🐄 Isra 36 Ve Mülk 27 Ayetlerinin Vermek Istediği Mesajlar

50İSRA SURESİ. Adını 1. ayetteki “ أسرىesra” fiilinin mastarı olan “ إسراءisra” sözcüğünden alan sure Mekke’de 50. sırada inmiştir. Surenin 26’ıncı, 32’inci, 33’üncü, 57’inci ve 73-80’inci ayetlerinin Medenî olduğu [1] nakledilmesine rağmen, tahlillerini yaparken açıklayacağımız gibi, biz, 73 İsraSuresi ( Arapça: سورة الإسراء ), Kur'an 'ın 17. suresidir. [1] Sure 111 ayetten oluşur. [2] Surenin Mekke 'de, ancak 26., 32., 33. ve 57. ayetler ile 73.-80. ayetlerin Medine 'de indirildiğine inanılmaktadır. Sure ismini ilk ayetinde geçen ve 'gece yürüyüşü' anlamına gelen 'isra' kelimesinden alır. [3] tevhİdmealİ androİd. 0 (530) 401 81-81. tevhİd mealİ ios İsrasuresi Hayrat Neşriyat meali, ayetlerin kelime meali ve farklı meallerle karşılaştırması Bu nimetleri kullanarak gerçek bilgini elde edilmesi. Verilen nimetlere şükredilmesi mesajları verilmiştir. İSRA ﴾36 ﴿ Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. MÜLK ﴾23﴿ De ki: “Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne az SanaKur’anı indiren O’dur. Bunun bir kısım âyetleri açık ve kesindir. Bunlar Kur’ân’ın esasıdır. Diğer bir kısım âyetler de vardır ki, (onların mânası sizce anlaşılmaz) müteşâbihtirler. (1) İşte, kalblerinde şüphe bulunanlar, fitne aramak ve te’viline gitmek için Kur’ân’ın müteşâbih âyetlerine 43FATIR SURESİ Adını 1. ayetteki “ فاطرfatır” sözcüğünden alan Fatır suresi, Mekke’de 43. sırada inmiş olup 29. ve 32. ayetlerinin Medine döneminde indiğine dair nakiller mevcuttur. 1. ayetinde geçen “ الملائكةel melaike” sözcüğünden dolayı “Melaike ” suresi olarak da anılmaktadır. Tûrsûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 49 âyettir. İsminin 1. âyette geçip dağ mânasına gelen ve hususiyle Hz. Mûsâ’nın Allah Teâlâ ile konuştuğu dağın adı olarak bilinen اَلطُّورُ (Tûr) kelimesinden alır. Mushaf tertibine göre 52, iniş sırasına göre 76. sûredir. Mushaftaki sıralamada elli ikinci, iniş Ancak 26, 32, 33 ve 57. âyetlerle 73 ilâ 80. âyetlerin Medine'de indiği rivayet edilmektedir. 111 (yüzonbir) âyettir. "İsrâ" kelimesi, geceleyin yürümek manasına gelir. Hz. Peygamber'in Mi'rac mucizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kısmı bu sûrede anlatıldığından, sûre "İsrâ" adını almıştır. Rahman ve Rahim olan İsraSuresi. İsra Suresi, 26,32,33 ve 57. âyetler ile 73-80. âyetler Medine döneminde, diğerleri Mekke döneminde inmiştir. 111 âyettir. Sûre, adını ilk âyetin konusu olan “İsrâ” olayından almıştır. “Geceleyin yürütmek” anlamına gelen “İsrâ”, Mîrac yolculuğunda, Hz. Şükürİman İlişkisi. Şükür kelimesi, Kur'ân-ı Kerim’de “Allah’a iman” [25] ve “nimetlere teşekkür” [26] anlamlarında kullanılmaktadır. Küfür kelimesinin de “inkar/iman etmeme” [27] ve “nankörlük/taktir etmeme” [28] gibi iki değişik anlama geldiğini görmekteyiz. Şu iki ayette geçen “şükür MalikSuresi Hakkında Bilgi. İncelemeden önce Mülk Suresi tam olarak yazılmıştır. Bu sureyle ilgili bazı bilgileri bilmeliyiz, yani: Surenin indirildiği yer Makiya Suresi, Mekke-i Mükerreme'de vahyedildi. Ayetlerinin sayısı: Otuz ayet. Ayarlandı Kur'an-ı Kerim Altmış yedi sure. Bölüm Yirmidokuzuncu. Parti Elli yedinci sknv. وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ ۚ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا Ve la takfü ma leyse leke bihı ılm innes sem’a vel besara vel füade küllü ülaike kane anhü mes’ula Kelime Okunuşu Anlamı Kökü تَقْفُ teḳfu ardına düşme وَالْبَصَرَ velbeSara ve göz وَالْفُؤَادَ velfu`āde ve gönül أُولَٰئِكَ ulāike bunların عَنْهُ ǎnhu oyaptığından مَسْئُولًا mes’ūlen sorumludur Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı Bilmediğin şeyin üstünde durup ısrâr etme; çünkü kulak da, göz de, gönül de, hepsi de sorumludur bundan. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan Bilmediğin şeyin üstüne durup ısrar etme; çünkü kulak, göz ve kalp hepsi yaptıklarından sorumludur. Kıyamette yaptıklarından sorguya çekilecektir. Adem Uğur Adem Uğur Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi Hakkında ilmin olmayan şeyin ardına düşme zanla karar verme! Muhakkak ki sem’ algılama, basar değerlendirme ve fuad Esmâ mânâ özelliklerini beyne yansıtıcılar - {kalp nöronları ana rahminde 120. günde kendilerini beyne kopyalar ve beyinden devam eder}, işte onların hepsi ondan mesûldür! Ahmet Varol Ahmet Varol Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Şüphesiz kulak, göz ve kalb; bunların tümü ondan sorumludur. Ali Bulaç Ali Bulaç Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardınca gitme, çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir. Bekir Sadak Bekir Sadak Bilmedigin seyin ardina dusme; dogrusu kulak, goz ve kalp, bunlarin hepsi o seyden sorumlu olur. Celal Yıldırım Celal Yıldırım Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; çünkü doğrusu kulak, göz ve kalb, bunların herbiri ondan ardına düştüğün şeyden sorumludur. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan o peşine düştüğün şeyden sorumludur. Diyanet İşleri Diyanet İşleri Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. Edip Yüksel Edip Yüksel Bilmediğin bir şeye ardına körü körüne düşme, çünkü işitme, görme duyusu ve beyin, hepsi ondan sorumludur. Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar. Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp var ya, bunların hepsi konusunda sorguya çekileceksiniz. Gültekin Onan Gültekin Onan Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve yürek fuade, bunların hepsi ondan sorumludur. Harun Yıldırım Harun Yıldırım Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay Senin için hakkında bir bilgi haasıl olmayan şey’in ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalb Bunların her biri bundan mes’uldür. Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardına düşme. Şüphesiz kulak, göz ve kalb; bunların tümü ondan sorumludur. İbn-i Kesir İbn-i Kesir Hakkında bilgin olmadığı şey üzerinde durma. Çünkü kulak da, göz de, kalb de bütün bunlar ondan sorumludurlar. İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Öğrenmediğin/bilmediğin bir işi yapmaya kalkma! Çünkü kulak, göz ve gönül; bunların hepsi ondan sorumlu olacaklardır. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr Ve hakkında ilmin olmayan bir şeyin ardına düşme karışma açıklamaya çalışma! Muhakkak ki işitme, görme ve idrak, onların hepsi, ondan takfu’dan mesul sorumlu oldu mesuldürler. Kadri Çelik Kadri Çelik Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. Muhammed Esed Muhammed Esed Bilmediğin şeyin ardına düşme; çünkü, işitme duyusu, görme duyusu ve kalp, bunların hepsi Hesap Günü’nde bundan sorguya çekilecektir! Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Ve bilmediğin bir şeyin peşinden gitme! Çünkü kulak, göz ve gönül; bütün bunlar hesap günü ondan dolayı sorguya çekilecektir. Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen Ve senin için kendisine bilgi olmayan bir şeyin arkasına düşme. Şüphe yok ki kulak, göz, gönül, hepsinden sahibi sorulmuş olacaktır. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. Sadık Türkmen Sadık Türkmen Öğrenmediğin/bilmediğin bir işi yapmaya kalkma! Çünkü kulak, göz ve gönül; bunların hepsi ondan sorumlu olacaklardır. Seyyid Kutub Seyyid Kutub Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp var ya, bunların hepsi konusunda sorguya çekileceksiniz. Suat Yıldırım Suat Yıldırım Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalb gibi azaların hepsi de sorguya çekilecektir. Süleyman Ateş Süleyman Ateş Bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi oyaptığından sorumludur. Şaban Piriş Şaban Piriş Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur. Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır. Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce And pursue not that of which thou hast no knowledge; for every act of hearing, or of seeing or of feeling in the heart will be enquired into on the Day of Reckoning. إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُوا إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ ۖ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُورًا İnnel mübezzirıne kanu ıhvaneş şeyatıyn ve kaneş şeytanü li rabbihı kefura Kelime Okunuşu Anlamı Kökü الْمُبَذِّرِينَ l-mubeƶƶirīne savurganlar إِخْوَانَ iḣvāne kardeşleri الشَّيَاطِينِ ş-şeyāTīni şeytanların الشَّيْطَانُ ş-şeyTānu şeytan لِرَبِّهِ lirabbihi Rabbine karşı كَفُورًا kefūran çok nankördür Abdulbaki Gölpınarlı Abdulbaki Gölpınarlı Gerçekten de malını boş yere saçıp savuranlar, Şeytanlara kardeş olurlar ve Şeytan, Rabbine karşı nankördür. Abdullah Parlıyan Abdullah Parlıyan Gerçekten de, malını boş yere saçıp savuranlar, şeytanlarla kardeş olurlar ve şeytan da Rabbine karşı çok büyük nankördür. Adem Uğur Adem Uğur Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Ahmed Hulusi Ahmed Hulusi Değer bilmedikleri için boş yere saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir! Şeytan ise Rabbinin nimetine nankörlük edenlerden oldu! Ahmet Varol Ahmet Varol Doğrusu saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. Ali Bulaç Ali Bulaç Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. Ali Fikri Yavuz Ali Fikri Yavuz Çünkü israf yapanlar, Şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankör bulunuyor. Bayraktar Bayraklı Bayraktar Bayraklı Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Bekir Sadak Bekir Sadak Sacip savuranlar, suphesiz seytanlarla kardes olmus olurlar; seytan ise Rabbine karsi pek nankordur. Celal Yıldırım Celal Yıldırım Şüphe yok ki, saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Cemal Külünkoğlu Cemal Külünkoğlu 26-27 Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa haklarını ver! Elindeki imkânları gereksiz yere saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı nankörlük etmiştir. Diyanet İşleri Diyanet İşleri Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. Diyanet Vakfı Diyanet Vakfı Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Edip Yüksel Edip Yüksel Kuşkusuz, saçıp savuranlar sapkınların dostlarıdır ve sapkın Efendisine karşı nankördür. Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır Çünkü malını saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Fizil-al il Kuran Fizil-al il Kuran Çünkü savurganlar; harcamalarında ölçü gözetmeyenler, şeytanın kardeşleridir ve şeytan da Rabbine karşı son derece nankördür. Gültekin Onan Gültekin Onan Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise rabbine karşı çok kafirdir. Harun Yıldırım Harun Yıldırım Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Hasan Basri Çantay Hasan Basri Çantay Çünkü saçıp savuranlar şeytanların biraderleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Hayrat Neşriyat Hayrat Neşriyat Çünki saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridirler. Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankördür. İbn-i Kesir İbn-i Kesir Muhakkak ki saçıp savuranlar, şeytanlarla kardeş olmuşlardır. Şeytan ise Rabbına pek nankördür. İlyas Yorulmaz İlyas Yorulmaz Hoyratça saçıp savuranlar, şeytanlarla arkadaşlık edenlerdir. Şeytan ise Rabbinin nimetlerine karşı çok nankördür. İskender Ali Mihr İskender Ali Mihr Muhakkak ki israf edenler gereksiz yere savuranlar, haksızlık ve fesat çıkarmak için kullananlar, şeytanların kardeşleri oldular. Ve şeytan, Rabbine karşı çok nankör oldu. Kadri Çelik Kadri Çelik Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı nankördür. Muhammed Esed Muhammed Esed Çünkü, bil ki, saçıp savuranlar Şeytan’ın türdeşleridir; Şeytan da zaten Rabbine karşı gerçekten çok büyük bir nankörlük sergilemiştir. Mustafa İslamoğlu Mustafa İslamoğlu Çünkü amaçsızca saçıp savuranlar, çok geçmeden Şeytanın kardeşleri olup çıkarlar zira Şeytan Rabbine karşı pek nankör idi. Ömer Nasuhi Bilmen Ömer Nasuhi Bilmen Şüphe yok ki, saçıp savuranlar, şeytanların kardaşlarıdır. Şeytan ise Rabbine çok küfran-ı nîmette bulunmuş oldu. Ömer Öngüt Ömer Öngüt Çünkü saçıp savuranlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. Sadık Türkmen Sadık Türkmen Şüphesiz saçıpsavuranlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise, Rabbine karşı nankör olmuştur. Seyyid Kutub Seyyid Kutub Çünkü savurganlar; harcamalarında ölçü gözetmeyenler, şeytanın kardeşleridir ve şeytan da Rabbine karşı son derece nankördür. Suat Yıldırım Suat Yıldırım 26-27 Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. Süleyman Ateş Süleyman Ateş Çünkü savurganlar, şeytânların kardeşleri olmuşlardır. Şeytân ise Rabbine karşı çok nankördür! Şaban Piriş Şaban Piriş 26-27 Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. Tefhim-ul Kur'an Tefhim-ul Kur'an Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri Öztürk Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. Ve şeytan, kendi Rabbine nankörlük etmiştir. Yusuf Ali İngilizce Yusuf Ali İngilizce Verily spendthrifts are brothers of the Evil Ones; and the Evil One is to his Lord himself ungrateful. İsrâ Suresi 23-29. ayetlerde verilen mesajlar yine insan yaşamını ve ahret yurduna hazırlık yapmaları için uymaları gereken kurallar topluğudur. İslam sosyal bir dindir ve İslam’da “iyilik” temel bir ilkedir. İsrâ Suresi 23. Ayette bunu net bir şekilde görebiliyoruz. Ayet-i kerimede Allah şöyle buyurmaktadır; “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.” İsra-23 “Sadece Rabbe kulluk etmenizi emretti” “Kulluk” yaratan ile yaratılan arasındaki ilişki düzeyidir. Yani insanı yaratan Allah’a karşı uyulması gereken bir kuraldır. Ayette ise “Sadece Rabbe kulluk” edilmesi emrediliyor. Nitekim Fatiha Suresi’nde “Yalnızca sana ibadet ederiz” Fatiha-5 deniyor. Kulluk, aslında sadece anlaşıldığı gibi düz bir kelime değildir. Kişi, en çok kime saygı gösteriyorsa, tanzim ve şükrü en çok kime borç biliyorsa, kimi her şeyden üstün tutuyorsa bir anlamda kendini o şeye/kişiye kul etmiş sayılır. Fakat Müslüman için en çok değer verilecek kişi Allah’tır ve kulluk ise yalnızca Allah’a yapılır. “Anne babanıza iyi davranmanızı emretti!” Anne ve baba, insanın var olma vesilesidir zira anne, çocuğunu 9 ay boyunca karnında taşır doğumundan sonra da uzun bir süre anne, evladına karşı gerekli olan merhameti en iyi şekilde gösterir. Yemez-yedirir, uyumaz-uyutur, üzülür-üzmez… Yani evladı için iyi olan her şeyi yapar. Baba da anne kadar değerlidir. Çünkü ailenin rızkını temin etme, iyi bir ahlak verme, geleceğe dair çalışmalar yapma gibi tüm sorumluluklar babanın sırtına yüklenmiştir. Dolayısıyla böylesine iyilik içinde ihsanda ve ikramda bulunan anne-babaya iyi davranmak gerekir ve Allah bunu bir tavsiye olarak değil, emir olarak insanlara söylemektedir. “Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! ikisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.” Bunca zahmete katlanarak evladını yetiştiren, maddi ve manevi eğitimini en iyi şekilde