sevgisi, hasreti can buluyor. En güzel anlamlı baba şiirleri duygusal, kısa, uzun sizler için bir arada. Özellikle babalar gününde en güzel babalar günü şiirleri okunuyor. İşte en güzel anlamlı baba şiirleri duygusal, kısa, Güzel Anlamlı Cahit Sıtkı Tarancı ŞiirleriSevgiliye En Güzel İyi Geceler Şiiri En Güzel Duygusal Anlamlı Baba Şiirleri Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim- Can Yücel Hayatta ben en çok babamı sevdim Kara çalılar gibi yerden bitme bir çocuk Çırpı bacaklarıyla ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldimide gidici hep, hep acele işi Çağın en güzel maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldumu Kırkı geçerse ateş çağırırlar istanbul’a Bir helalleşmek ister elbet diğmi oğluyla Tifoyken başardım bu aşk oyununu Ohh dedim göğsüne gömdüm burnumu En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin Daha b aşka tür aşklar geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim Sizin Hiç Babanız Öldü Mü- Cemal Süreya Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum Siz hiç hamama gittiniz mi? Ben gittim lambanın biri söndü Gözümün biri söndü kör oldum Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak Şöylelemesine maviydi kör oldum Taşlara gelince hamam taşlarına Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi Taşlarda yüzümün yarısını gördüm Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Siz hiç sabunluyken ağladınız mı? Babadan Oğula-Necip Fazıl Kısakürek Eve dönmez bir akşam; Ve gün yüzlü çocuğu, Sorar Nerede babam? Bakarlar, oldu bitti; Gelir, derler çocuğa, Baban attâya gitti. Uzar gider bu attâ; Ve neler neler olmaz! Ve kimbilir ve hattâ; Bir mahşer gerisinde; Babası döner bir gün, Oğlunun derisinde… Duygusal Babalar Günü Şiirleri Babam İçin-Sabahattin Ali Allahım!… İşte bugün, Şu zavallı ömrümün En matemli bir günü. Elim böğrümde kaldım, Ben bugün haber aldım Babamın öldüğünü. Bitti hayatın tadı, Bu haber bırakmadı, Dudağımda tebessüm. Kalbim oyuldu yer yer, Aman Yarabbi, meğer Ne acıklı imiş ölüm. Daha birkaç gün evvel, Yüzümü okşayan el, Şimdi toprak oluyor. Kendi vücudum kadar Bana yakın olanlar, Birden, uzak oluyor. Ah Baba!.. Daha düne Kadar senin göğsüne Saklıyordum başımı. İnan babacığım, inan, Bu ateş menba’ından Kuruttu gözyaşımı… Ağlamalar-Hasan Hüseyin Korkmazgil Gördüm babaların ağlamasını Dalları düğüm düğüm Gövdesi kahve falı Bir zeytin ağacını köklemek var ya Sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı Kazma vurmak beş yüz yıllık meşeye Acısı duymak var ya kopmanın Babaların ağlaması işte o Babaların ağlaması öyle zor Baba-Nazım Hikmet Baba! her yılbaşında sana söyleyecek bir tek sözüm var Seni ne kadar çok seversem o kadar çok olsun ömründen geçen yıllar…’ Baba! Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım! Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez! Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım. Siyah ve Karanlık- Fazıl Hüsnü Dağlarca Kur’an okurdu babam bazen Galiba Kadir gecelerinde Onun inanmış sesiyle biz çocuklar Daha küçülürdük odanın en uzak bir yerinde Anneler Kaçar Gibidir-Turgut Uyar Her akşam nerden baksan yine de bir eksiği doldurur Babalar geri çekilir, anneler onlara teslim olur Saçlarımı hep kestim tutacak kadar kalmasın dedim Çünkü bir başkaldırma ancak saçlarından tutulur Gölleri bölümlediler ve sonra suya gittiler çoğu Babalar hep perşembe, anneler hep cuma olur… Ünlü Baba Şiirleri Kısa Uzun Diyalog-Özdemir Asaf Bir gün, bir evde, bir kedi Vardı. O gün, bir evde, o kedi Benden sıcaklığını esirgemedi. O gün, o evdeki o kedi Beni bana götürdü getirdi. Ona şarkılarımı söyledim; Uyudu, bakıyordum, benimleydi. Bir ikilem oldu beklenmedik; Geçmiş günlerin yumaklarını didikledi. Var mıydı, yok, var gibi Kucağımdaydı kedi. Gözlerindeydi gözlerim, Gözleri gözlerimdeydi. Ellerimi tırmalıyordu elleri… Ürperdim, birden içim titredi. Bir gün, bir evde, bir kedi Vardı. O gün, bir evde, o kedi Beni taa çocukluğumdan aldı O gün, o evdeki, o kedi, Bak-işte, neler olmuş der gibi, Getirdi beni gençliğime bıraktı. Anı bahçelerinde üşümek sıcaktı. Babamın öldüğünde aylardan Hazirandı, O elli dördündeydi, ben yedi. Bir ışık söndüğünde yol yandı. O kedi bunları nasıl da bildi. Bir gündü, bir evdi, o kedi Taş attı bütün kuyularıma. Durup-dururken dikenli uykularıma Ninniler söyledi. Bu bir öykü idi; Ben mi anlattım, o mu dinledi. Saklamalı mıydı, ya da söylemeli mi; Ne o ev vardı, ne o gün, ne de o kedi. Ünlü Baba İle İlgili Şiirler Kardeşlik-Haydar Ergülen Babam bir pazar günüydü eskiden, yağmur yağar, evin büyük oğlu olurdu birden, ben evini kaybetmiş oğul olurdum ona, sorardım ona hemen Baba hangimizin oğlusun sen? Kardeş olurduk hemen ev büyürdü ikimizden yok olurdu oğulda yer bulamayan babanın suçu, yağmur çocukluğun çatısından gidince anlaşılır yokluğu Şimdi bir başına kalan ev gibiyim gibiysem bir başka yetim olan şiirin suçu yok bunda ev neyse şiir odur, babadır neyse oğul da! Kelimelerin değil seslerimizin ilk yağmurunda ahmakıslatan sırılsıklam benzettiğinde birbirimize unuttum bizi, bir suçu sessizce paylaşırken de unuttuğum sırdı bu Kardeştir babayla oğul! Kardeştir yetimle şiir! İnsan yarısında baba, yarısında oğul olur hayata, suç ve ceza, sus ve… Dinle ve sus Bir şiir suçluysa yalnızca susulur! Mustafa Irgat ölür, eski yetim olur, kimsesiz kelimelerden meleği bir daha geçmez olur… Baba ölür, kardeşliği yetim bırakır oğuldan önce… Yorgunum-Erdem Bayazıt Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın! Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla! Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde! Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum! Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda! Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında! Hiç bilmiyorum! Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor! Baharın rahiyasından akıp coşan çiçeklerle hatırlıyorum lise yıllarımızı! Kimimize kış, kimimize bahar olup canıyla değen babalarımızı! Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor, en çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz! Mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler! Onlarla kavgalı onlarla sevdalı olduğumuz! En çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman ayrılığın yarasını! İnsan baba olunca anlıyormuş babasını