veren, kendisi aç olduğu halde evladını düşünen dünyanın en değerli varlıkları anne ve babalar da zamanları geldiklerinde yaşlanırlar ve yardıma muhtaç hale gelirler. Allah ayetin bu son bölümünde aslında bir anlamda “iade-i merhamet” konusunu ele almaktadır. İsrâ Suresi 23. Ayette verilen mesaj bir anlamda şunu söylemektedir; “Bunca yıl annen-baban sana iyilik yaptı, seni kötülüklerden korumak için her türlü zorluğa katlandı, aç kalmaman, hastalanmaman için elinden geleni yaptı. Vatanına ve milletine hayırlı bir evlat olman için gerek fen ilimlerinde gerekse de İslami ilimlerde sana yol gösterdi, senin için bir zemin oluşturdu, evlenme çağına geldiğinde senin için en iyi olanını seçti, evini dizdi, seni bir süre gözetti ve artık onların da eli ayağı tutamaz oldu. Şimdi sana böylesine büyük iyiliklerde bulunan anne-baban yanında yaşlandı. Tüm bunları yapan ebeveynlerine karşı sorumluluklarını yerine getirme sırası şimdi de sende. Onlar sana iyilik babında her şeyin en iyisini yaptılar, şimdi de sen onlara en iyi şekilde hürmet et, saygı göster. “Onlardan biri veya ikisi yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme!” çünkü onlar sen küçükken yaptığın bunca yaramazlıklarına katlandılar, yeri geldiğinde sen onları sıkıntıya soktun ama onlar bunu da görmezden geldiler. Şimdi onların gayr-i ihtiyari yapacakları şeylerden dolayı sakın onlara “öf bile deme!” diyor Allah Yaşlı insanlar, alıngan olurlar bazen sizin için normal gelen bir söz bile onları incitebilir. Öyleyse bu yaşlılar anne-baba ise özellikle, kullanacağınız kelimelere, cümlelere ve konuşmalarınıza dikkat edin, çünkü onlar alınabilirler ve bu da sizin için günah olarak yeter. “Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. "Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster" diyerek dua et.” İsra-24 “Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger.” Ayet-i kerimenin hemen başında, bir önceki ayetin devamı niteliğinde bir emir vardır. “Onlara merhametle kol kanat ger.” Yani onlar bunca sıkıntılar yaşamalarına rağmen senin için her şeyin en iyisini istediler, her şeyin en güzelini yaptılar veya yapmak için çabaladılar, şimdi de sıra sende. Artık onlar, ihtiyarlamış, belleri bükülmüş, kendi başlarına iş yapabilecek durumda değiller. Onların sana baktıkları gibi sen de onlara bak. "Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster" Ayet-i kerimenin son bölümünde ise Allah duayı emrediyor. Anne-babanın yaptığı bunca iyiliğin karşılığını elbette bir evlat hiçbir şekilde ödeyemez. Onlara bu yaptıkları iyilikler karşısında şükran sunmak için elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra bir de onlar için dua ederek, Allah’tan onlara merhamet etmesini iste. Yaşarken ya da öldükten sonra da onlar için dua et. Çünkü amel defteri kapanmayan bir kısım insan da arkasında ona dua edecek hayırlı bir evlat bırakanlardır. “Kalplerinizdekini en iyi bilen rabbinizdir. Eğer iyi olursanız bilesiniz ki Allah kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.” İsrâ-25 İnsanı yaratan Allah’tır ve yaratıcı yarattığının her halinden haberdar olur. Şöyle düşünün, siz kendi başınıza bir yer inşa ettiniz. İnşa ettiğiniz yerin içinde nelerin olduğunu bilmez misiniz? Elbette bilirsiniz. Bila teşbih, Allah da insanı inşa edendir. Kalbi yaratan Allah’tır, düşünceleri yaratan Allah’tır. Dolayısıyla kendi yarattığı bir mahlûkun içinden geçirenleri bilmez mi? Haşa… “Allah kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.” Allah merhamet edenlerin en merhametlisi ve bağışlayanların en iyisidir. Ayetin sonunda tam olarak bu mesaj veriliyor; eğer siz Allah’a yönelir, O’nun istediği gibi yaşar ve hayatınıza O’nun istediği doğrultuda çeki düzen verirseniz O da sizi affeder çünkü O, çok bağışlayandır… “Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma!”, “Çünkü savurganlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan da rabbine karşı çok nankördür.” İsrâ-26-27 Allah insanın dünyadaki sorumluluğunu sadece kendi yaşantısı ile sınırlı bırakmamıştır. İnsan, kendine karşı sorumlulukları olmakla birlikte yaşadığı topluma karşı da bir takım sorumluluklarla sorumlu tutulmuştur. Akrabaya yardım etmek, Müslüman bir insanın en temel görevlerinden biridir. “Sıla-i Rahim” olarak da bilinen akraba ilişkileri, sadece onları ziyaret etmekle sınırlı değildir, ihtiyaçları olduğu zaman onlar için elden geleni yapmak, hastalandıklarında ziyaret etmek, düğünlerinde davetlerine icabet etmek, cenazelerinde tüm gerekli yardımı sağlamak da bir haktır ve akrabadan sonra yoksul ile yolculara da hakkını vermeyi de emreder. Çünkü onlar da toplumun birer parçalarıdır ve bize verilen geniş nimetlerde ve zenginliklerde onların da payı vardır. Dolayısıyla elimizde olan nimetleri istediğimiz gibi gereksiz yere saçıp savurmaya hakkımız yoktur. Elimizdeki nimet üzerinde hakkı olan yoksul ve yolculara da haklarının tam olarak verilmesi gerekir. “Çünkü savurganlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan da rabbine karşı çok nankördür.” İsrâ-27 Allah yukarıda vermiş olduğu son emrinden sonra savurganlığın kime has bir özellik olduğunu söyleyerek insanları uyarmaktadır. “Savurganlar şeytanların dostlarıdır” ancak şeytan dostları savurganlık yaparlar ve eğer biz Allah katında “şeytanın dostu” olarak anılmak istemiyorsak, akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını vermek zorundayız ve savurganlık yapmaktan uzak durmak zorundayız. “Zira şeytan Rabbine karşı çok nankördür.” Yani eğer biz savurganlık yaparsak ve Allah’ın emrettiği şekilde hayatımıza çeki düzen vermezsek o zaman biz de Şeytanın durumuna düşer ve Rabbimize karşı nankörlük etmiş oluruz. İsrâ Suresi 23-29. Ayetlerde verilen mesajlar bunlarla sınırlı değil. Ayetler devam ediyor, inceleyelim. “Eğer sen kendin dahi rabbinden umduğun bir lutfu beklemek durumunda ihtiyaç içinde olduğun için onlara ilgi gösteremiyorsan, hiç değilse kendilerine rahatlatıcı bir söz söyle!” İsra-28 Allah insana kaldıramayacağı bir sorumluluğu yüklemez. Evet, anne-baba, Allah’ın onlara bahşettiği merhamet duygusundan dolayı yemeyip-yedirseler de, içmeyip-içirseler de Allah yine de evlada taşıyamayacağı yükü yüklemiyor. İsra Suresi 28. Ayette mesaj vererek, eğer hiçbir maddi gücün yoksa onlara iyilik yapabilecek durumda değilsen, elin ayağın tutmuyorsa ve gerçekten kendin de yarıma muhtaç isen yine de onlar için bir iyilik yap ve onlara rahatlatıcı söz söyle. Nitekim Peygamber Efendimiz “Güzel söz sadakadır” buyurmaktadırlar. Yani insanın maddi olarak anne-babasına, akrabalara, yolcu ve yoksullara verebileceği bir şeyi yoksa da kişinin sadaka yerine geçen güzel söz söylemesi gerekir. Sayılan bu kişilerle karşılaştığında ya da onlarla birlikte iken maddi ve manevi sıkıntılarına derman olacak veya en azından sıkıntılarını giderecek güzel söz söylemesi de Allah’ın insana yüklediği bir sorumluluktur. İsra Suresi 23-9. Ayetlerde verilen mesajın son ayetinde ise Allah insanlara nasihatte bulunuyor. “Eli sıkı olma, ölçüsüzce eli açık da olma; sonra kınanacak, kendi kendine hayıflanacak duruma düşersin!” “Eli sıkı olmak” cimriliktir, var olduğu halde harcamamak, yardım etmemektir. Allah cimrileri sevmez ve bir hadis-i şerifte Efendimiz “Cimri Cennete giremez” buyurmaktadır. Eli sıkı olmanın zıddı ise “ölçüsüz olmak” yani savurgan olmaktır. Allah her iki durumu da yasaklamıştır. Ne cimri olmak ne de eli sıkı olmak gerekir, ikisi arasında