Can Yücel, Nazım Hikmet, Cemal Süreya ve Özdemir Asaf başta olmak üzere ünlü şairlerimizin babalarına yazdıkları şiirler 1. Sizin Hiç Babanız Öldü Mü? – Cemal Süreya “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum Siz hiç hamama gittiniz mi? Ben gittim lambanın biri söndü Gözümün biri söndü kör oldum Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak Söylelemesine maviydi kör oldum Taşlara gelince hamam taşlarına Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi Taşlarda yüzümün yarısını gördüm Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?” 2. Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim – Can Yücel “Ben hayatta en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu, Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul\’a Bi helallaşmak ister elbet , diğ\’mi oğluyla! Tifoyken başardım bu aşk oy\’nunu, Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu, En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin, Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim.” 3. Baba – Nazım Hikmet “Baba! her yılbaşında sana söyleyecek bir tek sözüm var Seni ne kadar çok seversem o kadar çok olsun ömründen geçen yıllar…’ Baba! Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım! Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez! Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım.” 4. Baba – Rıfat Ilgaz “Küçük işler peşinde harcadın altmış üç yılını mum sattın, kürek çektin kul oldun sonunda bir kapıya çıkarı olduğu halde işinin kaplarını doldurmadın vaktinde sessiz sedasız göçtün aramızdan ne ölümün geçti gazeteye ne dokuz göbek soyun kötü mü olurdu beş on para ayırsaydın bir kenara kara günler için hiç olmazsa başımızı sokacak iki göz bir ev bıraksaydın sokakta kalmış değiliz adını herkese hatırlatacak bir dikili çöpün bile yok yeryüzünde mezar taşından gayrı büsbütün unutulup gideceksin seni üç aydan üç aya hatırlatan elimizdeki cüzdanda olmasa bizi ukardan konuşturacak ne ham bıraktın, ne hamam iki karışlık arsa da kalmadı yangın yerinde borcun bile yoktu ödenmiyecek kadar neyinle övüneyim şöyle böyle bir memurdun kolculuktan yetişme kimlerin yanında lafını edeyim.” 5. Babam İçin – Sabahattin Ali “Allahım! .. İşte bugün, Şu zavallı ömrümün En matemli bir günü. Elim böğrümde kaldım, Ben bugün haber aldım Babamın öldüğünü. Bitti hayatın tadı, Bu haber bırakmadı, Dudağımda tebessüm. Kalbim oyuldu yer yer, Aman Yarabbi, meğer Ne acıklı imiş ölüm” 6. Siyah ve Karanlık – Fazıl Hüsnü Dağlarca “Kur’an okurdu babam bazen, Galiba kadir gecelerinde. Onun inanmış sesiyle biz çocuklar Daha küçülürdük odanın en uzak bir yerinde. Müteessir olurduk kışı gören kırlangıçlar gibi, Garip sedalarda hiçbir şey anlamadan. Henüz mektebe giden ablam, bilgiç bilgiç Arapça’ derdi, nefesiyle o zaman. Arapça. Uzak karanlıklarda, Siyah ve lâmba sönmüş gibi… uzar. Ve çocuk kalplerimizi mâtemiyle kaplardı Meçhul ölülere âit mezarlar. Arapça’dan nefret ederdik, lâkin, Okşardı babamın okuduğu şey, muhayyilemizi. Korkudan ve hayretten bir yeni dünya içinde Muhakkak ki iman zaptederdi bizi. Bir sesten sonra muhakkak bir başka ses gelirdi, Ama nasıl başka, anlatılmaz. Babamın sonsuz âhengi arasında Olurdu yaşamalar daha az. Ve olurdu vücûdumuzdaki tarif edilmez çocukluk, Nedense, daha uzun. Uyanırdı karanlık hücrelerde, Bütün yâdigârlığı, ruhumuzun. Ve babamın nefesleri yavaşlardı, hep aynı seslerle, Tevekkül ve akıl dolu gelirdi bize, her taraf. Babamın elleri büyürdü ve büyürdü babamın ellerinde MUSHAF … ve nelerden sonra ben hatırlıyorum, Bazı geceler, yani her gece. Babamın ve başka sevgililerin arapçasını Tesellisiz şeyler düşündükçe.” 7. Ağlamalar – Hasan Hüseyin Korkmazgil “Gördüm babaların ağlamasını dalları düğüm düğüm gövdesi kahve falı bir zeytin ağacını köklemek var ya sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı kazma vurmak var ya beş yüz yıllık meşeye acısını duymak var ya kopmanın babaların ağlaması işte o babaların ağlaması öyle zor gördüm babaların ağlamasını anaların ağlaması bir başka anaların ağlaması bir ayrı anaların ağlaması bir beter dövülen döş yolunan saç kan damlayan bir çığlık ağustosta çam ormanı yangını sokaklar alanlar evler kapılar mutfaklar kilerler ocaklar ağlar zıbınlar beşikler uykusuzluklar ağlar ağlaşırken analar dağ taş toprak ağaç su yıldız yeşeren buğday ağlar savrulan saman ağlar ağlaşırken analar kanın umdun hakkı sütün ekmeğin hakkı ne söylersin bre ozan durur tek tel üstünde inceden sızlaşmağa bütün bir evren ağlar ağlaşırken analar gördüm babaların ağlamasını anaların ağlaması bir başka anaların ağlaması bir beter” 8. Diyalog – Özdemir Asaf “Bir gün, bir evde, bir kedi Vardı. O gün, bir evde, o kedi Benden sıcaklığını esirgemedi. O gün, o evdeki o kedi Beni bana götürdü getirdi. Ona şarkılarımı söyledim; Uyudu, bakıyordum, benimleydi. Bir ikilem oldu beklenmedik; Geçmiş günlerin yumaklarını didikledi. Var mıydı, yok, var gibi Kucağımdaydı kedi. Gözlerindeydi gözlerim, Gözleri gözlerimdeydi. Ellerimi tırmalıyordu elleri… Ürperdim, birden içim titredi. Bir gün, bir evde, bir kedi Vardı. O gün, bir evde, o kedi Beni taa çocukluğumdan aldı O gün, o evdeki, o kedi, Bak-işte, neler olmuş der gibi, Getirdi beni gençliğime bıraktı. Anı bahçelerinde üşümek sıcaktı. Babamın öldüğünde aylardan Hazirandı, O elli dördündeydi, ben yedi. Bir ışık söndüğünde yol yandı. O kedi bunları nasıl da bildi. Bir gündü, bir evdi, o kedi Taş attı bütün kuyularıma. Durup-dururken dikenli uykularıma Ninniler söyledi. Bu bir öykü idi; Ben mi anlattım, o mu dinledi. Saklamalı mıydı, ya da söylemeli mi; Ne o ev vardı, ne o gün, ne de o kedi.” 9. Ruhi Bey Anlatıyor Bir Düğün Günü ve Sonrası – Edip Cansever “Kısacık bir gündü, bir iki dakikalık bir gündü Çocukların günü gibi bir gündü Kahverengi fotoğrafları vardı, bulanıktı Hiçbir şey açık seçik görünmüyordu Kocaman bir bahçe olmalıydı, orda burda Tavuskuşları olmalıydı, herbiri Öyle bir başına hiç kımıldamadan duruyordu Saniyeler sümbüller gibiydi Saniyeler sümbüller gibiydi dokunsam iki parmağım arasında akıyordu Kısacık bir gündü. Bir kişi bile yoktu Hayrünnisa ile ben vardım Seylan taşları ile işlenmiş bir iğne vardı Yansıyan kırmızılık taranıyordu güneşte Kan gibi parlıyordu Şöyle böyle hatırlıyorum Beni ölüme uğurlayan bir düğün günü Babamı hatırlıyorum Babamın ölümünü Kırbacıyla birlikte bir çam ağacına gömülü Annemsa odasında babamın Hasta yatağında Kımıldamadan yatıyor Pencerede sapsarı bir limon görüntüsü Duvarda rengarenk bir kırbaç koleksiyonu Hatırlıyorum Dişleri vardı Hayrünnisa’nın Hatırlıyorum Bir şeyler vardı, ortasından kesilir gibiydi Dişleri bembeyazdı Kesilen her şey bembeyazdı O dişleriyle vardı, ben yoktum Seylan taşlı iğnenin altındaydım, ben yoktum Hayrünnisa