yani “vasat” olmak gerekir. Allah İsra suresi 23-29. Ayetlerde verilen mesajları bu şekilde kullarına iletmektedir. Müslüman bir insan, yaratıcısının emrettiği her şeyi elinden geldiğinde yapmak ile mükelleftir ve ayetlere dikkat edilirse hiçbir mesaj, insanın yapamayacağı zorluklarda değildir zira Allah Bakara Suresi 286. Ayette "Allah hiçbir nefse gücünün yeteceğinden öte yük yüklemez” buyurmaktadır. Verilen mesajlar incelendiğinde de Allah’ın insana ağır yükler yüklemediği, kaldırabileceği, kaldıramayacağı durumlarda ise kolaylaştırıcı yöntemleri göstermiştir. İsra Sûresi 23-39. Ayetleri Işığında Allah?ın Emirleri 1- Allah?tan başkasına asla ibadet etmemek. 2- Anne-babaya iyi davranmak. 3- Akrabaya hakkını vermek. 4- Yoksula ve yolda kalmışa hakkını vermek. 5- İsraf etmemek. 6- Cimrilik etmemek. 7- Fakirlik korkusuyla evlatlarını öldürmemek. 8- Haksız yere cana kıymamak. 9- Yetimin malını yememek. 10- Ahdi yerine getirmek. 11- Ölçü ve tartıyı doğru tutmak. 12- Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin ardına düşmemek. 13- Yeryüzünde kibir ve azametle yürümemek. İsra Sûresi 23-39 kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ?öf!? bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki ?Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.? içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma. saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve dilediğine kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. bir sebep olmadıkça, Allah?ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da kısas yoluyla öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz veren sözünden sorumludur. ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir. kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin. bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme. Sonra kınanmış ve Allah?ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. Meal Ayet Arapça وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا Türkçe Okunuşu * Velâ takfu mâ leyse leke bihi ilmunc inne-ssem’a velbasara velfu-âde kullu ulâ-ike kâne anhu mes-ûlân 1. Ömer Çelik Meali Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur. 2. Diyanet Vakfı Meali Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. 3. Diyanet İşleri Eski Meali Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar. 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali Bir de hiç bilmediğin bir şey'in ardınca gitme, çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri ondan mes'ul bulunuyor 7. Hasan Basri Çantay Meali Senin için hakkında bir bilgi haasıl olmayan şey'in ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalb Bunların her biri bundan mes'uldür. 8. Hayrat Neşriyat Meali Hakkında bilgi sâhibi olmadığın bir şeyin ardına da düşme! Çünki kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan mes'ûldür. 9. Ali Fikri Yavuz Meali Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardınca gitme, çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur. 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve senin için kendisine bilgi olmayan bir şeyin arkasına düşme. Şüphe yok ki kulak, göz, gönül, hepsinden sahibi sorulmuş olacaktır. 11. Ümit Şimşek Meali Bilmediğin şeyin peşine takılma. Çünkü kulak olsun, göz olsun, kalp olsun, hepsi bundan sorumlu tutulmuştur. 12. Yusuf Ali English Meali And pursue not that of which thou hasth no knowledge; for every act of hearing, or of seeing or of feeling in the heart will be enquired into on the Day of Reckoning. Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. İsrâ Sûresi 36. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.

isra 36 ve mülk 27 ayetlerinin vermek istediği mesajlar