vardı, ben yoktum Üç gün üç gece geçti, ben yoktum On gün daha geçti,sonra ben günleri unuttum Bir kuşluk vaktini iyi hatırlıyorum İçerenköy’deki tozlu bir yolu Postacıyı Terziyi Oyanmış limonluğu Çiçek satan adamı Bir otobüs durağını iyice hatırlıyorum O yoktu. Ve bir sabah ben vardım Koskoca bir konağı bir başıma soydum Yer halılarını çıkardım, kalın kadife perdeleri Maun konsolu, Çin porselenlerini, gümüş takımlarını Hatırlıyorum Mineli pandantifleri çıkardım, altın zincirleri, pırlanta yüzükleri Büyük kristal avizeleri, sedefli koltukları Bursa çatmalarını, Beykoz koleksiyonlarını, minyatürleri Hepsini, hepsini bir bir çıkardım Tutkuyla çıkardım, şehvetle çıkardım Öfkeyle Kanını akıtaraktan konağın Hatırlıyorum Konakta o gece konakla kaldım.” 10. Anneler Kaçar Gibidir – Turgut Uyar “Söyle ben saçlarımı kestirsem ne olur Bir başkaldırma ancak saçlarından tutulur Herkes annesi sanır bir kısır yalnızlığı Oysa herkesin annesi aslında bir baruttur Eylül’den ürken Temmuz şafaktan korkan gece Dağları bölümleyen o babadan kaçan sudur Hatırla her gün bir çalar saatle oynadığını Çalar saatler bir çocuğun uyanılacak uykusudur Soğuk iklimler, kırımlar akar gider derisinden Çalıp söylediği öğrenip oynadığı bir tabuttur Anne saklanır, baba koşar, günleri münleri bölerler Anne de baba da parça parça bir geyik yavrusudur Birinin sırtı ince, birinin elleri kalın İkisi de bir gölün saygı değer komşusudur Ey hayalin sonsuz çalıştığı gölleri bölmek dönemi O zaman artık bir yerlerde hazin mevlütler okunur Dersin ki ayışığı kimin babası kimin oğlu o zaman Sanki herkesin işi bir bölmedir, uzun uzun solunur Senin şarkın bir avcı borusudur ormanları tutar Büyür, yankılanır, bir kale yıkıntısında saygıyla durur Ey en bilge sesi gelip duran sonra akan suların Bilirsin her akşam nasıl öksüz, nasıl güçlükle olur Her akşam nerden baksan yine de bir eksiği doldurur Babalar geri çekilir, anneler onlara teslim olur Saçlarımı hep kestim tutacak kadar kalmasın dedim Çünkü bir başkaldırma ancak saçlarından tutulur Günleri bölümlediler ve sonra suya gittiler çoğu Babalar hep perşembe, anneler hep cuma olur” 11. Babam İçin – Haydar Ergülen “… babam ve ustam’dı o benim sebebim rehberim en eski şiirim … Babam yıllarca sustu kelimeleri sevdi bilmedi kuşların omuzlarını terkettiğini … Babam benim suya bakıp ağlayan ustam karagözlü çırakların babalık hakkı seni kimseye sormam … Ağıtçılar da gitti sessizliği bizde unutup bir daha bakmasın ölümün güzel yüzü kış gelmesin senin uykusuz alnına kış gelmesin ölüm dönsün postacı kılığında kimse evini açmasın ölüm dönsün toprağına yaprağı çürümüş dal olsun ölüm ölüm de çürüsün burada ölümü çağıran kış da çürüsün … Babam Kel Hasan Usta’ya “Babam ve Ustam” çıraklıktan yetişen iki mektup pulsuz, zarfsız, kâğıtsız birbirine emanet iki çocuk bir çift adam her yere yetişmeye hayatı onarmaya, acıyla uslanmaya, kırılıp katlanmaya bir çift kanat sırtında ev, gönlünde iyilik, omuzlarında hayat anladım ki ustam kırılanla kırılmak değil marifet kırılanı onarmak” 12. Babam – Cevat Çapan Babam iki tek atınca Oğlum hadi seni karpuzlara götüreyim derdi.. Karpuzlar Gebze’de oturan kızlardı. Annem kızarır kızar, “Bey çocuk daha küçük” diye çıkışır, Mutfağa gider ağlardı..
baba ile ilgili şiirler can yücel